ANASAYFA
16 Temmuz 2019 Salı
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
HUKUKTAN VAZGEÇTİK AHLAK DİYORUZ!
Yayın Tarihi: 14 Mayıs 2019 Salı, 06:40
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi iptal edildi.
Şimdi ister istemez pek çok soru soruluyor:
- Seçimi Binali Yıldırım kazansaydı, Anadolu Ajansı o gece veri akışını keser miydi? YSK yine iptal kararı verir miydi?
- Sandık kurullarının kanuna aykırı oluşumu sebebi ile seçim iptal edildiyse;
Aynı sandıkta dört seçim yapılmışken, sadece AKP'nin kaybettiği seçimin iptal edilmesi hukuka, ahlaka ve vicdana uygun mu?
Türkiye'nin diğer illerinde de bu şekilde oluşturulan sandık kurullarının geçerli sayılmasına ne demeli? Onlar da iptal edilsin mi?
2018'de yapılan Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçiminde de sandıklarda kamu görevlisi olmayanlar vardı, o seçimler de iptal edilsin, Erdoğan'ın mazbatası da geri alınsın mı?
Eğer diyorsanız ki;
- “YSK karar verdiğine göre hukuka uygundur.
- Sn. Cumhurbaşkanı ve Partisinin her kademedeki tüm yöneticileri ve pek çok gazeteci, yorumcu ve bazı hukukçular bu kararın hukuka ahlaka ve vicdana uygun olduğunu söylüyor. Biz de onlara inanıyor ve güveniyoruz.”
O zaman sizinle, şöyle çok yakın geçmişe yolcuk yapalım mı?
Ergenekon, Balyoz ve benzeri davaları hatırlayalım. Yargılananların büyük çoğunluğu askerdi ve bazı iddialar şunlardı:
- “Askerlerimiz camileri bombalayacaktı, kendi savaş uçağımızı düşüreceklerdi,”
- “Bülent Arınç'a suikast düzenleyeceklerdi,” 
- “300'den fazla Askerin fuhuş karşılığı, askeri bilgileri Yunanistan'a verdiği tespit edildi,”
Bunun gibi onlarca akıldışı iddia ile yüzlerce asker tutuklandı.
Yetmedi, Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, PKK'lı Şemdin Sakık'ın gizli tanıklığı ile “terör örgütü kurmak ve yönetmek” suçundan tutuklandı.
Tüm bunlar da Mahkemelerce verilen YARGI KARARLARI ile oldu! 
Şimdi bir hatırlayalım, o dönemde Sn. Erdoğan ve partisi ile şimdi YSK'nın kararını hukuka uygun bulanlar, yukarıda saydığımız bütün o yargı kararları için ne diyorlardı ve AKP seçmeni onlara inanmakta tereddüt yaşıyor muydu?
Şunu da söyleyelim ki, Sn. Başbuğ tutuklandığında dönemin Başbakanı Sn. Erdoğan, rahatsızlık duyduğunu söyledi. Ama dikkat edelim, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan yargılanmasından değil, tutuklu yargılanmasından rahatsız olduğuna dair yarım ağız bir şeyler söyledi!
Sonra ne oldu?
Sn. Başbuğ'un tutuklanmasından bir ay sonra, 07 Şubat 2012'de, onu tutuklatan özel yetkili savcılar bu defa MİT Müsteşarını ifadeye çağırdılar.
İşte bu olayla birlikte, “Cemaat” denen yapının pek de masum olmadığı birden bire Başbakan Erdoğan tarafından anlaşıldı ve MİT Müsteşarı'nın ifadeye gitmesine izin verilmedi.
Tehdit kendilerine dönünce hızla tedbirler başladı! 
-12 Şubat 2012'te MİT Kanununda değişiklik yapılarak, MİT personelinin yargılanmasında Başbakan'ın izin yetkisi artırıldı. 
-02 Temmuz 2012'te ise daha önce Sn. Başbuğ dâhil o askerleri tutuklayan ve MİT Müsteşarını ifadeye çağıran Özel Yetkili Mahkemelerin kapatılması ile ilgili kanun çıkartıldı. Ancak şöyle olacaktı: Bu Mahkemeler, artık yeni soruşturma yapamayacak, fakat çoğunluğu tutuklu olan o askerleri yargılamaya devam edecekler, eldeki dosyalar bitince mahkemeler kapatılacaktı! Yani, yetkilerini aştıkları ve güvenilmedikleri için kapatılan o Mahkemeler Askerleri yargılamaya devam edeceklerdi!
Devam ettiler de ve yüzlerce Mahkûmiyet kararı verdiler!
Hatırlatalım ki, bugün YSK'nın kararlarını alkışlayanlar o gün de bu mahkûmiyet kararlarını alkışlıyorlardı.
Yargının Hainliği!!
17-25 Aralık 2013'te bu defa doğrudan Başbakanı hedef alan soruşturmalar başladı. Ve Yargının Hain olduğu anlaşıldı. 
Bugün “Yargı kararına saygı” diyenler, Yargı kendilerini hedef aldığında hiç tereddüt etmeden Yargıya karşı çıktılar. İfadeye çağrılanlar ifadeye gitmedi, hâkimler/savcılar ve emniyet müdürleri değiştirildi, çok acilen kanunlar değiştirildi.
Daha önce Askerlerin asılsız iftiralarla hapse atılmasını alkışlayanlar “Aldatıldık, Milletimiz bizi affetsin” dediler.
Aslında aldanmadılar her şeyi biliyorlardı. O zaman muhalefet bunları sürekli ikaz ediyor, Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ve üç Kuvvet Komutanı istifa ediyor ama onlar Hoca Efendi'lerinin Türkiye'ye dönmesi için ağlaşıyorlardı!
Kimdi onlar? Bugün demokrasi ve hukuka aykırı olan YSK'nın kararını aynı coşku ile savunanlar. 
Şimdi demokrasi ve hukuku da bir kenara bırakıp, vicdan ve ahlak sahibi insanlarımıza ilk baştaki soruyu bir daha soralım:
Seçimi Binali Yıldırım kazansaydı, Anadolu Ajansı o gece veri akışını keser miydi? YSK yine iptal kararı verir miydi?
 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
'Sıla'ya akın!
Altının 'ayarı' bozuldu
ETUS zam bekliyor
Saraçlar'da 15 Temmuz sergisi
Sokakta kitap var
İngilizce Şişli İngilizce Kursunda Öğrenilir
Ertürk ve Övgü'nün mutlu günü
U11'de 'Şükrüpaşa' farkı
‘15 Temmuz milli davadır’
Gündoğdu'dan 15 Temmuz mesajı
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE