ANASAYFA
22 Kasım 2019 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ahmet Yaraş / KÜLTÜRE DAİR
III. MİS OLUR YEMİŞKAPANI KORURSANIZ
Yayın Tarihi: 28 Ağustos 2019 Çarşamba, 06:14
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto


 

Kırkpınar Stadyumu’nun çirkin beton yığınına gösterilen korumacı yaklaşımını keşke Yemişkapanı için sergileseniz. Böyle bir kentte yıllar yılı eski esere bu kayıtsızlığı anlamak mümkün değil! Edirne için, yüzölçümüne göre en fazla eski eser barındıran kentlerden biri olduğu söylenir. Benim başka bir önerim ve teorim var;

 

’Tarih Boyunca, Kendi İnsanı Tarafından En Fazla Yok Edilen Eski Eser,Edirne’dedir’ (1)

Yemişkapanı’nda kurumlar arasında (Bakanlık-Belediye) protokol imzalamadan kazıya devam etmeyin diyeli, 5.5 yıl oldu. Herkesin gözü önünde, Belediye Meclis Salonu’nda mavi bir dosya içinde 17 sayfalık Yemişkapanı Raporumu bizzat oradaki tüm katılımcıların önünde teslim ettim. Doğrudur. Yemişkapanı Kazısı çok daha önce başladı. Seçim sonrasında yine bir 9 Nisan etkinliği sonrasında ‘sizlere en azından yeni bir sayfa açabilirsiniz, en azından siz bu şekilde hatalı uygulamalara devam etmeyin’ diye altını çizerek bu raporumda açıkça yazmıştım. Ne oldu? Kazıya daha fazla bir ekiple,  arkeolojik açıdan bilimsellikten uzak, acemice devam edildi. Hatta işçi ücretlerinden tasarruf edebilmek için açık cezaevinden getirtilen mahkûmlarla arkeolojik kazı yapıldı. Edirne’nin göbeğinde kentin en önemli yerinde, bilimsel anlamda hiçbir Kent Arkeolojisi kuramına sadık kalınmadan hafriyat yapıldı. Üniversitede her yıl güz sömestrinde verdiğim Kent Arkeolojisi derslerimde, ‘Nasıl Kent Arkeolojisi Yapılmaması’ hususunda gözlerimizin örneğinde cereyan eden Edirne örneğini (Sayenizde) verebiliyorum. Yapılan kazıların zaman zaman müteahhitlerinin isiyatifine bırakıldığını bütün bir kentin duyarlı insanları duydu, gördü. En azından ben yaşadım. Bir süre sonra bakıldı ki, işin sonu gelmiyor, el çabukluğu… Çünkü kurumlar arasında öngörüldüğü ve beklendiği gibi siyasi anlaşmazlık çıktı. Bir anda hafriyat bitti dendi…

 

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmış bir alanın önünde Edirne’nin tek meydanında ortaya çıkartılan Osmanlı kalıntısını hiçbir koruma önlemi almadan yok oluşunu 8 yıldır birlikte izliyoruz. Üstelik belediyenin tam da başkanlık makam koltuğunun sağında yani kentin Şehremeni, kafasını şöyle bir çevirdiğinde, görebileceği mesafede duruyor enkaz. Namı değer; ’’Selimiye Çukuru’’. Belediyeye her giriş çıkışta önünden geçilen bir alanda. Edirne’ye gelen her turistin önünden ‘bu nedir’ diye geçtiği bir güzergâhta bir gariplik (!) malum kaderinin sonucunu bekliyor. Eserler, gün be gün yok oluyor. Hepimiz bu drama seyirciyiz hepimiz. Devlet bünyesindeki siyasileşmiş kurullar, arasında top sürekli usta oyuncular eşliğinde taca atılıyor. Memlekette olmayan adalet, olmayan mesleki duyarlılık ve vatan sevgisi hepsi raflarda… Konu, mahkemeye yansımış.  Mahkeme bu konuda bilirkişi talep etmiş. 11.07.2019 da mahkemenin belirlediği akademik unvanı olmayan 3 kişilik bilirkişi gelmiş,  arazide gözlemlerde bulunmuşlar.  Raporun mahkemeye aktarılması için şu an gün sayılıyor. Bilirkişi raporuna göre İdare Mahkemesi karar verecek. Belediye kente duyarlı STK’lara, ilgili çevrelere en azından bilim insanlarına bilirkişinin geleceği güne dair haber verme gereği bile duymuyor. Nasıl olsa ikna olurlar diye düşünüyor.  Kafada var olan her zaman olduğu gibi ancak ben,  sadece ben bilirim siz (ler) değil… STK’lar hiç değil. Çünkü önünde örnek aldığı malum idoller var. Demokrasiden uzak her şeye muktedir olmak genlerde var. Kazıya başlandığı gün hakim olan “ben hallederim” mantığı iş bu raddeye geldiğinde de mantık aynı. Yazık! Proje bu kadar sekteye uğramış eserler zarar görmüş kimin umurunda. Oysa buna STK’nın derdi kentin değerleri korunsun yeter, bilebildiğimiz, yapabildiğimiz kadar kente hizmet niyetimiz. Hepsi bu. Çünkü sizin de haklı bir şekilde tespit ettiğiniz gibi halen hiçbir koruması olmayan söz konusu Yemişkapanı, bu süreçte çok ciddi anlamda yok olma sürecine girmiş.

 

Mimar Sinan Günü olarak kutlanan 9 Nisan etkinliklerinde Mimar Sinan heykeline çelenk bırakıp birkaç lakırdı ile geçiştirilirken, 2012 yılında Edirne Kent Konseyi’nde yeni bir şey yapalım dedik. Edirne’de ilk kez Kültürel Mirasın Korunması konusunda kitlesel bir eylemin ön hazırlıklarını yaparken, fikir babalığını yaptığım İnsan Zinciri Eylemi yapmaya karar verdik.  Ve 9 Nisan 2012’de Selimiye’nin etrafında belki uzun yıllar unutulmayacak bu muhteşem eylem gerçekleşirken, zamanın Belediye Başkanı Sırça Köşkü’nde penceresinden izlerken, bizler (görevimiz olmadığı ve vicdani bu kente duyduğumuz saygıdan,  sorumluluktan dolayı) Selimiye’nin gerçek anlamda korunması için o meydanda günler öncesinden afiş tasarlıyor, fotoğraf çekiyor, koşuşturuyorduk.

 

Beş yıl boyunca, Selimiye Külliyesi’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girebilmesi için hiçbir beklentimiz olmadan,  (tüm toplantılarına gönüllü olarak girdiğimiz gibi),  küçük bir katkımız olduğu Selimiye’nin yanı başındaki kalıntının da en iyi şekilde korunması için yine gönüllü çalışmasını biliriz. Bizim için Memleket Sevdası tam da budur işte. Yani Yemişkapanı’nın bütün tarafların ortak bilimsel paydada anlaşıp, yazılı bir protokol yapılmadan kazılmasına karşı olsam da;başlatıldığında görevim olmadığı halde kazı alanını en az üç günde bir yerinde görmek için ziyaret etmek, bilgi ve birikimlerimi arkeolog  ve sanat tarihçi arkadaşlarımla paylaşmak, mutlaka olması gereken halkı dahil etmek için öneriler getirmek, hatta malzeme yardımı yapmak, sorunları bir platformda konuşmak paylaşmak için tarafların bir araya getiriliği paneller, konferanslar düzenlenme çabası…

 

Olası sonuçlarını önceden gördüğüm için alınması gereken koruyucu önlemlerin, konservasyon çalışmalarının yapılması gerektiğine dair düşüncelerimi paylaşmışımdır. Etrafının daha iyi bir şekilde mutlaka kapatılması gerektiğinden bilgilendirici panoların konulması vs. vs. aktarmışımdır… Belediyenin Nikâh Salonu’nda yaklaşık 2 ay uğraşıp, Edirne Kent Konseyi bünyesinde tarafların bir araya gelmesini sağlayan bir panel düzenleyip moderatörlük yapmışımdır. Hatta sırf bu paneldeki duyarlılığımdan dolayı kurumdaki zavallı bir meczubun akıl dışı saldırısına uğramışımdır… Hatta bunun için 15 ay süren soruşturmadan geçmişimdir…

 

(1) Bunu yakın gelecekte liste olarak sizlere sunacağım.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
AK Parti'ye kadın eli
Takım elbiseli çocuk: Recep
Siyah Meclis
Haşim İşcan heyecanı
Baro'ya 1 nefer daha
Sevginin böylesi!
Akıncıoğlu 100 yaşında!
Kıbrıs gazilerinin onur günü
Osman İnci Müzesinde anlamlı sergi
Kulaçlar 'kurtuluş' için
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE