ANASAYFA
11 Temmuz 2020 Cumartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Özdemir AKBAL / Dünyanın Penceresinden
Suriye’de Dönüşüm Çabaları II
Yayın Tarihi: 20 Eylül 2019 Cuma, 06:01
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcilği görevine atanan Geir Pedersen, 6 Temmuz 2019’da Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile bir görüşme gerçekleştirdi ve Suriye Anayasa Komitesinin oluşumu konusunda daha hızlı olunacağı yönünde bir mutabakata varıldı.

Şimdi bu gelişmeleri ve bakış açısını yukarıda ortaya koyduğum çerçevede;

1) ABD ve Rusya Federasyonu büyük güçler olarak birbirleri ile belli şekillerde etkileşim ve hatta iş birliği içindedir.

             2) Rusya Federasyonu da sonsuza kadar Esad’ın desteklenmesini sağlayamaz

3) Muhalifler diye adlandırılan ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından bölücü terör örgütünün uzantısı olan unsurlar konusunda ABD ve Rusya Federasyonu’nun bir rahatsızlığı yoktur.

4) Suriye’nin toprak bütünlüğü meselesi anayasal değişim ile birlikte yürütülebilir halde görüldüğü Rusya Federasyonu tarafından da kabul edilmiştir.

5) Rusya Federasyonu-İsrail ilişkisi de önemi görmezden gelinerek afaki, komplo teorisi bağlamında ifadelerle konu tanımlanamaz.

 

İşte bu ilkelere bağlı olarak Suriye’deki söz konusu dönüşümün artık görülmesi ve buna dayalı olarak da tedbirlerin, politik hareket tarzının konuşulması gerekmektedir. Yoksa kerameti kendinden menkul gizli teşkilatlar Suriye’de İdlip meselesi üzerinden Türkiye ile Rusya’nın arasını açmaya çalışıyor gibi buram buram Rusya propagandası kokan, ABD bize bir yaptırım uygularsa belimizi doğrultamayız, hem ne hava savunması biz NATO üyesiyiz zaten diye buram buram ABD propagandası kokan düz mantık ve sansasyonla süslü yaklaşımlarla bir yere varmak mümkün olmayacaktır.

 

            Buraya kadar okuduğunuz kısım 12 Temmuz 2019 tarihinde Suriye’de Dönüşüm Çabaları başlıklı yazımdan…

 

3. maddeye ek yapmak dışında 12 Temmuz’dan bugüne kadar değişen tek şey ise tarafların saydığım bu maddeler çerçevesinde bir araya gelerek anayasal dönüşüm sürecinde anlaşmış olduklarını beyan etmeleri. ABD ve Rusya’nın bölücü terör örgütünün Suriye’de faaliyet gösteren unsurlarına bakışında bir farklılık olmadığına dair ifademi tekrar edip Esad’ın çıkardığı iddia edilen affa temkinli bir iyimserlikle yaklaştığımı belirtmek isterim.

 

Bu temkinli yaklaşımımın temel iki sebebi var ilki bir devlet otoritesinin uygulanabilirliği ve meşruiyeti açısından ikincisi ise bir terör örgütü mensubu olmanın nasıl bir af kapsamına alınacağına dair. Önce ilk sebebimi arz edeyim; Esad idaresi geçen sekiz yıl boyunca meşruiyeti tartışılır bir hale geldi ve kurumları oldukça zayıfladı. Buna ek olarak Esad’ın hapishane şartlarını kontrol edemediği Sednaya Hapishanesi Suriye meselesi ile yakından ilgilenenler için önemli bir işarettir. Neyse konuyu çok dağıtmadan özetleyeyim, Esad’ın ilan etmeye niyetlendiği af hem Esad’a bağlı olarak mücadele edenler için bir soru işareti yaratarak uygulanması güçleşecek hem de Esad muhaliflerinin bu konuyu ne kadar güvenilir bulacağına dair de hayli sorunlu bir alan oluşacaktır. Bu kısaca bir erozyona uğramış bir idari yapının muhtemel sorunları bunun bir de Türkiye’yi ilgilendiren tarafı var. Esad’ın af kapsamına aldığı yahut alacağı kitle içinde halihazırda PYD teröristleri var mıdır varsa bunların durumu ne olacak? Esad bir genel af ilan edeceğine göre bu durumda söz konusu PYD teröristleri de buna dahil olacak demektir. Böyle bir durumda ise “Esad adımını attı, sıra Türkiye’de” daha tam olarak içeriği bile belli olmayan bir meselede propagandist yaklaşımlar sergileyenler nasıl bir tavır takınacak. Evet Esad olumlu bir adımla PYD’nin bir terörist yapılanma olduğunu belirterek BM nezdinde girişimde bulundu. Ancak bu girişim genel af kapsamında PYD mensubu teröristlerin affına kadar gidecek mi? Bunlar aynı zamanda sıra Türkiye’de diye ittirerek Esad’ın ifadesinin tamamen Türkiye’nin lehine sonuçlandığını daha uygulama yapılmadan söyleyenlere umarım “o zaman öyle söylemek gerekiyordu” şeklinde açıklamalar yaptırmaz ileride.

 

Buna ek olarak Fırat’ın Doğusundaki terör örgütü yapılanmasının ortadan kaldırılması meselesi Türkiye Cumhuriyeti için hayati önemi haiz. Bu durumda bir değişiklik yok. Tabii artık PYD için daha fazla tolerans gösterilmemesi gereken bir döneme giriyoruz. Zira anayasa ve dönüşüm sürecinde Türkiye Cumhuriyeti’nin elini daha da kuvvetlendirecek olan unsurlardan biri de PYD’nin olabildiğince bertaraf edilmesi. Sonuç olarak artık dönüşüm ve anayasal süreç başladı. Sonuçlanması ise bir başka süreç olacak ve elbette yine düşük seviyeli çatışmalar devam edecek. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE