ANASAYFA
05 Ağustos 2020 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
DEPREME KARŞI EN BÜYÜK TEDBİR BİLİMSEL YAKLAŞIM!
Yayın Tarihi: 01 Ekim 2019 Salı, 06:32
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

        1999’daki büyük Marmara depremine kadar, Türkiye’de deprem denince ilk akla gelen 1939 Erzincan depremiydi.

        26 Aralık 1939’da, Erzincan’da meydana gelen 7.9 büyüklüğündeki depremde, 32.968 kişi hayatını kaybetmiş ve 116.720 bina yıkılmıştı. Tüm ülkeyi oldukça ağır bir şekilde etkileyen bu deprem, Türkiye’nin hafızasında çok büyük bir yer etmişti.

        Maalesef deprem konusunda talihsiz bir coğrafyaya sahip olan Türkiye, sürekli deprem gerçeği ile yüzleşmektedir. Ancak gerçekleştiğinde tüm toplumda büyük travma yaratan en büyük depremler bile bir süre sonra unutuluyor.

        Türkiye’nin bir gerçeği şudur ki, İstanbul’u doğrudan etkilemeyen hiçbir olay gündemde hak ettiği kadar yer bulamıyor. Hal böyle olunca da Türkiye, en önemli sorunlarından olan deprem gerçeğine hep uzak durdu. Ta ki 17 Ağustos 1999 Gölcük depremine kadar. O gece yaşanan deprem, İstanbul dâhil Türkiye’nin nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu Marmara Bölgesi’nde büyük yıkım yaratınca, tüm Türkiye olarak deprem tehlikesini iliklerimize kadar hissettik.

        Yaşanan bu felaket geleceğe dönük bazı tedbirlerin alınmasına sebep oldu. Şehirlerde afet toplanma alanları oluşturuldu, deprem vergileri konuldu ve sonrasında yaşanan her depremde olası büyük İstanbul depremi konuşuldu. Ama maalesef sadece konuşuldu ve gün geçtikçe depreme hazırlıklı olmak yerine yapılan hazırlıklardan bile uzaklaşıldı. Özellikle İstanbul’da afet toplanma alanlarının büyük çoğunluğu üzerine AVM’ler yapıldı. Toplanan milyarlarca liralık deprem vergilerinin ne olduğu ise bilinmiyor.

        Ve işte geçtiğimiz hafta yaşanan 5,8’lik deprem, bize deprem tehlikesini bir kere daha hatırlattı. Maalesef şunu gördük ki, aradan geçen yirmi yılda biz hiçbir şey yapmamışız. Oysaki bu yirmi yılda büyük İstanbul depremi için bilim adamları sürekli uyarmıştı.

        Yazıyı hazırlarken geçmişle ilgili yaptığım kısa araştırmada, deprem konusunda, 500 yıl öncesinden beri “kaderci değil akılcı tedbirlere” başvurmuş olduğumuzu gördüm.

        “1939 ERZİNCAN BÜYÜK DEPREMİ” adlı makalesinde, İlhan HAÇİN şöyle yazmış: “Ocak ayının ortasına doğru incelemeler yapması için bazı bilim adamları görevlendirilmiş ve yapılan tetkikler sonrasında imar faaliyetleri başlanacağı ifade edilmiştir. Bu süreçte mecliste bir de bu işlerle uğraşmak için komisyon kurulmasına karar verilmiştir. Fay hattının dışında kurulacak yeni şehir için bilim adamları hızlı ve titiz bir şekilde imar raporları çıkartarak söz konusu komisyona sunmuşlardır.

        11 Aralık 2009’da, Gazi Üniversitesi’nin düzenlediği “Türkiye’nin Deprem Gerçeği Paneli”nde, Oktay ERGÜNAY ise şöyle diyor: “1933’te İstanbul üniversitesinde ilk Jeoloji kürsüsü kuruluyor. 1935’te Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü kuruluyor. Bunlar Cumhuriyetin büyük kazanımları. Bunlar o 1939 büyük Erzincan depremine kadar olan öncü gelişmelerimiz. Alt yapı oluşturma çalışmaları. Olaya bir yandan bilimsel bakma eğilimi var. Biryandan da pratik önlemler alma ihtiyacı var. Nitekim bu anlayış aslında Osmanlı zamanında başlamış. 1509 depreminden sonra o gün yasa koyucular bir takım tedbir alma ihtiyacını hissetmişler ve bir fermanla İstanbul’da taş yapılar yasaklanmıştır. Ta o zamandan beri bir afet sonrasında kaderci bir yaklaşım yerine, birazda bir şeyler yapma, önlem alma eğilimleri var.

        Ama maalesef görüyoruz ki, Osmanlı’da ve genç Türkiye Cumhuriyeti’nde benimsenen “kaderci değil, akla dayalı yaklaşım” bugünlerde terk edilmiş durumda. Yirmi yıldır deprem tehlikesini haykıran bilim adamlarının değil, rant peşinde koşan müteahhitler ve deprem vergilerini amacı dışında kullanan siyasilerin dediği oluyor.

        Umarım, televizyonda deprem konusu tartışılırken, kendisine “Biz emrinizdeyiz” diyen bilim adamına “Biz bilimin önünde boynunu bükmeye hazırız, endişeniz olmasın biz sizden talimat alırız” diyen İBB Başkanı’nın yaklaşımı artık ülke genelinde egemen (ve gerçek) olur.

        Bu konuda, hepimize büyük bir görev düşüyor.  Deprem sonrası GSM operatörlerine gösterdiğimiz haklı tepkiyi, depreme yönelik hazırlıkları yapmayan yöneticilere de gösterip onları bilimin emrettiklerini yapmaya zorlamalıyız.

        Biz hesap sormadığımız için, depremden hemen sonra yöneticilerimiz, “bilimin ışığında yapılması gerekenlere” uğraşmıyor,Depremle ilgili toplantıya İBB Başkanı davet edildi mi edilmedi mi” konusunu tartışıyor ve tartıştırıyorlar!

 

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Halkalı 1 saat 20 dakika
ALİ BAM VEFAT ETTİ
Korona da neymiş!
Sadece 29 Ekim tatili kaldı
‘Azalmış gelenek canlanıyor’
Akar Yunan sınırında
Döner sermaye garabeti!
Edirnespor'da çifte bayram
ABD elçisine 'saray' tatlısı
EDİRNE TİCARET BORSASI
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE