ANASAYFA
03 Haziran 2020 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Gönül UYANIKTIR / Günce
Bizim usül üç maymun
Yayın Tarihi: 02 Ekim 2019 Çarşamba, 06:16
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Kelime hazinemi zorlasam da durumumuza uygun kelimeyi bir türlü bulamıyorum. Topyekün üzerimize ölü toprağı serpilmiş, herkes 'görmedim, duymadım, söylemem' modunda, 'Üç Maymun'u oynuyor.
Ülkemizde korkak, bencil ve çıkarcı insanları;  elleriyle gözlerini, kulaklarını ve ağzını kapatan üç maymun sembolü ile tanımlıyoruz, ”Üç maymunu oynuyor” diye… Oysa 'Üç Maymun' benzetmesinin gerçek anlamı, hiç de öyle değil! Hatta bildiğimizin tam tersi. Eski Japon kökenli bir geleneği tersyüz etmiş kendimize uyarlamışız.
Bizim maymunlar; hataları yalnışları görüp de  başını derde sokmamayı, doğruları dinlemeden ve gerçekleri söylemeden çıkarlarını gözetmeyi, kurnazlıkla aradan sıyrılmayı temsil ediyor.
Oysa bu  sevimli maymunların simgelediği değerler bundan çok farklı. Kökenleri, eski Japon Koshin Folk geleneklerine dayanan ve isimleri; Mizaru, Kikazaru, İwazaru olan bu bilge maymunlar en temel ahlak kurallarını temsil ediyor.
İki eliyle gözünü kapatan Mizaru, kötü gözle bakmamayı, kulaklarını kapatan Kikazaru, kötüyü, yalanları dinlememeyi, ağzını kapatan İwazaru da kötü ve yalan söz söylememeyi öğütlüyor. Bu ahlaki öğretiyi nedense biz tam tersi yorumlamayı tercih etmişiz. İşimize gelmeyeni görmüyor, duymuyor ve gerçekleri söylemekten kaçınıyoruz...
Eh durum böyle olunca, tüm bunları yapmak da köyün delilerine kalıyor. O delilerin bir kısmı göçüp gitti, bir kısmı köşesine çekildi, bir kısmı biat etti, bir kısmı özgürlüğünü yitirdi, görece iyi durumdakiler de akıbetini beklerken bir şeyler yapmaya devam ediyor.
Son günlerde babamla sık sık aile kökenimizin olduğu Yeniimaret'teki evimize gidiyoruz. Bu mevsimde bir başka güzel! ağaçlarda meyvalar, bahçede çiçekler…
Yazıp söylemekten dilimizde tüy bitse de, son bir kez daha yazıp dileğimi Tunca nehrine atacağım. Tabi nehrin yatağını ve akan suyu görebilirsem.
Mahalleye gidiş ya Saraçhane Köprüsü ya da Gazimihal Köprüsü'nden set altı güzergahı. Dönüş de yine set altı veya Yalnızgöz ve 2'nci Beyazıd köprülerinden. 
Bu köprülerin hepsinin durumu da birbirinden vahim. Nehir yataklarının çevresi adeta cangıla dönmüş. Öyle ki önce çalı çırpı şeklindeki yeşil örtü, ağaçlaşmış çevreyi tamamen basmış ve ürkütücü bir halde…
Eskiden DSİ bunlarla ilgilenir, nehirle sedde aralarında kavak yetiştirirdi. Ancak yataklar temizlenmediği için şimdi köprülerin altında nehir yerine bir cangıl boy atmış durumda. 
Bilindiği gibi tüm köprü zeminleri son onarımda kesme taşla kaplandı ve birkaç ay içinde de bu taşlar peynir kıvamında, dökülüp kırılmaya başladı. Orta kısımları ise öyle bir otantik(!) ki bildiğiniz yontma taş usulü kaplandı. Yağmur fırtına bu taşların arasındaki toprak dolgular çekilince daha acınası bir durum ortaya çıktı. Bu dolgular toprak yerine asfalt malzemesi yapılamaz mı?
Saraçhane'den her geçişimde, “İnşallah bu kadar çileye değer de böbrek taşımı düşürürüm” diye dua ediyorum. Köprü kanatları bir başka alem nerdeyse rüzgardan devriliyor. Kanatları bir bütün olarak ayakta görmek hiç mümkün değil! Buradan defalarca araçların aşağı yuvarlanmışlığı var.
Hangi bölümden kim sorumlu bilemediğimiz için kimsenin de bu durumlara sahip çıkmamasını yadırgamaz olduk. Artık gidebildiği yere kadar gidecek. Aferin bize kültürel zenginliğimize, ata emanetine  ancak bu kadar sahip çıkılır. Üstelik hala bu köprülere ihtiyacımız varken. Ancak etkili ve yetkililer buralardan pek geçmeyince, geçse de bilgi sahibi olmayınca çözüm de bulunamıyor. 
Belediyenin 2'nci Beyazıd Caddesindeki kaldırım çalışması her iki yönde de düğün bahçelerine 100 metre kala eski tayın fırını karşısında bitti. Çünkü daha ileriye giden arazinin üzerinde yapılaşma var. Yaya adeta buradan kelle koltukta geçiyor. Bir yanda Göçmen Toplama Merkezi bir yanda ufak ufak yapılaşmalar. Son zamanlarda buralarda minibüslerin depolama yaptığını da görüyorum. 
Gazimihal alternatif köprünün bir bölümü gidiş geliş, diğer bölümü bitmiş ama yıllardır bağlantısı yapılmıyor. Nerdeyse Çanakkale Boğaz köprüsü bitecek bizim Karaağaç alternatif köprü, (halkın deyimiyle Lozan Köprüsü) bir türlü bağlanamadı. Hizmetler bizim buralarda biraz ayak sürüyor gibi.
Eh biz Edirne halkı olarak pek bir sessiz ve talepsiz, pek bir kanaatkar, pek bir vur ağzına al lokmasını modundayız… Gel de şimdi 'Üç Maymun gibi deme!...” Ama bizim usülden(!)…

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
İşletmenize Özel Hosting Seçimi Nasıl Olmalı
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE