ANASAYFA
11 Ağustos 2020 Salı
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
ŞEHİT CENAZESİ ÜZERİNDEN AYRIŞMA!
Yayın Tarihi: 30 Nisan 2019 Salı, 06:01
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Türkiye'nin Ana Muhalefet Partisi Lideri Sn. Kılıçdaroğlu, Başkent Ankara'da, Şehit Cenaze Töreninde bir grubun tekme ve yumruklu saldırısına uğradı. Olayın detayları ortaya çıktıkça görüldü ki, bu öyle anlık tepkilerden oluşan sıradan bir saldırı değil, önceden hazırlık yapılmış organize bir linç girişimi!
Maalesef geçmişi bu tür kitlesel organize linçlerden pek çok örneklerle dolu Ülkemizde birçoğumuz bu saldırı ile 1993 Sivas Katliamını hatırladık.
Bu son derece çirkin ve tehlikeli linç girişimine verilecek tepki çok önemli ve hayatidir. 
Dünyanın pek çok yerinde benzer olaylar meydana gelebilir. Her ülkenin bu tip olaylara vereceği tepki kendine özgüdür ve o ülkenin toplumsal yaşamının göstergesidir. 
Toplumsal barışını sağlamış bir ülkede; 
- Toplumun tüm bireyleri bu linç girişimini kınar.
- Siyasi liderler, kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşları ve medya, olayın yarattığı tehlikeyi anlatır, daha fazla büyümeden önlenmesi ile kısmen teselli bulur, ihmali olan kamu görevlilerinin soruşturulmasını ister ve en önemlisi olaydan ders çıkartıp gelecekte tekrar böyle olaylar yaşanmaması için çareler düşünür.
- Yargı ise etkin, hızlı ve yerleşik uygulamalarına uygun tarafsız bir şekilde suçlulardan hesap sorar.
Peki, bizde ne oldu?
- Toplumun büyük bir bölümü siyasi görüşüne göre bu olaya tepki gösterdi.
Maalesef herkes tarafından kınanması gereken bu olay, azımsanmayacak bir sayıda destek buldu. Bu kişiler, “Kılıçdaroğlu'nu PYD/PKK destekçisi ilan ederek ya da geçmiş dönemlerde saldırıya uğrayan Bakanlar Taner Yıldız ve Bekir Bozdağ için muhalefetin tepki göstermemesini gerekçe göstererek” görüşlerini savundu.
Adeta şiddeti kutsayan militan ruhlu bir grup ise saldırganı kahramanlaştırdı ve linç girişimini övdü.
- Artık, Devletin tüm erklerinin ve neredeyse tüm medyanın, her hangi bir olayda konum almadan önce ne diyeceğini beklediği, Sn. Cumhurbaşkanı'nın ne söyleyeceği elbette çok önemliydi. Hele ki, bugünlerde 82 Milyonu içine alacak “Türkiye İttifakı” sözünü dillendirmişken.
Gerçi bir de böyle durumlarda, ilk ve en beklenmedik tepkileri veren Sn. Bahçeli'nin ne diyeceği de önemliydi. Ama o zaten anında tepki gösterdi ve adeta seçim döneminde ektiği rüzgârın fırtınasını biçmenin doğal keyfini yaşayan rahatlıkta sözler sarf etti!
Ve 24 saat kadar suskunluktan sonra Sn. Cumhurbaşkanı da konuştu. Maalesef yapığı açıklamalar, Sn. Kılıçdaroğlu'un suçlar nitelikteydi. Bir taraftan “Türkiye İttifakı” deyip, 82 Milyon'u birleştirmekten bahsederken, diğer taraftan böyle bir olayda, adeta şiddete örtülü destek anlamına gelebilecek açıklamalar yapması, saldırıya uğrayan Ana Muhalefet Liderini arayıp geçmiş olsun bile dememesi, anlaşılır bir şey değil!
Üstelik Sn. Cumhurbaşkanı ilerleyen günlerde, gittikçe dozajını artırarak bu konuşmalarına da devam etmekte!  
- Peki ya Bağımsız Yargı! Unutmadan ekleyelim, 2017 Referandumu ile artık Bağımsız ve Tarafsız Yargı! 
Özellikle Cumhurbaşkanı'na hakaret gibi, normalde tutuksuz yargılama gerektiren bir suçta sürekli tutuklama kararı veren Bağımsız(!) ve Tarafsız(!) Yargımız, bu olayda “hem şiddet içermesi hem de topumun çoğunluğunda infial yaratmasına karşın” tutuklama kararı vermedi.
Kısa bir süre önce, Yeni Zelanda'da camilere yapılan saldırılar elbette çok daha büyük boyutta ve şok ediciydi. Ama gerek toplumun tüm kesimleri gerek devlet olarak gösterdikleri muhteşem duyarlı ve akılcı tepki ile başta Türkiye olmak üzere tüm Dünyanın takdirini topladılar. Bu örnek sağduyulu yaklaşımları için, hepimiz Yeni Zelanda'nın hem Halkına hem de Devlet Yönetimine hayran kaldık. Peki, aynı tarz duygu ve düşünceleri kendi Ülkemizde kendi insanımızdan neden esirgiyoruz?
Bizim en önemli milli değerlerimizden birisi de “Şehitlere saygı”dır. Asıl o cenaze törenine gitmeyen siyasi liderlerle ilgili “acaba neden gitmedi” diye sorulmasını gerektiren bir milli değerler silsilesinde, şehit cenazesine gidende kusur aramak nasıl bir düşüncedir?
Ve ne olursa olsun, görevi; her türlü şiddeti ön görüp, tedbir almak ve önlemek olan sorumluların, suçu Sn. Kılıçdaroğlu'na yüklemeye çalışması nasıl bir görev ve sorumluluk anlayışıdır?
Peki, bizi birleştirmesi gerektiren bir şehit cenazesi nasıl oluyor da bu kadar ayrıştırıyor? Buna sebep olan söylemlerin sahipleri kimlerdir ve tehlikenin farkındalar mı? 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Hastanede taciz iddiası!
ETUS'ta neler oluyor?
Cennet köşede 'Cehennem!’
Komşuda olağanüstü hal
Yalnızgöz gözsüz kaldı!
e-esnafın kirası yok
Altında tarihi zirve
'Çeltik' stüdyosu
Aramızdan ayrılanlar
Ormanlık alanda mangal yasağı
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE