ANASAYFA
16 Ekim 2019 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
DAVA HAREKETİ Mİ, TEK ADAM PARTİSİ Mİ?
Yayın Tarihi: 17 Eylül 2019 Salı, 06:46
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

        AKP’de son 5-6 yıldır işler kötüye gitmeye başladı. Beraber yürüdükleri FETÖ ihanet etti, büyük umutla başladıkları açılım süreci çok kötü bitti, dış politika tamamen iflas etti ve ekonomi duvara tosladı. Son yerel seçimlerde bazı büyükşehirler muhalefete, Anadolu’daki bazı şehirler de MHP’ye kaptırıldı. Hele ki, 23 Haziran’da İstanbul’da alınan ağır seçim yenilgisi AKP’nin kriz halini işaret etmeye başladı.

        İşte bu ortamda Ahmet Davutoğlu ve (Abdullah Gül desteğindeki) Ali Babacan, Erdoğan’a karşı bayrak açtı. Ama hemen Erdoğan tarafından ihanetle suçlandılar. “Ak Parti bir dava hareketidir, buna ihanet edenler bedelini ağır öder” diyerek, onları ihanetle suçladı ve tehdit etti.

        Peki, AKP gerçekten bir dava hareketi midir, yoksa tek adam partisi mi?

        Şöyle kısaca olanlara bir göz atalım;

        - 2014’te Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinde, Abdullah Gül’ün partiye dönüp liderliğe oynamasını engellemek için, Parti Kongresi Gül’ün görevi devretmesinden bir gün önceye çekildi. Böylece AKP’nin ilk Başbakanı ve ilk Cumhurbaşkanı siyasetin dışına itilmiş oldu. Abdullah Gül şimdilerde Ali Babacan’ın inşa etmeye çalıştığı yeni siyasi hareketin en büyük destekçisi gibi davranıyor.

        - “Güçlü Cumhurbaşkanı, güçlü Başbakan” sloganı ile kendisine hem parti liderliği hem de Başbakanlık verilen Ahmet Davutoğlu’nun, gücünü kullanma kararlılığı ters tepti ve anayasaya göre tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı’nca, hem parti başkanlığından hem de Başbakanlıktan uzaklaştırıldı. Geçtiğimiz hafta kesin ihraç istemi ile disiplin kuruluna sevk edilen Davutoğlu AKP’den istifa etti ve yeni parti kurma çalışmalarını hızlandırdı.

        - Güçlü Başbakan’ın zararları ortaya çıkınca bu defa, “Düşük Profilli Başbakan” olarak Binali Yıldırım bulundu! Sonunda istenen olmuştu. Öyle ki, Başbakan Yıldırım, kendi makamını ortadan kaldıracak referandumda bile canla başla çalıştı. Gerçi sonunda TBMM Başkanı oldu ama o göreve de düşük profille devam etti. Zaten kendisi de tam bir görev adamı olarak ne denirse yapıyordu. Nitekim sonra da Meclis Başkanlığından istifa edip, İstanbul Belediye Başkan Adayı oldu ve iki kere kaybetti. Şimdi ise sıradan bir Milletvekili ve pasif bir siyasetçi olarak kendisine verilecek yeni görevleri ve biçilecek yeni rolleri bekliyor!

        Demek ki AKP’de en üst düzeyde görev yapmış olsa bile hiçbir siyasetçi, hareketin tek lideri olan Erdoğan’ının hilafına bir şey söyleyemez. Söyler ya da söyleme potansiyeli taşırsa kendisini parti dışında bulur! Ama Binali Yıldırım gibi sadece verilen görevi yaparsanız umut bitmez!

        Şimdi baştaki soruya dönelim. “AKP dava hareketi midir yoksa tek adam partisi mi?” Eğer dava hareketi ise davaya dair söyleyecek sözü olan herkes sözünü söylemeli, hatta davayı daha yükseğe taşıyabilme iddiası olanlar da liderlik için yarışa girebilmeli. Ama eğer bütün bunlar olamıyorsa ortada aslında bir dava yoktur. Sadece tek bir adam ve onun etrafında kümelenmiş bazı kişilerin iktidarını koruma davası vardır.

        AKP’den istifa edenlerin en çok vurguladıkları konu, “Tek adam ve çevresindeki dar kadronun; istişareden uzak, halktan kopuk davranması ile partinin kurucu ilkelerinden iyice uzaklaşmasıdır”. İşte istifa edenlerin söylediklerinden birkaç örnek:

        Ahmet Davutoğlu, “konuşmalar aracılığıyla, kuruluş ilkelerinden ve siyasi misyonundan uzaklaşan mevcut AK Parti yönetimini muhasebe yapmaya davet etmeyi amaçlıyorduk.”

        Ankara eski il başkanı Nedim Yamalı; “Kim nereye aday olarak konacak, kim ne iş yapacak konusundan teşkilatlar tamamen saf dışı bırakılmış durumda, kapalı kutu saraydan karar çıkıyor. Kararları sadece aile veriyor

        İstanbul eski il başkan yardımcısı Cihan Öztunç; ”AK Parti’nin kuruluş ilkelerinden ayrılma sürecini içim kan ağlayarak izledim.

        Görünen o ki, Millet/Ümmet davası ile başlayan hareket, tek adam ve dar kadronun mutlak ve ilelebet iktidarı davasına dönüşmüş durumda!   

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Dubadan döner kavşak!
Altyapısızlık 'altyapı' kurdurdu!
Çiftçinin kasası ‘tamtakır’
Edirne'de Kadın Futbol Takımı
EDİRNE İCRA DAİRESİ
Köylere Kimlik Panosu
U-14'te Çarşamba mesaisi
Orhan Çebi güven tazeledi
Dersleri ‘Doğru Beslenme ve Hijyen’
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE