ANASAYFA
16 Ekim 2019 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
TÜRKİYE’NİN ZENGİNLİĞİ!
Yayın Tarihi: 08 Ekim 2019 Salı, 05:45
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

        Türkiye ile kara sınırı olan sekiz (Nahçıvan/Azerbaycan dahil) komşusunun, beş ayrı alfabeye sahip olması bana çok ilginç gelmiştir. Zira Dünya’da orijinal alfabe sayısının pek de fazla olmadığını biliyordum. Yaptığım kısa araştırma beni haklı çıkardı.

        “Dünya’da kullanılan alfabeler 14 kategori altında toplanmaktadır. Bunlar: Latin Alfabesi, Kiril Alfabesi, Arap Alfabesi, Çince karakterler, Yunan Alfabesi, Kore Alfabesi, İbrani Alfabesi, Ermeni Alfabesi, Gürcü Alfabesi, Hint Dilleri Alfabesi, Tana Alfabesi, Japonca karakterler, Amhar Alfabesi, Kannada Alfabesi. (https://www.alfabesi.com/dunyada-en-cok-hangi-alfabe-kullanilir/)

        Dünya’da 5 milyar kullanıcısı olan Latin Alfabesi Ülkemiz sayesinde; Kiril, Arap, Yunan, Ermeni ve Gürcü Alfabesigibi bir birinden değişik beş ayrı alfabeyle komşu. Bu alfabelere, ülkemizdeki Musevi vatandaşlarımızca kullanılan İbrani Alfabesini de eklediğimizde, Dünyanın 14 alfabesinin yarısının Ülkemiz vasıtası ile bir birine bağlı coğrafyada olduğunu görmekteyiz. Bu coğrafyamızın kültürel zenginliğinin bir göstergesidir.

        Birleşmiş Milletler’in verilerine göre, şu anda dünyada 7000 ile 8000 arasında dil var. Bunun yanında alfabe konusundaki kaynaklara baktığımızda, ana kategorideki 14 alfabenin yanında, bu alfabelerden türemiş 22 alfabe daha mevcut, böylece yeryüzünde kullanılan alfabe toplamı 36. Kullanılan diyoruz çünkü bir de atalarımızın kullandığı ancak şimdi kullanılmayan “Göktürk Alfabesi” gibi kullanılmayan alfabeler var.

        Görüldüğü üzere 7000’den fazla dil bulunmasına karşı, ana kategorideki alfabe sayısı 14, toplamda 36 değişik alfabe vardır. Bu demektir ki, alfabe oluşturmak ayrı bir kültür ve medeniyet meselesidir. Tarihsel bir derinliğin ve köklerine bağlı kalma kültürünün de bir göstergesi olan alfabe sahibi olmanın, coğrafyamızda bu denli fazla olması elbette ki tesadüf değildir. (Burada, Latin alfabesini kabulümüz üzerinden, medeniyet ve kültür konusunda bir tartışma açılmasına yer yoktur. Zira Latin alfabesi ile kaldırılan alfabe zaten Türk alfabesi değildi.)

        Burada hemen eklemeliyiz ki, alfabelerin kullanılma alanı olan yazı da, M.Ö. 3000 yıllarında Sümerler tarafından adına “Bereketli Hilal” denen ve içinde Anadolu’nun bir bölümünün de yar aldığı Mezopotamya’da yani bu bölgede bulunmuştur.

Bunun içindir ki, pek çok kadim uygarlığın kurulduğu Bereketli Hilal’in en önemli bölgelerinden birisini oluşturan Anadolu’da hemen her yerden tarih fışkırmaktadır.

        Halen devam etmekte olan kazılarda şimdilik, en az 12.000 yıllık olduğu tespit edilen, dünyanın en eski yerleşim yeri ve tapınaklarının bulunduğu Göbeklitepe bu açıdan en önemli tarihi zenginliğimizdir. Elbette ki, Anadolu’nun tarih hazinesi; Çatalhöyük, Alacahöyük, Efes, Bergama, Truva ve Ani, gibi birbirinden önemli çok sayıda ören yerlerini de barındırmaktadır.

        Doğrusu bu kadar fazla sayıda ve değişik medeniyetlerin kalıntılarını içeren, tarih hazinesine sahip başka bir ülke olacağını düşünmüyorum. Bize düşen tüm bu uygarlıklara sahip çıkmak olmalıydı. Ama maalesef üzülerek görüyoruz ki, biz o tarihi zenginliklere sahip çıkmayı pek de becerememişiz.

        Ve yine maalesef, sahip çıkıp korumadığımız sadece tarihi ören yerleri değil, o uygarlıkları oluşturan milletlerden topraklarımızda asırlarca beraber yaşadığımız azınlıklar da buna dâhil! Elbette ki, başta Balkan Savaşları, 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı olmak üzere, yaşanan tüm savaşların da etkisi ile Anadolu’da böyle bir arınma(!) süreci yaşandı. Ve daha sonraki tarihlerde, dönem dönem yaşanan olaylar da azınlıkların büyük bölümünün ülkemizi terk etmesine sebep oldu.

        Yaşananlar tarihte kaldı ve her şeye rağmen, Ülkemizde (sayıları az da olsa) o kadim uygarlıkları yaratan milletlere mensup vatandaşlarımızla barış içinde bir arada yaşamaktayız. Bu vatandaşlarımız, soydaşı oldukları komşumuz olan o ülkelerle sadece aramızdaki kültürel değil, dostluk bağlarını da güçlendirecek ve barış ortamının devamına hizmet edecek zenginliğimizdir.

        Daha önce Irak’ta şimdi de Suriye’de yaşanan savaşlar, bize bu coğrafyada barış ortamının bozulmasından en çok zarar gören devletin Türkiye olduğunu göstermiştir.

O halde bize düşen tarihi, kültürel ve coğrafi zenginliğimizi de kullanarak her daim barışı aramaktır!

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Dubadan döner kavşak!
Altyapısızlık 'altyapı' kurdurdu!
Çiftçinin kasası ‘tamtakır’
Edirne'de Kadın Futbol Takımı
EDİRNE İCRA DAİRESİ
U-14'te Çarşamba mesaisi
Orhan Çebi güven tazeledi
‘Genç nüfus göçü artıyor’
Köylere Kimlik Panosu
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE