ANASAYFA
11 Ağustos 2020 Salı
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
TÜRKİYE’DE KADIN OLMAK!
Yayın Tarihi: 27 Ağustos 2019 Salı, 06:17
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

        Şavşat’taki tatilimizden dönerken yolu biraz uzatıp, Ani Harabelerini (Kars) görüp, Erzurum’a uğradık. Kışı soğuğu ile ünlü Erzurum’da, oldukça sıcak bir yaz gün yaşanıyordu. Araba ile ilerlerken, kaldırımda zorlukla yürüyen bir kadın gözüme ilişti. Zorlanmasının nedeni, o aşırı sıcak günde sadece bedenini değil, yüzünün tamamını da örten siyah bir çarşaf içinde olmasıydı. Önündeki peçeyi biraz kaldırarak yönünü tayin etmeye çalışan bu kadının, yürüyüşünden yaşlı olduğu anlaşılıyordu.

 

        O an zaten (tüm Türkiye gibi ben de), hâlâ bir hafta önce hunharca öldürülen Emine Bulut’un yarattığı şokun etkisi altındaydım. Yaşlı kadının o halini görünce kafamda; “Türkiye’de kadın olmak neden bu kadar zor? Biz erkeler böyle bir yaşamı tercih eder miydik?” gibi birçok soru oluştu! Ve başladım düşünmeye!

 

        Geçen yıl üç ay süren okuma ile Diyanet’in beş Ciltlik (3769 Sayfa) Kur’an Tefsirini bitirmiştim. Erzurum’daki yaşlı kadının o hali, bana Nur Suresi 60. Ayeti hatırlattı. “Evlenmekten umudunu kesmiş yaşlı kadınların, cinsel cazibelerini sergilemeksizin giysilerini çıkarmalarında onlar için bir sakınca yoktur” diyor ayet. (https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Nûr-suresi/2851/60-ayet-tefsiri)

 

        Çok büyük olasılıkla, o yaşlı kadının bu ayetten haberi yoktur. Ama şundan da eminim ki, haberi olsa dahi aynı şekilde giyinmeye ve o zorluklara katlanmaya devam edecektir! Çünkü Türkiye’de bazı bölgeler ve toplumun bazı kesimlerinde din adına yaşananların büyük çoğunluğu dinden çok gelenekle şekillenmiştir.

 

        Aslında bu durum sadece bizde değil tüm dünyada böyledir. Çünkü dinler, iktidarların toplumu yönetmede kullandığı oldukça elverişli bir araç haline gelmiştir. Ve elbette iktidar sahipleri bu aracı kullanmakta hiç tereddüt etmemektedirler. Hele ki Ülkemizdeki mevcut iktidar, bu imkânı sonuna kadar kullanmaktadır. İktidarımız; bir taraftan din üzerinden toplumu şekillendirirken, diğer taraftan muhalif grupları ötekileştirip, kendi kitlelerini konsolide edip, gücünü pekiştirmekte pek mahirdir!

 

        Anadolu’nun bozkırında bir taraftan araba kullanıyor diğer taraftan bunları düşünürken, yolum Kırıkkale’den geçiyor. Emine Bulut’u o hepimizi dehşete düşüren öldürülüşü geliyor gözümün önüne. “Bu nasıl bir vahşettir, nasıl bir dehşettir? Bir insan nasıl böyle bir cinayet işler?” diye kendime sorarken, geçmiş yıllardaki onlarca kadın cinayeti geliyor aklıma. Hepsine de toplum olarak büyük tepki gösterdik ve umut ettik ki bu tepkiler üzerine artık böyle olaylar yaşanmaz! Sonra sadece yıl dönümlerinde sosyal medyada ‘unutmadık’ mesajları atıp unuttuk hepsini! Saymakla bitmez ama Münevver Karabulut, Özgecan Aslan ve daha niceleri şimdilerde sadece bir sosyal medya mesajı konusu oluyor maalesef!

 

        Peki, onca yasal hak ve güvencelere karşın neden hâlâ bu kadar zordur Türkiye’de kadın olmak!

 

        Bir yandan kadının Başbakan dahi olduğu bu ülkede, neden yasalara rağmen kadının toplumdaki yeri çok geride ve kadınlar sürekli cinayete ya da şiddete maruz kalıyorlar?

 

        Hiç kuşkusuz ki, bunun en büyük sebebi dinin de etkisi ile şekillenen kültürümüz! Ve bu ilkellikleri barındıran kültürümüzün iktidarlarca ya da belli çevrelerce korunmasıdır!

 

        O halde yapılacak iş bu tür dehşet olayları yaşadıktan sonra bir süre tepki göstermek değil, bu ilkelliklerin kültürümüzden arındırılmasına çalışmaktır.

 

        Mesele sadece yasalar çıkartmak değil, onları en hassas bir şekilde uygulamaktır. Ama daha da önemlisi toplumun genlerine işlemiş ilkelliklerin sökülüp atılması yasalarla değil, eğitimle ve kültürün geliştirilmesi ile olur.

 

        Bunda tereddüt edenler unutmasın ki, Cumhuriyetin ilanı ile birlikte yapılan reformlarla bu ülkenin kadınları zaten yasal olarak bu haklara kavuşmaya başladı. Ve yıllar geçtikçe elde edilen yeni haklarla da, kadınlarımızın azımsanamayacak bir bölümü hayatını özgürce yaşıyor. Bize düşen geriye kalan kısmının da bu hakları özgürce kullanmasını engelleyen tehditleri ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalardır.

 

        İşe ilk önce; dini ve çağdışı gelenekleri kullanıp, kadının özgürce yaşamasına engel olanlara dur demekle başlamalıyız!

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Hastanede taciz iddiası!
ETUS'ta neler oluyor?
Cennet köşede 'Cehennem!’
Komşuda olağanüstü hal
Yalnızgöz gözsüz kaldı!
e-esnafın kirası yok
Altında tarihi zirve
'Çeltik' stüdyosu
Aramızdan ayrılanlar
Ormanlık alanda mangal yasağı
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE