Gitmemişsinizdir muhte-melen, ben de hiç gitmedim… Küçükken arkadaşlarımla oynadığımız “isim-şehir “ oyu-nunda sıra “v” harfine geldiğinde aklıma gelirdi bu şehir. Sonra coğrafya derslerinde yerini ve konumunu, coğrafi yapısını, geçim kaynaklarını filan öğren-dik. Tabi sınavlardan sonra da her öğrenci gibi aklımda Van’a dair çok az şeyler kaldı…
Sonra hepimiz gibi ben de bir gün Van’da çok büyük bir deprem olduğu haberini aldım. İşte o haberden sonra aslında hepimiz her gün Van’a gittik. Karda, kışta insancıklar evlerinden, barklarından oldular. Dışarıda kar yağarken çadırda battaniye altında ısınmaya çalıştılar. Hepimiz elimizden geldiğince bir şeyler yapmaya çalıştık Van için, Vanlılar için yani vatandaşlarımız için…
Son olarak da Cuma günü gittim ben Van’a… Deprem nedeniyle eğitim ve öğretim aksadığı için ancak Cuma günü karnelerini alabildi Vanlı kardeşlerimiz, çocuklarımız. Aslında her acı en çok çocukların canını yakar. O küçücük yürekler o büyük afet sonrasında kim bilir ne kadar çok üzüldüler? O küçücük elleri kim bilir ne kadar da çok üşüdü? İşte ben Cuma günü o küçücük yürekler karnelerini alırken onların yerine koymaya çalıştım kendimi, biraz olsun anlamaya çalıştım onları. Öğretmenlerinin karnelerini verirken yaptıkları konuşmalar burnumun direğini sızlattı…
Takdir alamadığı için ağlayan kız çocuğunu, karnesi kötü geldi diye üzülen çocukları gördüm. Hepsi okumak istediklerini söylüyorlardı. Ne güzel… Bazıları gerçekten çok da başarılı oluyor. Hatırlayın; her sene sınav sonuçları açıklandığında televizyonda görüyoruz, Doğu bölgelerimizden birinciler, derece yapmış öğrenciler çıkıyor. Tabi bizler haberden sonra hemen şaşkınlığımızı dile getiriyoruz. Yolu, suyu olmayan köylerden, imkansızlıklar içinde yaşayan ailelerden birinciler çıkmış diye. Evet eksikleri belki de çok fazla ama hedefleri, umutları da o derece fazla…
Her bölgenin başarılı ve başarısız öğrencileri var elbet. Ama ülkemizin Batı bölgeleri olarak bizler daha şanslı değil miyiz? Annelerimiz, babalarımız bizlerin okuması için ellerinden geleni yapıyorlar. Kurssa kurs, bilgisayarsa bilgisayar, özel ders ise özel ders. Ama Doğu bölgelerimizdeki öğrenciler öğretmenleri olmayan okullarında öğretmen beklerken, bölgede genç kızlar erken yaşta evlenilmesin okusunlar diye duyarlı kuruluşlar “Baba beni okula gönder” sloganlarıyla bir şeyler yapmaya çalışırken bizler bununla bile dalga geçmek istercesine “Baba beni okuldan al” yazılı tişörtlerimizle okullarımızdan kaçıyorduk…
Üniversitemin koridorunda duran 'Toplum Gönüllüleri'nin ağacına koridordan her geçtiğimde bakarım. O ağaçta Doğu bölgelerinde yardım ettikleri köy okullarında okuyan öğrencilerin onlara gönderdikleri mektuplar var. O kadar içten yazmışlar ki anlatamam size, duygulanmamak elde değil…
Uzun lafın kısası, yaşadığımız hayatın kıymetini bilelim dostlar. Bizim beğenmediğimiz bu hayat bazılarının hayali olabilir. Ve Van’daki depremi yaşamış çocuklar; selam olsun sizlere, şimdi sadece kalben Van’dayız. Sizlerleyiz ancak bir gün gerçekten yanınızda olup ellerlinizden tutmak dileğiyle, selam olsun sizlere Bülent Bakiler’in şu mısraları;
....
Şarkı söyleyemediler güneşe aya...
Biliyorum ne masal dinlemeye doydular
Ne oyun oynamaya…