ANASAYFA
26 Mayıs 2019 Pazar
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
Mazbata (3)
Yayın Tarihi: 08 Mayıs 2019 Çarşamba, 06:13
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Geçen haftaki gergin bekleyişin yerini, endişe ve kaygı ötesi, fiili bir durumun aldığı tarihtir 6 Mayıs 2019.    

 

Evet, endişe ve kaygı ötesidir çünkü ortada fiili bir durum vardır. O da, ülkenin siyasi tarihinde çok partili döneme geçiş sayılan 1946 yılına dönülmesidir.

 

Adeta zaman tünelinde hızla geriye giderek tek parti/parti devlet yönetimindeki günlere, 73 yıl öncesi döneme cebren sürüklenmiş bir Türkiye vardır.     

 

Önceki yazının giriş bölümünde yer verdiğimiz, endişe ve kaygı ifadesi şu satırları tekrarlayarak devam edelim…

 

//YSK’dan İstanbul seçiminin tekrarı yönünde çıkacak bir karar, çuvala sığmayan mızrak gibi görülecektir. İktidar baskısına bağlanacak, toplum vicdanına sığmayacaktır.

 

Yanı sıra, ülkede zaten sandığa indirgenmiş demokrasiden de eser kalmadığı tescillenecek, demokrasinin yerini otoriter bir rejime bıraktığı yönündeki iddialar güç kazanacaktır. Uluslararası ölçekte Türkiye, melez rejimden otoriter rejime fiilen geçmiş sayılacaktır.//

 

İddiamız odur ki, 6 Mayıs itibarıyla fiilen (uygulamada)  geçilen “yeni rejim”, ülkeye giydirilen ‘deli gömleği’dir ve bu aşamadan sonra endişe/kaygı duymak yetersiz kalır.

 

Mesele, ülkeye zorla giydirilen bu ‘deli gömleği’nin nasıl ve hangi süre içinde yırtılıp atılacağıdır. Çünkü dış dinamiklere dayandırılan ülke bekasına, toplumsal barış tehdidine dair açıklamalar artık geri plandadır. İçeride yaşanan ve dozu giderek artan gerilimin doğuracağı sonuçlara odaklanılmalıdır.    

 

Bu gerilimin, öyle sıkça ortaya atıldığı şekliyle, bir iç çatışmaya varacağını düşünmüyorum. Ülke için bir felaket olur bu ve onarılamaz tahribata yol açar, toparlanmamız yıllar alır. Yani sonuçları çok tehlikeli bir maceradır ve düşünülmesi dahi akla zarardır.

 

Ülkemizde ‘darbeli demokrasi’ olduğu yadsınamaz bir gerçek, ancak demokrasi kültürü gelişmiş, Atatürk Cumhuriyeti’nin değerlerini içselleştirmiş, kıymetini bilen öyle bir toplum kesiti var ki, ülke geleceğinin teminatıdır kanımca.

 

Bu toplum kesitinin, kültür ve sanat üretiminde, yaratıcılıkta, mizahta, çağdaş değerlere dayalı yaşam tarzında sergilediği dinamizm, AKP’nin dayattığı dünya görüşünün, devlet ve toplum yönetim tarzının panzehiridir.

AKP’nin toplumu aynılaştırma, tek tipleştirme siyasetine set çeken/çekecek ve kendini tüm olumsuz koşullara rağmen yeniden üreten, geliştiren güçlü bir muhalefet dinamosudur bu.    

 

Bu fikrimi: ülkede siyasal İslamcı iktidarın artık tramvaydan indiği, demokrasiye hiç ihtiyacı kalmadığı ve seçimle iktidarı vermeyeceği tezinin ‘şaşılası YSK kararı’ ile kanıtlandığını vurgulayarak soyut ve hayalci bulanlar çıkacaktır.

 

Elbette haklılık payı olan bir saptamadır.

 

Ancak, AKP’ye karşı oluşan toplumsal duyarlılık ciddi ve etkili bir dinamiktir.

 

Dahası da var kuşkusuz…

 

Doğrudur, ülkemizde siyasal İslam’ın temsilcisi AKP’nin sözde demokrasiye dayalı, demokrasiyi iktidarı ele geçirmek ve elde tutmak üzere bir araca indirgeyen iktidarı, güçlü ve hatta kolay kolay yıkılamaz görülebilir.

 

Ancak, AKP’nin ülkeyi yönetme kapasitesi ve kabiliyetinin giderek daha baskıcı bir zeminde sürdürülebilir olduğu gerçeğini ve bunun mahsurlarını da gözden kaçırmamak gerekiyor. 

 

Ülke ekonomisinin yönetilemez bir seyir izlediğini de göz önünde bulunduralım.

 

Yani, iktidarı her hal ve şartta elimde tutarım ve vermem anlayışının sürdürülebilirliğinin önündeki bir başka takoz, ülkenin AKP eliyle yaratılan ekonomik sorunların ve dışa bağımlılığın yüksek seviyesidir.

 

İki temel boyutu olan bir meseledir bu.

İlki, AKP’nin iktidarını pekiştirmek amacıyla küresel güçlerin oyun kuruculuğunda neoliberal ekonomi politiğe dört elle sarılması sonucu ülkeyi soktuğu ekonomik darboğazdır.

 

Nitekim taze finansman ihtiyacından kaynaklanan dışa bağımlılığın getirdiği boyunduruk krizden çıkışı zorlaştırmakta, AKP’nin yönetim ve hareket kabiliyetini fena halde kısıtlamaktadır.

 

İkincisi de, yine kaynak daralmasına bağlı himayeci, kayırmacı ekonomi yönetiminin tıkanmasıdır.

 

Bildiğiniz gibi, AKP’nin oy havuzunu besleyen ana damarın İstanbul belediyesi olduğu uzun zamandır dillendiriliyor.

 

Belediye kaynaklarının siyasetin finansmanında kullanıldığına dair iddialar da ortada;

31 Mart sonrası bu iddiaların çok da haksız olmadığı yönündeki haberlerin de tanığıyız.

 

Bu bağlamda, YSK’nın seçimi yenileme kararını AKP’nin İstanbul’u kaybetmeyi göze alamamasının doğurduğu bir sonuç şeklinde değerlendirmek yanlış olmasa gerek.

 

Diğer taraftan, AKP’nin her hal ve şartta seçimleri kazanma ve iktidarda kalma yönteminin sürdürülemez olduğu ve dolayısıyla toplumsal muhalefeti kuvvetlendirdiği de çok açık.

 

Ekrem İmamoğlu’nun Maltepe açılımı üzerinde kısaca durarak yazıyı tamamlayacağız.

YSK kararı, çerçeveyi genişletti zira.

 

Ülkenin içinde bulunduğu bu çalkantılı dönem elbette aşılacak, aşılması şart.

Fakat bunun nasıl olacağına kafa yorarken, AKP’nin iktidardan düşmesini önceleyen bir yaklaşımın yetersiz kalacağını da hesaba katmak lazım.

 

Evet, ‘Maltepe açılımı’ nitelemesi ile öne çıkardığımız İmamoğlu konuşmasını, AKP sonrası döneme dair düşünce/değerlendirme notları da sunduğu için önemsiyoruz.

 

Beş başlık altında derlenmiş bu konuşma, yenilenecek İstanbul seçimi için de pusula  mahiyetindedir.

 

1- İstanbul'da yeni nesil siyaset anlayışı hakim olacak.
2- İstanbul'da yeni nesil belediyecilik anlayışı hakim olacak.
3-İstanbul'da yeni nesil yerel demokrasi anlayışı hakim olacak. 
4-İstanbul'da yeni nesil toplumsal anlayışı hakim olacak. 
5-İstanbul'da yeni nesil yurttaşlık anlayışı hakim olacak.

 

Yeni nesil siyaset/ demokrasi/toplumsal birlik/yurttaşlık anlayışı ise, yeni bir yerel yönetim modeli ötesindedir.

Ülkenin gereksinim duyduğu yönetime de işaret etmekte, umut yaratmaktadır.    

 

Konuşmanın tamamına YouTube üzerinden ulaşılabilir.

 

İkinci raunda kalan İstanbul yerel seçimine ilişkin analizimiz, “Mazbata” başlığı altında şimdilik bu kadar.

Bakalım Haziran ayı önümüze neler getirecek…       

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Ceviz katliamı!
1500 lt zeytinyağı yediemine
Muhtar kadın olursa!
‘Ben de sizden biriyim’
Edirnespor'da ikinci 'Toros' dönemi
‘Köse riski her yıl var’
İklim için okulu kırdılar
CHP'de 31 Mart sonrası eğitim
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE