ANASAYFA
22 Ocak 2020 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
BARIŞ PINARI HAREKÂTI
Yayın Tarihi: 15 Ekim 2019 Salı, 06:59
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

        Harekâtın, zayiatsız ve başarı ile en kısa sürede bitirilerek hedeflenen barışın bir an önce tesis edilmesi en öncelikli dileğimizdir.

        Böyle zamanlarda genellikle, harekâtın sıcak ortamı sebebi ile hamaset duyguları egemen olur ve daha sonrası pek konuşulmaz. Ama bunları konuşmaya mecburuz. Çünkü harekât sonrası barış ve huzurun tesisi için Türkiye’nin çözmesi gereken pek çok ciddi mesele var.

        Harekâtın ana hedefi, Türkiye Suriye sınır boyunca 30 km. derinlikteki bir alanı teröristlerden temizlemek ve burada güvenli bir bölge oluşturmak. Daha sonra da güvenli bölgede içerisinde, Türkiye’de bulunan Suriyeliler için yerleşim yerleri inşa edip, onların buraya dönmesini sağlamak. Ve inşa edilecek yerleşim yerlerinin masraflarını da uluslararası toplumdan temin etmek. Böylece Suriye ile Türkiye sınırı boyunca, Kürt olmayan bir demografik yapı oluşturulacak ve Türkiye kalıcı bir şekilde sınır güvenliğine kavuşacak!

        Görünüşte kulağa hoş gelebilecek bir senaryo. Ama gerçekleşme olasılığı pek çok meselenin hallini gerektiriyor.

        Öncelikle şunu söyleyelim ki, işin en kolay bölümü bölgenin teröristlerden temizlenmesi. Türkiye’nin gücü buna fazlasıyla yeter. Ancak asıl mesele sonraki aşamalar. İşte cevaplanması gereken sorular:

- Askeri harekâtın sona ermesi ve güvenli bölgenin oluşturulmasından sonra Türkiye o bölgede ne kadar süre kalacak, bu süreyi uluslararası toplumun çekilme yönündeki baskıları ne ölçüde etkileyecek?

- Kurulması düşünülen yerleşim yerlerinin masrafları ne boyutta olacak, harekâtı desteklemeyen uluslararası çevreler, bu masrafları karşılar mı? Uluslararası çevrelerden mali destek bulmak için, “Kapıları açarız, Suriyeli’leri size göndeririz” tehdidi dışında, elimizde kullanabileceğimiz başka ne gibi argümanlar var?

 - Eğer bu masrafları dışarıdan karşılayamazsak, Türkiye tek başına iskân bölgelerini kurabilir mi? Buraya harcanacak paralar, zaten zor durumdaki ekonomimizi ne hale getirir?

- Bir şekilde bu yerleşim yerlerinin kurulduğunu varsayalım, Ülkemizdeki, 3,6 milyon Suriyeli’den ne kadarı o bölgeye döner? Zorla mı yerleştireceğiz?

- Yine var sayalım ki yerleşim bölgeleri kuruldu ve Suriyeliler oraya yerleştirildi, sonsuza dek bölgede kalmayacağımıza göre, bölge Suriye’ye teslim edilince, demografik yapı korunacak mı?

- Bölgedeki İŞİD’liler ne olacak?

- Suriye’den ne zaman ve nasıl çıkabileceğiz?

- Ve yukarıdakileri soruların seyrini değiştirebilecek bir durum, Suriye Resmi Ordusu ile çatışma olur mu? Olursa bu durum neler doğurur?

- Harekâtın başlaması ile müttefiki olduğumuz batı sistemi ile aramızda başlayan yüksek gerilimin sonucu nereye varacak? Bir kopuş söz konusu olur mu?

- Batıdan uzaklaşmamızı büyük bir keyifle izleyen Rusya’ya ne kadar yaklaşacağız? Artık tamamen Rus silah/savunma sistemlerini mi satın alacağız?

- Son on yıl içinde önce Gürcistan’a savaş açıp cezalandıran, sonra Ukrayna topraklarının Kırım dahil, bir bölümünü işgal ve ilhak eden Rusya’ya ne kadar güveneceğiz?

- Gelecekte böyle bir tehdit ile karşılaşırsak, silahlarımızı bile satın aldığımız Rusya ile başa çıkmak için kendi gücümüz yeterli olabilecek mi?

        Aslında yanıt bekleyen çok soru var. Bunları bizler düşündüğümüze göre harekâtı planlayanlar da düşünmüş ve yanıtlarını hazırlamış olmalılar. Belki de her sorunun, çeşitli alternatiflere göre bir kaç cevabı da hazırlanmıştır! Umarız öyledir!

        Ama maalesef, şuana kadar ki görüntü, askeri harekâtın çok iyi planlandığı ve başarı ile uygulandığı ancak, bu harekâtı destekleyecek olan ‘diplomasi’, ‘iletişim’ gibi diğer alanlarda ya bir planlama yapılmadığı ya da başarılı olunamadığıdır. Yine maalesef harekâta uluslararası destek oldukça yetersiz iken, tepkiler çok fazladır. Ayrıca, dış basında harekât ile ilgili oluşturulan algı, hiç te Türkiye’nin lehinde değildir.

        Bağımsız bir ülke olarak Türkiye, elbette ki kendi kararını verecek ve uygulayacaktır. Ancak bunu en rasyonel bir şekilde, en az zararla icra etmek için de, stratejik akla dayalı bir planlama yapmalı ve uygulamalıdır. Bazen en mükemmel planlama yapsanız da şartlar, uygulamanızı planınızın dışına çıkartır. İşte o zaman yapılacak iş derhal yeni duruma göre planlama yapmaktır.

Yapılacak iş; kendi toprak bütünlüğünü sağlama sorumluluğu için en kısa sürede Suriye Resmi Yönetimi ile işbirliği yapmaktır. Elbette ki eş zamanlı olarak da Batı ve Rusya ile ilişkilerimize Çin ve İran gibi ülkeleri de katarak denge politikasını kullanmaktır. Güvenlik ve bağımsızlığımızın en acil ihtiyaçları bunlardır.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Bu kadarına pes!
Pazarcı ağlıyor!
Gürkan: Adayım Pekcanlı
‘Ekmeğimiz Kazanıyor’
Pekcanlı rakip bekliyor!
İba, belediye başkanları ile buluştu
CHP'de devir-teslim heyecanı
Saros'da can pazarı!
FETÖ ve PKK'lı aynı arabada
BASKETBOLUN PROFESÖRÜ: TUNCAY ÇAĞLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE