ANASAYFA
06 Haziran 2020 Cumartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
ADALET SARAY’IN, DEĞİL DEVLETİN TEMELİDİR!
Yayın Tarihi: 03 Eylül 2019 Salı, 06:42
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

  İçinde Adaletin olmayacağına inandığımız “Adli Yıl” törenle açıldı!

        Devletin üç temel erki bulunur, bunlar; yasama, yürütme ve yargıdır. Demokrasilerin kalitesi de öncelikle bu üç erkin bir birlerine karşı bağımsızlıkları ile ölçülür.

        Ülkemizin demokrasi konusunda her ne kadar çok parlak bir geçmişi olmasa da, bu üç erkin nispeten birbirlerine karşı bağımsızlığı söz konusuydu. Parlamenter sistemde yasama ve yürütmenin iç içe geçmişliği sebebi ile bu iki erkin bir birinden bağımsızlığı hep tartışılmıştır. Ancak Yargımız görece daha bağımsız sayılabilecek düzeydeydi. Ta ki, 2010 Yargı Referandumuna kadar!

        Devleti tam anlamı ile ele geçirmekte kararlı olan iktidar sahipleri Yargı’nın nispeten bağımsız halinden hiç de memnun değildi. Bu maksatla 12 Eylül 2010’da “Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü” sloganı ile bir referandum yapıldı. Ve istenen sonuç elde edildi.

Artık Yargı’nın bağımsızlığını sona erdirecek değişiklikler yapılmıştı. Nitekim hemen bu yeni değişikliğe göre Yargı’nın kritik mevkileri şekillendirildi.

İktidarın keyfine diyecek yoktu! Yargı adeta buldozer gibi ilerliyor ve Yürütme’nin kendisine engel gördüğü tüm kesimleri ortadan kaldırıyordu!

Ancak her şey çok güzel giderken bu ‘peri masalı’, 17-25 Aralık 2013’te kâbusa döndü.

Yargı’nın yaratığı bu karabasan ile adeta bir şok yaşayan İktidar, Yasama erkini de elinde bulundurmanın avantajı ile hemen karşı hamle başlattı. Süratle kanunlarda değişiklik yaparak Yargı’nın yetki alanının daraltıldı. Tehlike atlatılmıştı! Ancak bir sorun vardı, Yargı’nın yaklaşık üçte biri hala FETÖ’nün kontörlündeydi ve FETÖ ile kıyasıya bir savaş başlamıştı.

        15 Temmuz hain darbe girişimini Allah’ın bir lütfu gören iktidar, bu lütufla elde ettiği OHAL imkânların kullanıp Yargı’yı FETÖ’den temizledi.

        Yargının bir odak emrinde iş görmesinin mağduru olmuş iktidardan, normal bir demokraside beklenen, artık mutlak yargı bağımsızlığının tesis edilmesine çalışmasıdır. Ancak maalesef bizde hiç de öyle olmadı. Üçte biri atılan hâkim ve savcıların yerine alınacakların seçilmesinde uygulanan mülakatlarda çok garip şeyler olmaya başladı. Yazılı sınavı oldukça yüksek notla kazanmış olanların elenmesine karşın, çok düşük not alanların mülakatı geçtiğini görmeye başladık. Hatta muhalefetin tespitine göre, yeni alınan hâkim ve savcıların içinde hatırı sayılır miktarda AKP ile organik bağı olanlar da vardı!

Elbette ki bu da yetmeyecekti, Yargının her kesimi ele geçirilmeliydi!

Ve 16 Nisan 2017 Anayasa Referandumu ile HSK’nın ve üst yargı organlarının seçilme esasları değiştirilip, Yargı’nın siyasi otoritenin isteğine göre şekillenmesinin önü açıldı. Elbette ki bu fırsat kullanıldı ve Yargı tamamen teslim alınmış oldu!

        Fakat Yargı sadece hâkim ve savcılardan oluşmuyor. Bir de avukatlar ve onların meslek örgütü barolar ve baroların çatı örgütü Türkiye Barolar Birliği (TBB) var.

Başta İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları olmak üzere bazı barolarımızın hukukun bağımsızlığını kaybettiği süreçte gösterdiği tepki ve direnç oldukça takdire değerdir. Son dönemlere kadar TBB de bu barolarımız gibi hukukun üstünlüğü için çalışmalarını sürdürüyordu. Hele ki, 16 Nisan 2017 Anayasa Referandumu için yaptığı çalışma oldukça başarılıydı!

Ancak, 2014 yılında bir törende, sosyal devlet ilkesini bile dert edinip Van’daki depremzedelerin barınma sorunu için dönemin Başbakanı (şimdi Cumhurbaşkanı) ile atışan TBB Başkanı, ne olduysa son bir yılda Yargının bağımsızlığı endişesinden bile uzaklaştı! Yıllarca hukukun üstünlüğü ile ilgili kaygılarını dile getiren TBB Başkanı, şimdi adli yıl açılışı için Tek Adam’ın ayağına Saray’a gitmekte beis görmüyor! Tam da yargıya güvenenlerin oranı %38'e düşmüşken!

Maalesef, “Üstünlerin hukukundan, hukukun üstünlüğüne” geçmek için çıkılan yol, “Tek Adam Hukuku” ile son buldu!

        Tek tesellimiz ise, başta büyük iller olmak üzere, barolarımızın çoğunluğunun, “ADALET SARAY’IN DEĞİL, DEVLETİN TEMELİDİR” deyip, hâlâ hukukun üstünlüğü için direnebilme cesaret ve kararlılığını gösterebilmesidir!

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE