ANASAYFA
28 Kasım 2021 Pazar
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Eldivenli Kız / ELDİVENLİ KIZ
Evvel zaman içinde...
Yayın Tarihi: 27 Ocak 2012 Cuma, 12:23
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Kar nihayet...!
Uzun zaman yolu gözlenen bir sevgili dost gibi, öğleye doğru geliverdi.
Sabah penceremden yağmuru izlerken, giderek dolulaşan damlaların; gelişinin habercisi olduğu belliydi. Gözlerimi göğe çevirip öylece bekledim, sonra hiç farkında olmadan hayallere daldım. Hayal dünyam beni kimbilir nerelere götürmüşken, yoğunlaşan yağmur damlalarının beyaza kestiğini farkettim.
Gelmişti..!
Yıllardır görmediğim, çok sevdiğim biri gelmiş gibi yüreğim titredi, gözlerim mutluluktan parladı. Yüzümü pencerenin camına yapıştıracak kadar yaklaştığımı, burnum soğuk bir cisme dokununca anladım. Odamla bir karış dışarısını ayıran pencerenin soğuk camına yaslanmış, öylece durdum; ta ki burnum hafiften uyuşmaya başlayıncaya dek.
O kadar güzeldi ki, aynı çocukluğumda, gençliğimdeki gibi... O hiç değişmemişti. Yıllar geçse de hep aynı güzellikteydi. İlginçtir, üşütse de, hasta etse de, kazalara neden olsa da seviliyordu. Ve o hiç yaşlanmıyordu...
Çocukluğum geldi aklıma, boyum bir karış... Dizlerime kadar kara bata çıka, ilkokula gidişim. Sınıftaki sobanın başında çizmelerin içine dolan karı ağlayarak temizleyişim. İkide bir bademciklerimin iltihaplanması, haşarı çocukların sırf tahta çantalarının üzerine oturup kaymak için arka bahçeyi buzdan bir piste dönüştürmesi. Bu da yetmez gibi teneffüse çıkan kızları kartopu yağmuruna tutup canlarını yakmaları, utandırıp ağlatmaları...
Sonra ortaokul hallerim. Boyum yine bir karış ama biraz kilo almışım. O yıllarda kar da bir yağıyor ki Edirne'ye... Yağdımı iki saat sonra da erimiyor, şimdiki gibi... Günlerce kalkmıyor yerden, insanların yürüdüğü her patika bile, buzdan bir şerit halini alıyor. Fazla araç da yok ki, tuzlamaysa hak getire...
Okula üç dört arkadaş birlikte gidiyoruz. Ama buz tutmuş yokuşu tırmanmak ne mümkün. Tam yokuşun tepesine varmışken, kaç kez aşağı yuvarlandığımı hatırlamıyorum. Şanslıysam biri yetişip elimi tutuyor, düze çıkarıyor. Arkadaşlarımın bir kısmı yokuşun tepesinde, bir kısmı benim gibi bizi yukarı çıkaracak yardımseveri bekliyor.
O yıllarda çocukların, 'kızak' diye bir oyuncağı var. Haylaz çocuklar kar yağdığında okulu kırıp o tahtaları sırtlıyor. Ceplerinde peynirli sandviçleri, biraz da leblebi, yokuşun başına üşüşüyorlar. En büyük eğlenceleri, yokuşu tırmanıp okula gitmeye çalışanları taciz etmek. Ürkek ürkek yukarı çıkmayı denerken, kızakla ayaklarımızın dibinden geçiyorlar vızır vızır. Ama ayaklarımızdaki lastik çizmeler ve üzerlerindeki ürkek, hafif bedenlerimiz, onların zikzakları arasında kağıttan kelebekler gibi yukardan aşağı savruluveriyor.   
Kahkahalarla gülüp dalga geçiyorlar...
Çocukluğumda korkulu rüyamdı, kar yağdığında o yokuşu tırmanmak. (Zaten yükseklik korkum vardır, bahçemizdeki yere paralel erik ağacına bile çıkmışlığım sayılıdır.)
Sonra gençlik yıllarım, önemli bir kısmı İstanbul'da, ama orada da kar yok. Edirne'de tatile denk geldiğim günlerde kar yağarsa ne ala...! Belki de bu yüzden o döneme ilişkin, içinde kar olan hiç bir hayalim gerçek olmadı. Örneğin, el ve ayak parmaklarım üşüse de, kar altında elele dolaşamadım. Gece lapa lapa kar yağarken sokak lambasının altında da hiç öpüşemedim mesela. Zaten bunlar, o yıllara göre çok uçuk hayallerdi ya..!
Onca yıllık evliliğimde, eşimle kar yağarken sadece bir kez yürüyüşe çıkabildim. Benim çok sevdiğimi bilmesine karşın, her zaman bir işi vardı. Sonucunda sadece karda yürümek bile olsa, bugünün işini hep yarına bırakmanın ne kadar büyük bir hata olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Kara olan bitmeyen özlemimin ardında, bir türlü gerçekleşmeyen özlemlerimin de olduğunu artık biliyorum.
Masum bir kar yağışının bunca şeyi anımsatması da ilginç..! Bir kar yağdı ben yıllar öncesine döndüm, o yılları anımsamak bile kar kadar keyif verici. Belki de bu keyfi yaşattığı için seviyorum karı. Ama yine de ondan bir dileğim var.
Ey kar! Yağ ama lütfen üşütme, dondurma... Hiç kaza olmasın, kimse buzda düşüp canını yakmasın. Yağ, usul usul, sessiz sakin. Herkesi mutlu, bıktırmadan git, çok özletmeden geri gel...

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Engelli asansörü yaptırılacak
Belediye gayrimenkul kiralayacak
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Marküteri Parke

Böcek İlaçlama