ANASAYFA
22 Mart 2019 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Gönül UYANIKTIR / Günce
Ronda'dan Edirne'ye Hemigway'den Loti'ye (1)
Yayın Tarihi: 15 Mart 2019 Cuma, 06:18
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Sabah Ronda'da uyandım… Küçük kasabalara özgü, üstü tırtıklı tenekeyle kaplı terminalden, İspanyol Meydanındaki kafeteryaya yürürken gözlerim Ernest'i aradı. Epi topu üç gün kalsa da, uçurumun başında, romanının ilk satırlarını karaladığı yer, hala adıyla anılıyor…
Ernest yoktu..! Kimbilir hangi savaşı izlemek için dünyanın bir başka yerindeydi. Hatta ben O'nu burda ararken Edirne'de bile olabilirdi. 
Ernest'i Edirne'de ve Karaağaç'ta düşündüm… 1922'de İstanbul ve Mudanya'dan sonra Edirne'ye gelmiş ve Hristiyan nüfusun Doğu Trakya'dan batıya giden göçünü izlemiş. Kaleiçi'nde bir evde kalmış. 'Edirne'yi ve Karaağaç'ı çok sevmiş' de demek isterdim…
Yaşayıp gördüklerinden yola çıkarak yazdığı makale ve hikayeleri Daily Star'da yayınlanmış. Gitiği ülkelerde toplumsal hayata ve dönemin siyasetine ne kadar vakıf olduğunu gösteren bu hikaye ve makalelerini sonradan, 'İşgal İstanbul'u ve İki Savaş Arasından Mektuplar' isimli kitabında toplamış. Bu makale ve mektuplar arasında İstanbul'a Edirne'ye ve Trakya'ya ilişkin gözlemlerinin pek bir iç karartıcı olduğunu görüyoruz… 
…Ernest'i göremeyine Taki'ye söylenmeye başladım… Tamam bizi dağ tepe aşırıp getirdin. Hatta; 'buraya niye geldik?' diye burun kıvırdık. İyi de be adam, neden; “Burayı görmeden Endülüs olmaz, siz dersinize çalışmamışsınız!” demedin! Senden bunu demeni beklerdim doğrusu…
Tamam doğası eşsizdi! Ama sadece; 'doğası ne güzel, ne vahşi' deyip, Yeni Köprü'den uçuruma, Eski Köprü'ye bakıp hülyalara daldık. Keşke, “Burası İspanya'nın en eski yerleşimi, Müslümanların 900 yıla yakın kaldığı ve en son terk ettiği kent” deseydin de çevreye o gözle bakabilseydim. Belki de dedin, ama ben o sırada telefonla(!) konuşuyordum…
Kendime de çok kızgınım…! Bu yüzden de son günlerde kafayı Ronda'ya fena taktım. (Nedenini de, 'biraz bilmece gibi olacak ama', yazdıklarımı sabırla okuyabilenler anlayacaktır) Binlerce kilometre git de, birkaç magazinel bilgi dışında Fransız takıl gel!... 
Ronda; aslında üç yıl önceki mesele… Ama üç yıldır aklımda… En iyisi mi seçim öncesi, bu nedense apolitik(!) ortamda yazarak özlem gidereyim… Belki bazı isim ve olayların minicik bir kentin turizmine nasıl bir zenginlik kattığını, Edirne'nin ise hazinesinden bihaber, eşelenip eşelenip Amerika'yı yeniden keşfetme çabasındaki abesle iştigali gören, anlayan birileri çıkar.
Ronda; Malaga, Sevilla, Cordoba üçgeninde, 1.200 metrede 40 bin nüfuslu bir yer! Kenti 713'te Mağribiler fethetmiş ve 1492'de son Müslüman kenti Granada, İspanyolların eline geçtikten sonra bile burada yaşamayı sürdürmüşler. 
Eski Ronda, kayalık bir tepe üzerine kale olarak kurulmuş. Endülüs Emevi Devletinin yıkılışında, Mağribilerin İspanya'da terk ettiği son yer olmuş. Aslında bu acıklı bir vedaymış …!     Mağribiler, İspanyollarla Ronda'yı silahsız bir şekilde teslim edip, terketme konusunda anlaşmış. Ancak ertesi gün İspanyollar, 'verdiğimiz söz dün içindi' diyerek, kendilerine boğa güreşi gibi bir miras bırakan silahsız Mağribileri katletmiş…
…Atlas Okyanusundan Nil Deltasına kadar uzanan ve Mağrip denilen kuzey Afrika coğrafyası halkı, tarih boyunca Mağribi, Berberi, Kabili gibi isimlerle anılmış. Sosyal ve ekonomik varlığını kervan yağmalayıp haraç alarak sürdüren Mağribiler; Türkçe'ye de 'Mal bulmuş mağribi gibi' diye saldırganlığı tanımlayan bir deyim bırakmış. Avrupalılar, Cebelitarık Boğazından İspanyaya giren Araplara 'Mağribi', yerli İspanyol halk ise 'Endülüslü' demiş. 
711-1492 yılları arasında İspanya (İber) Yarımadası'nda Müslümanlığın etkisi altında bulunan bölgelere Endülüs (Andalusia) denmiş. Endülüs kelimesi söylenişindeki fonetiğe rağmen, maalesef “Vandallar'ın Ülkesi” anlamına geliyormuş. 
Endülüs denilen coğrafya Mağribilerden 40 yıl sonra bu kez Emevilerin göçüne uğramış. 750 yılında Abbasiler'in ayaklanması sırasında Şam'daki katliamdan kaçabilen 
Emevi ileri gelenleri İspanya'da 756 yılında bağımsızlıklarını ilan etmiş. Böylece İslam dünyasında, başkenti Kurtuba (Cordoba) olan ikinci bir devlet kurulmuş. Endülüs Emevileri en parlak dönemini 756- 1031 yılları arasında yaşamış. Arap-islam ve ortodoks sanatı ile latin ve vizigot sanatlarını birleştirerek Elhamra Sarayı ve Kurtuba Külliyesi gibi önemli mimari eserler yapmışlar.
Kurtuba; Bağdat ve Kahire'den sonra dünyanın üçüncü önemli merkezi haline gelmişi. Birlikte çalışan İslam ve Yahudi ilim adamları sayesinde Avrupa bilim ve sanatının temelleri Endülüs'te atılmış. Avrupa'da sadece papazlar ve liderler, Endülüs'te ise halkın neredeyse tamamı okur yazarmış Şehircilik ve şehir kültürünün çok yüksek olduğu, kültürel farklılıkların zenginlik olarak algılandığı bir dönemmiş. Sefarad Yahudileri bugün 'Golden age of Jews' olarak adlandırılan altın çağlarını yaşamış. Müslümanların İspanya'daki varlığı en son Morisko'ların 1609 yılında sınır dışı edilmesiyle son bulmuş.
(SURECEK)

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Kuday ve ekibinden Özbaş'a ziyaret
Satko Araç Takip Sistemleri ve Filo Yönetimi Çözümü
Haftanın KEÇİ'si
Eticaret Marka Değerinizi Artırır
Emlakçılarda Edirne-Çorlu yarışı
Bırakılan valizde 9 kilo kokain
‘Tam bir Mustafa Kemal askeri’
Başarıda işin sırrı
Masa Tenisi'nde büyük randevu
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE