ANASAYFA
26 Mayıs 2019 Pazar
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Gönül UYANIKTIR / Günce
Sevgi zamanı
Yayın Tarihi: 26 Nisan 2019 Cuma, 05:49
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Trafikte 'yayaya öncelik' uygulamasına sürücüler de yayalar da yavaş yavaş alışıyor. Ama önemli iki konu hala tehlike yaratmaya devam ediyor. 
Birincisi sinyalizasyon olan yerler! Buralarda ışık kimin için yanıyorsa öncelik onundur. Yani araçlara yeşil ışık yanarken yaya her zaman olduğu gibi beklemek zorunda. Ama bazılarının kafası karışmış olacak ki kendileri için kırmızı yanarken fütursuzca trafiğe atlıyorlar. Sürücüler de haliyle ikilemde kalıyor. Elbette, yaya kendini trafiğe bırakmışsa onun hayatını önceleyip frene basacaksınız. Umarım peşinizdeki trafik de kontrollü akıyordur.
İkinci büyük tehlike de yaya geçidinde aracın biri durup yol verirken, yan şerittekinin beklemeden son sürat geçebilmesi. Öyle ki siz durup yol verseniz de, yaya diğer şeritten gelen sürücüden emin olamadığı için geçmiyor. Siz yaya geçsin diye beklerken de arkanızdaki sabırsızlar ordusu kornalara asılıyor.  
Bence şehir içinde yayanın önceliği vurgulanırken bu korna işi de yasaklanmalı. Yasak demişken bir başka rahatsızlık konusu da halojen farlar. Trafikte o farları kullananlar dışında herkes rahatsız. Karanlıkta karşıdakinin gözünü öyle bir alıyor ki bir an bocalıyorsunuz. O bir anda da çok şey olabiliyor.
Korna kullanmak birçok ülkede medeniyet-sizlik- göstergesi. Korna çalana ters ters bakıp, tepki gösterir hatta şikayetçi olurlar. Bizde ise 'beni görün' demek, selamlaşmak, insanları ürkütmek, haklı ya da haksız önceliği elde etmek için çokça kullanılır. Özellikle büyük kentlerdeki trafik kaosunun sorumlularının başında gelir. Gözünüzü kapayıp trafiği bir dinleyin, kulaklarınız korna sesinden duyamaz hale gelebilir. 
Zaman zaman trafik polisleri belli başlı yaya geçitlerinde görev yapıyor. Hem sürücüleri hem de yayaları test etmek uyarmak adına. Bu uygulama belli bir refleks kazanılıncaya kadar devam etmeli. Gözlemlerime göre Edirne'de bu kurala uyma oranı hayli iyi. Ancak yayalar hala beş on metre yakındaki geçide yürümek yerine çiçekli refüjlerden atlamayı yeğliyor. 
Ayrıca yaya geçitlerinin konumlanmasında sıkıntılar çok. Özellikle göbekli kavşaklarda… Olin kavşağı bunların başında geliyor. Bu kavşakta, çevredeki yeni işyeri sayısının ve yaya hareketliliğinin artması nedeniyle acilen yeni bir düzenleme gereksinimi var. 
Gelişigüzel yaya geçitleri de kentin trafiğini iyi bilmeyen veya hız limitleriyle arası pek hoş olmayan sürücüler yüzünden, 'nasılsa yaya geçidindeyim' güvencesini duyanlara kurulmuş bir tuzak gibi. Toplum -maalesef geç kalmış bir şekilde- henüz geçitlerde yaya önceliğini hazmetmeye çalışıyor. Bundan sonraki, 'geçit dışında da olsa yaya trafiğe ayak bastığında yol vermelisin' aşamasının hayli bir uzağında.
Önceki gün vatandaşın tepkisini gösteren iki ayrı olaya şahit oldum. Hatta birini kuzenimle birlikte yaşadık.
Ayşekadın istikametinden şehre gelirken eskiden- 'Hayati' denilen durakta bir yaya geçidi, solunda da caddeye açılan bir sokak var. Geçitte birbiri peşisıra iki yaşlıca bey yürütor. Birinin elinde dayandığı bir baston. Araçlar durup yol verdi. Yayalardan biri karşıya geçme hamlesini tamamlayıp kaldırıma ayak basacağı sırada, sokaktan çıkan araç, yaşlı adama dokundu. Yaya o kadar korktu ve sinirlendi ki, önce aracın camlarını, sonra da kapısını yumruklamaya başladı. Sürücü, o sırada geçidin ortalarına gelen ikinci kişinin önünden bastı gitti… Sanıyorum bütün bunları kötü niyetle değil ama kötü alışkanlıklarımız nedeniyle yaptı. Çevrede olanları izleyenlerden utanıp, ikinci yayanın geçmesini beklemeden de gaza bastı.
İkinci olay Orduevi kavşağındaydı. Kuzenimle şehre geliyoruz, bir sürücü de Orduevinden çıkıp trafiğe girmek için sabırsızlanıyor. Yaya kaldırımını ikiye bölen geçidin iç tarafında yani orduevinin bahçesinde durup, yayaların geçişini engellememesi gerekirken, o kaldırımı ikiye bölen noktada her iki istikametten de gelen insanların yolunu kapattı. Sürücüye, 'napıyorsun' anlamında yayaları gösterdim. Çünkü geçidin iki tarafında da yayalar kalakalmıştı. Bir kısmı caddeye inip araçların yanından yürüdü. O sürücü ise hışımla gözlüklerini çıkarıp, 'ne  oluyor, sen kimsin' gibisinden elini sallayıp dik dik baktı. Arabanın yanı başında bebeğiyle bekleyen anneyi görünce de sinirli bir hareketle geri gitti. Işık yandığında öndeki sürücü ona nezaketle yol verdi, o vermese zaten ben yol verecektim… 
Kısaca, trafikte zaman zaman istemeyerek, dalgınlıkla veya terk edemediğimiz alışkanlıklarla hatalar yapabiliyoruz. Birbirimizi incitmeden kırmadan uyarmamız gereken zamanlarda bunu mutlaka yapmalıyız. Uyarana bir tebessümle teşekkür etmek her iki tarafı da motive eder. Hataları görmezden gelir, trafik ve nezaket kurallarını hiçe sayar, 'aman bana ne' dersek toplumsal eğitim konusunda birbirimize yardımcı olmazsak giderek yabancılaşır yozlaşırız.
Oysa bir gülümseme, bir hak verme, bir teşekkür veya özür dileme tüm insani duyguları yeşertir, çoğaltır. Bunu yapalım! En azından ben deniyorum. Çünkü artık sevgi, anlayış ve hoşgörü zamanı…

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Ceviz katliamı!
1500 lt zeytinyağı yediemine
Muhtar kadın olursa!
‘Ben de sizden biriyim’
Edirnespor'da ikinci 'Toros' dönemi
‘Köse riski her yıl var’
İklim için okulu kırdılar
CHP'de 31 Mart sonrası eğitim
Yeniimaret'te sokak iftarı
Uzunköprü'de şehit ve gazi aileleriyle iftar sofrası
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE