ANASAYFA
05 Haziran 2020 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
İmamoğlu bir proje midir?-2
Yayın Tarihi: 02 Ekim 2019 Çarşamba, 06:00
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

İmamoğlu’nun bir proje olup olmadığına dair analiz bizi, Kılıçdaroğlu’nun CHP’deki varlığının sorgulanmasına getirdi.

 

Önceki bölümde belirttiğimiz gibi: “Kemal Bey’in CHP’nin başına getirilmesini, “İmamoğlu bir proje midir?” sorusu ile bağlantılı ele almak lazım.”

 

Evet, İmamoğlu’nun proje meselesi hakkında söyledikleri, yani Atatürk Cumhuriyeti’nin bir projesi olduğunu ifade etmesi, konunun özünü görünür kılmakta yetersizdir.

 

Ayrıca seçim dönemlerinde tribünleri hareketlendirecek, etkileyecek böylesi sözler üzerinden esasa dair bir mülahaza yapmak, yanıltıcı olabilir. Esası kapsamlı kavramamızın önünü kesebilir.       

 

Bu nedenle çerçeveyi genişlettik ve Kılıçdaroğlu’nu da kattık konuya.

 

Gerçi arşivde Kemal Bey ve CHP’deki işlevi hakkında tafsilatlı bilgiler var; ama yeni gelişmelere bağlı olarak üzerinde durulmasında, projenin içeriği ve sürecine yönelik yeni değerlendirmelere de gerek duyuyoruz.

 

Yani, tekrara düşüldüğü ileri sürülebilir ancak ülke siyasetinin hareketliliği sonucu önümüze gelen yeni bilgiler ışığında proje meselesine yeniden eğilmekte bir beis görmüyorum.

 

Nitekim İmamoğlu’nun sahaya çıkışı, siyaset dili, yarattığı siyasi atmosfer yeni bir boyuttur.

Projenin çapını, toplum yapımızdaki dinamikleri/değişimleri anlamamız açısından iyi bir veri tabanıdır.

 

Ve fakat…

 

Önümüze gelen tüm verileri, esası, yani projenin temelini kavramak üzere değerlendireceğiz.

 

Diğer bir ifadeyle bakış açımız, İmamoğlu’nu projenin taşıyıcı aktörlerinden biri olarak kabul etmek ve onun üzerinden yürüyen siyaseti de projenin temeline dayandırmak yönündedir.

 

Geçen hafta, Kemal Bey’in elinden atama ya da seçtirme yoluyla İstanbul il başkanlığı koltuğuna oturanlar üzerinde dururken aynı yöntemi kullandığımız gözden kaçmamıştır.

 

“İstanbul il başkanlarının belirlenme sürecinin karakteristik özelliği, genel merkez iradesinin İstanbul’a yansıması ve belirleyici olmasıdır.

Gayet tabii ki bir plan ve proje çerçevesinde şekillenen bir süreçten bahsediyoruz.

‘Sebebi nedir?’ diye sormakta haklısınız.” saptamasından kastettiğimiz tam da budur.

 

Evet, hiçbir şeyin tesadüfi olmadığı, Kemal Bey’in attığı adımların bir plan ve proje çerçevesinde yürüdüğü, bir misyon çerçevesinde hareket edildiğini vurgulamak içindir.

 

Hal böyle olunca, parti örgütünün tamamen kontrol altında tutulması öncelikli görevler arasındadır elbet.

 

İstanbul örgütü de kurultaya yolladığı delege sayısı itibarıyla en önde gelmektedir, belirleyicidir.

Dolayısıyla kurultay delegelerini örgüt dinamiğinin belirlemesi, oligarşik yapıdaki bir merkez yönetimin hiç işine gelmez.

 

Bu nedenle, il kongrelerinde seçilecek kurultay delegelerinin merkez yönetimin isteği doğrultusunda sandıktan çıkması icap eder.

 

Doğrudur, parti içi iktidar odaklı bu yönetim anlayışı, antidemokratik siyasi yapıların tümünde karşımıza çıkar.

 

Umumi Başkan Kemal Bey yönetimindeki CHP’de de durum farklı değildir.

 

Gayet tabii ki, Deniz Baykal dönemi de böyleydi.

 

Kemal Bey’in “kaset operasyonu” ile CHP’nin başına gelmesi/getirilmesi sonrasında;

Baykal döneminden miras  “tek adam” yönetimine son verileceği, CHP’nin demokratik bir yapıya kavuşturulacağı, Kemal Bey’in vaatleri arasındaydı hatırlarsanız. 

 

Çok kısa süren bu taktiksel hamlenin ardından, CHP’nin yönetiliş şekli Baykal dönemiyle aynılaştı.

 

“Proje” gereği böyle olması gerekiyordu ve öyle de oldu.

 

Kemal Bey yönetimindeki CHP,  tekrar bir “tek adam” yönetimidir artık.

Oligarkları ile birlikte genel merkezden tüm örgüt birimlerine kadar belirleyici güç Kemal Bey’dir ve partisindeki uçan kuş dahi ondan sorulmaktadır.

 

Kuşkusuz Kemal Bey kendini tatmin için, ya da diktatör bir kafaya sahip olduğu için bunları yapmıyor.

Aynaya baktığında söyledikleri ile icraatları arasındaki uyumsuzluklardan utandığını ve bunu onur meselesi yaptığını dahi söyleyebiliriz.

 

Öyle ya, Türkiye’nin katılımcı ve çoğulcu demokrasi ekseninde yönetileceği ağzınızdan düşmeyecek; ama partinizde demokrasinin esamisi okunmayacak.

Kurgulanmış, yönlendirilmiş kongrelerde koltuğunuzu sağlam tutmak için alavere dalavere siyasetine abanmayı meşru göreceksiniz.

 

Çok örnek verilebilir… 

 

Bir örnekle yetinelim bu bölümde.

Kemal Bey’in partisini kontrol altında tutma görevinin keskinliğini anlamamıza yardımcı olacaktır.

 

Kırklareli Belediye Başkanı Kesimoğlu’nu tekrar aday göstermemesi mesela…

 

Üstelik Kemal Bey eliyle milletvekilliği bıraktırılarak 2014 yılında Kırklareli belediye başkan adayı yapılan ve seçilen Kesimoğlu’nun 2019’da aday gösterilmemesinin tek bir nedeni vardır:

Son kurultayda Muharrem İnce’den yana tavır koyması…

 

Şu korkuya bakın şu korkuya, 6 kurultay delegeli olan bir şehirde bile kontrolü elden kaçırmamak için fevkalade seçici davranan bir Umumi Başkan var karşımızda.

 

Sonrasını biliyorsunuz, Kırklarelililer bağımsız aday çıkan Kesimoğlu’nu tekrar belediye başkanı seçtiler. Kemal Bey’in adayı üçüncü oldu.

 

“Hak, hukuk, adalet savunucusu Kemal Bey’in yaptığına bakın hele…” demeyin.

“Proje” gereği CHP’yi böyle yönetmek zorunda ve bu beyin hücrelerine ayrıntılı nakşedilmiş olmalı ki, attığı her adım planlı/programlıdır.

Proje kapsamında attığı adımları kastediyoruz elbet…

Mamafih hakkını da yemeyelim Kemal Bey’in; Adalet yürüyüşündeki ilk adım hariç tüm adımlar kendisine aittir. Takdir edilesi bir performans sergiledi hakikaten…

 

Adalet yürüyüşünde ilk adımı attıran güç kendisinden böyle bir performans bekliyor muydu bilemem ama takdirle karşılandığı kuvvetle muhtemeldir.

 

Şimdi…

 

CHP’yi avucunun içine tutmak zorunda olan Kemal Bey’in İstanbul il başkanlarının seçilmesini örgüt iradesine bırakması mümkün mü?

 

Partisinin Kırklareli örgütüne dahi müdahale etmeyi görev bilen Kemal Bey’in, İstanbul’u özgür bırakması düşünülebilir mi hiç?

 

Geçen bölümde andığımız tüm il başkanları, Kemal Bey’in orkestra şefliğini yaptığı proje kapsamında göreve getirilmişlerdir.

 

Aralarındaki en başarılı aktör, Oğuz Kaan Salıcı’dır şüphesiz.

 

İstanbul il başkanlığı sırasında projeye ve dolayısıyla Kemal Bey’e iyi hizmet etmiş olmalı ki,  sonrasında milletvekili ve örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcısı konumuna kadar yükselmiştir.

 

Salıcı’nın yükselişini, mensubu olduğu söylenen 10 Aralık Hareketi’ne bağlayanlara sıkça tanık oluyoruz.

Yanı sıra, 10 Aralık Hareketi’nin CHP’yi ele geçirdiği iddia ediliyor.

 

Doğru mudur?

 

Sanmam.

 

Çünkü 10 Aralık Hareketi/Teşkilatı, projenin operasyonel ayağıdır kanımca ve bu amaçla CHP’ye monte edilmiştir.

 

CHP’nin, iddia edildiği gibi, ele geçirilmesinden söz edeceksek, bunu öncelikle projeyi ve kapsamını belirleyen, uygulamaya koyan güce bağlamak ve onun ne olduğunu iyi anlamak gerektiği kanaatindeyim.

 

Proje hizmetkârlarının CHP’yi ele geçirdiğini öne sürmek, özü gözden kaçırmaya yol açar.

 

Bu nedenle Salıcı’nın yükselişini öne çıkardım.

 

Nerede görülmüş arkasında bir güç olmadan ve üstelik CHP hakkında ileri geri laflar eden birinin hopadanak İstanbul il başkanı, milletvekili, ve dahi örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcısı oluvermesi…

 

 “10 Aralık Teşkilatı-CHP” ilişkisine biraz yakından bakarak başlayacağız önümüzdeki hafta.

 

Bu bölümü bitirirken;  okura, değerlendirme ve katkılarından dolayı teşekkür etmek isterim.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Kredi Kullanırken Hayat Sigortası Yaptırmak Zorunlu Mu?
Zevke Uygun Kol Saatleri
Forexi Öğrenmek Ücretli mi?
Aramızdan ayrılanlar
T.C. EDİRNE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN
Bunun adı: vicdansızlık!
T.C. EDİRNE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN
Roman sorunları 'ısırgan' gibi
54 MKNZ.P.TUG MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI MSB BAĞLILARI
Çilek Trakya'da da zam şampiyonu
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE