ANASAYFA
16 Temmuz 2019 Salı
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Özdemir AKBAL / Dünyanın Penceresinden
ABD-Rusya İlişkisi
Yayın Tarihi: 10 Mayıs 2019 Cuma, 05:50
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Bir dönem çalıştığım araştırma merkezinde 27 Mayıs 2013'te kaleme aldığım “Cenevre Konferansı'nın Gizli Pazarlığı: 2015 Esad'ın Gidiş Yılı Olur mu?” başlıklı değerlendirmemde ABD'nin Rusya'yı muhatap alarak Suriye politikasını yürüteceğini gayet açık bir şekilde belirtmiştim. Buna mukabil ABD'nin “muhalefet” olarak tanımladığı gruplara da ekonomik ve askeri yardımları yaparak Suriye'de politik etkisini artırmaya çalışacağını, ABD'nin yükümlülüğünü bölgedeki müttefiklerine aktarmaya dayalı stratejisinden dolayı da doğrudan üstelik de Esad'ın devrilmesi yönünde bir askeri müdahalede bulunmayacağını da ortaya koymuştum. Açık bir ifade ile de “… Suriye meselesinin çözümü Rusya, Çin ve hatta İran'ın da katılımıyla masada gerçekleştirilmeye çalışılacaktır.” demiştim. Bu değerlendirmeme dair gerçekleşen kısımlar bunlar. Gerçekleşmeyen kısım ise sadece bir beklenti olarak ortaya koyduğum bu dönüşüm sürecinin 2015 yılında ortaya çıkma ihtimali. Bu tarihi öngöremedim. Ancak şu notu da sevgili bilgi üreticisi gazeteci, günlük olaylar analisti “uluslararası ilişkiler uzmanı” şahıslar için düşelim siyaset bilimi bir falcılık faaliyeti değildir. 
Söz konusu değerlendirmemin üzerinden bundan 18 (sizler okurken 17 olacak) gün sonra tam olarak altı yıl geçmiş olacak. Suriye meselesi bir dönüşüm hükümeti ile tarafların masaya oturarak çözeceği bir sorun olduğu ifadeleri bundan altı yıl önce müstehzi gülümsemelerle karşılanırken şu anda olan şey; 
Suriye Anayasasının yeniden yazımı ve yönetime geniş katılım (buna dönüşüm hükümeti denir)
Esad'ın askeri bir operasyonla devrilmediği ve siyasi bir figür olarak kaldığı Suriye
Bizzat Esad tarafından bile dile getirilen Suriye'nin yeniden inşası oldu. 
Bu tespitleri yapabilmemin temel sebebi ise ABD'nin tek başına Suriye'de bir politik faaliyet yürütemeyeceğine dair gayet basit ortalama bir zekâya sahip her kişi tarafından tespit edilebilecek temel bir önerme oldu. Buna ek olarak Anadolu Lisesi seviyesinde bir İngilizce ile hırslarından, partizan tavırlarından sıyrılmış, Ankara haricinde başka bir başkent tanımayan bir zihin de bu öngörüleri ortaya koymakta yardımcı oldu. 
İşte bu partizan tavırlardan sıyrılmış zihin ABD ile Rusya'nın çıkarları doğrultusunda işbirliği yapabileceğini söyleme cesareti de verdi bana. Zira “tam bağımsızlık”, “emperyalizme karşı mücadele” gibi süslü söylemler kullanılıp ABD eleştirilirken bu soruları, yani “yahu tamam ABD emperyalist de Rusya ve Çin değil mi” diye sorabilmeme yol açtı. 
ABD-Rusya ilişkisi Lavrov'un deyimiyle “oldukça önemli”dir. Trump ile Putin'in sık sık telefonla görüşmesi, iki devletin yetkililerinin en üst seviyede irtibat kurması da bunun bir göstergesidir. Yani sevgili “anti-emperyalist”, sen kalbin kadar temiz bu satırları okurken senin Rusya da küçük küçük kendi çıkarları için sokulup neleri nasıl gerçekleştirebilirim stratejisini kurguluyor. Tabii olarak bu durumun bizi ilgilendiren üç ana öğesi var Suriye zira sınır hattımız, Kırım ve Doğu Türkistan zira zihni sınır hattımız. Anti-emperyalizm diyerek ABD politikalarına karşı çıkarken Rusya'nın politikalarına kucak açmayı açıklayamazsınız. 
Şimdi gelelim bu iki devletin muhtemel hamlelerine. ABD'nin İran yaptırımları muhtemelen soğumaya başlayan Rusya-İran ilişkisinde bir nebze de olsa ılıman bir hava yaratacaktır. Zira Rusya Federasyonu'nun varlıklarını milli para birimi Ruble ile tanımlamaya başlaması bölgesel ekonomik faaliyetlerde hareketli günlerin bir göstergesi. Ancak şunu dikkatten kaçırmamak gerekir ki; Rusya ile İran tüm çıkarları uyuşan ve topyekûn hareket eden iki can kardeş değildir. Bunun en net örneklerinden biri de 3 Nisan 2019'da İran'ın Suriye'den Lazkiye limanını kullanma hakkını almasından sonra Rusya'nın gösterdiği olumsuz tepkidir. Bu noktada devletlerin kendine yardım davranışını görmezden gelmeyiniz.
Çin delegasyonunun ABD'nin ekonomik taleplerini kabul ettiği ve ardından da yakın bir zamanda ABD ziyaret edilerek bu taleplerin onaylanacağı belirtiliyor. Bu durumda 1971'de dönemin ABD Başkanı Nixon'ın Milli Güvenlik Danışmanı Henry Kissinger ile  Çin Halk Cumhuriyeti Başbakanı Zhou Enlai arasında yapılan görüşmenin modeline benzediğini de ifade edeyim. Yani öyle her bulduğunuzu SİYAcı diye yaftalamaya çalışma cehaletiyle uluslararası politika çözümlemesi yapamazsınız. 
Peki bu durum neyi ifade ediyor? Devletlerin güç dengesi politikasında kendine yardım ilkesi temelinde halen uluslararası sistemde faaliyet gösterdiğini anlatıyor, hanımlar ve beyler… Yani o “eski” zannettiğiniz teorinin faaliyetini… Yani güç dengesi hem sistemik yapıda hem de alt sistemik yapı odaklarında aynıyla işliyor. Denge politikası deyince Türkiye bunu yapamaz gibi bir ifade kullanan şahıslar, hadi teori okuyamıyorsunuz, Şenel öğretmenin bize ilkokulda yaptırdığı günlük olaylar seviyesinde haber arkasından konuşuyorsunuz. Onu dagayet net anladık. Bari bir iki diplomasi tarihi bir iki de yüksek seviyeli diplomat anısı okuyun da denge politikasının halen ABD-Rusya ve Çin arasında gerçekleştirildiğini öğrenin. 
Gelelim olayların bizi ilgilendiren yüzüne… 2013 senesinin Mayıs ayında belirttiğim ve yazdığım kurumun başkanı da dâhil olmak üzere pek çok kişi tarafından müstehzi ifadelerle karşılanan yapı 2018 ve 2019'da artık gözünüze giriyor değil mi? Umarım bunu hissediyorsunuzdur. Bu yapısal durum şartlar bu şekilde devam ettiği müddetçe de sürecek. Yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti sizin o uluslararası politika teorisi bilmezliğinizin verdiği özgüvene dayalı bilgi eksikliğinizle eleştirdiğiniz denge politikası meselesinde kararlılığını devam ettirmeli. 
Bunun yanı sıra 14 Ocak 2018'den beri belirttiğim “Hakkâri'nin güneyinden Hatay'ın güneyine kadar ortalama 20 km derinliğinde bir güvenlik hattı temini şarttır. Şu da unutulmamalı ABD pragmatisttir, PYD'nin ezildiğini güç kaybettiğini görürse yüzünü derhal yükselen yeni güce döner. Bu yüzden operasyon için tereddüde mahal yoktur.” Yaklaşımının da kararlılıkla devam ettirilmesi gerektiğini değerlendiriyorum. Zira PYD yapısına karşı başlatılan operasyonlar sonrası elde edilen diplomatik avantajların Suriye'nin dönüşüm sürecinde kullanılma imkânı mevcuttur. Bu hususta Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ilgili organları hayli hassas bir şekilde politika yürütmeye devam etmektedir. Kendilerine bu zorlu yolda başarılar dilerim. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları. 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
'Sıla'ya akın!
Radardan kaçamadılar!
ETUS zam bekliyor
Altının 'ayarı' bozuldu
Saraçlar'da 15 Temmuz sergisi
Sokakta kitap var
‘Sağlıkta engelleri kaldırıyoruz’
HOTEAD Akçaabat yolcusu
İngilizce Şişli İngilizce Kursunda Öğrenilir
Ertürk ve Övgü'nün mutlu günü
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE