ANASAYFA
18 Kasım 2019 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
KAZ DAĞLARINDA TALAN VAR!
Yayın Tarihi: 06 Ağustos 2019 Salı, 06:53
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

        “Doğayla savaş halindeyiz, eğer kazanırsak, kaybedeceğiz!” (H. Reeves)

        Bu söz, insanların doğayı talanı için kullanılan en anlamlı sözlerden biridir. Maalesef Sanayileşme ile birlikte doğa, tüm dünyada amansız bir şekilde katlediliyor. Kâr hırsı ile adeta kendi geleceğimizi yok ediyoruz. Ama bu haftaki ‘Herkese Bilim Teknoloji Dergisi’nden öğreniyoruz ki, “Bolivya, Kolombiya, Ekvator, Hindistan ve Yeni Zelanda gibi bazı ülkeler doğanın haklarına yasalarında yer vermişler. Ne kadar güzel değil mi?

        Peki ya ülkemizde durum nedir?

        Fatih Sultan Mehmet “Ormanımdan bir dal kesenin kolunu, bir ağaç kesenin başını keserim” demiş. Atatürk ise, “Uygarlığın temelinde ağaç, çiçek ve yeşillik bulunmaktadır.  Bunlarsız uygarlığın korunması mümkün değildir” diye buyurmuş.

Âşık Veysel ise o çok beğendiğimiz türküsünde; “Dost dost diye nicesine sarıldım, benim sadık yârim kara topraktır...” diyor.

Ve TRT Müzik Kanalında yayınlanan ‘Akşam Sefası’ adlı program, 15 Temmuz 2016’dan beri her defasında; “Havasına suyuna taşına toprağına,...bir başkadır benim memleketim.” şarkısı ile başlıyor, “Irmağının akışına ölürüm Türkiye’m.” türküsü ile bitiyor!

Yani; taşına toprağına, ırmağına deresine olan sevgimizi her şekilde ifade ediyoruz bu yurdun! Ve dahası var!

Şu beğenmediğimiz Anayasamız var ya işte onun 169. Maddesinde ise şunlar var: “...Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. ... Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.” Dikkat lütfen! Devlete ya da kişilere karşı en acımasız suçları işleyenlere bile af çıkabilir ama ormana karşı suçlar affedilemez!

        O halde öyle başka ülkelere özenmeye pek gerek yok. Doğayı korumak bizim hem kültürümüzün, hem de anayasamızın bir parçası! Doğayı korumayı başkalarından öğrenecek değiliz biz!

        Ah keşke öyle olsaydı!

        İki haftadır özellikle sosyal medyada adeta kıyamet kopuyor. Kanadalı şirket Kaz Dağları’nda altın çıkarmak için; (ÇED raporunda 45 bin olarak belirtilmesine rağmen) 195 bin ağaç kesmiş. Tam bir doğa katliamı! Bu arada özellikle bölgede yaşayan ve Kaz Dağlarından gelen su kaynaklarını kullanan yöre halkı, sadece bu katliama üzülmüyor aynı zamanda su kaynaklarının siyanürle zehirlenmesinden de korkuyor. Her ne kadar Madenci Şirket “siyanür kullanmayacağız” dese de, 45 bin yerine 195 bin ağaç kesme suçunu işleyen şirkete kim niye güvensin ki?

        Kanadalı bu şirket, altın madeni için 100 milyon dolarlık yatırım yapmış ve 4,3 milyar dolar değerinde altın bulmuş! Çok tatlı bir kâr değil mi? Ve fakat ekonomik darboğaz içindeki ülkemizde bu servetin yabancılara kaptırılmış olması da çok acı!

        İster istemez insanın aklına şu sorular geliyor:

        - “Irmağının akışına ölürüm” dediğimiz ve “bir çakıl taşını bile vermeyiz” deyip ‘uğruna binlerce şehit verdiğimiz’ vatan toprağı tam olarak neresidir? Ya da bu sözlerin anlamı tam olarak nedir? Üzerinde göstermelik(!) egemen olmak mı?

        - Neden biz kendi toprağımızı, kendi madenimizi kendimiz işlemiyoruz da, 100 milyon dolarlık yatırım karşılığında milyarlarca dolarlık servetimizi yabancılara veriyoruz? Ve bu bize hiç de dert olmuyor?

        - Hani bizim bir  “Haç ile Hilalin mücadelesi” vardı ya, işte o mücadeleye ne oldu? Bu serveti yabancılara peşkeş çekmek o şanlı(!) mücadelede kimden yana olmaktır?

        - Peki ya büyük devlet olmak nedir? Kendi servetini yabancılar işleyip milyarlar dolarları götürürken, senin milyar dolarlar borç alıp, başkasının yaptığı S-400 füzelerine yatırman mıdır?

        Ve son soru.

        - Yukarıda bahsettiğimiz ormanlara kaşı işlenen suçlardaki o affedilmeyen cezalar kime karşı işliyor?

        Diğer soruları geçiyorum ama bir hukukçu olarak bu soruya cevap vereyim. Maalesef o cezalar sadece, ihtiyaç duyduğu odunu tedarik ederken Ormancıya yakalanan gariban köylülere karşı işler. Hani şu (Hikâyesi farklı olsa da) ‘Ormancı’ türküsündeki “Aman ormancı, canım ormancı, Köyümüze bıraktın yoktan bir acı” dizelerinin yazılıp söylendiği gariban köylülere!

Öyle, ‘ensesi/cüzdanı kalınlara ve yabancı dev şirketlere” asla işlemez!

 

       

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Opel Insignia Yedek Parça Fiyatları
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE