ANASAYFA
05 Temmuz 2020 Pazar
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Özdemir AKBAL / Dünyanın Penceresinden
Mutabakatlardan Sonra
Yayın Tarihi: 25 Ekim 2019 Cuma, 06:34
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Türkiye Cumhuriyeti Devleti yapmış olduğu Barış Pınarı Harekâtı ile terör koridorunun tam ortasına tabiri caizse bir balyoz indirmiştir. ABD’nin ve Rusya Federasyonu’nun harekat karşıtı olmakla birlikte tonları değişen karşı çıkışlarına rağmen sürdürülen operasyon Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bundan sonra Suriye’de gerçekleştirilecek anaya çalışmaları için de elini bir hayli kuvvetlendirmiş durumdadır. Bu süreçte gerek bu köşede gerek de başka diğer mahfillerde sık sık dikkatinizi çekmeye çalıştığım en az ABD kadar Rusya Federasyonu da PYD yapısı üzerinde etkilidir ancak şu an için Rusya Federasyonu tarafından ilgili terör örgütü kullanılabilir durumda olmadığı için Moskova’nın bu imkân ve kabiliyeti görülmemektedir ifadem de bir kez daha gün yüzüne çıkmış oldu. Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasında imza edilen Soçi Muhtırasına istinaden Rusya Federasyonu PYD’nin Türkiye sınırının 30-32 kilometre güneyine çekileceği garantisini vermiştir.

Eğer Rusya Federasyonu’nun PYD ile ilgili bir hakimiyet alanı ve yaptırım gücü yoksa bu teminat nasıl verilmiş ve uygulamaya konulmuştur. Buna ek olarak Moskova Suriye’deki Himeymim Hava Üssünde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Barış Pınarı Harekâtı devam ederken Esad’ın temsilcileri ile PYD temsilcilerinin görüşerek bir mutabakata varmasını da sağlamıştır. Bütün bu imkân ve kabiliyetiyle Rusya Federasyonu hem Esad hem de PYD üzerindeki etkinliğini kullanma politikasını artık açık etmiş durumdadır. Ayrıca yaklaşık bir buçuk yıl önce dile getirdiğim ABD Suriye’den askerlerini çekecek ifadem de gerçekleşmiş durumdadır. Buna eğer Suriye’de petrol bölgeleri diye tanıtılarak bırakılacağı ifade edilen bir bölük büyüklüğündeki askeri birliğin bir yere gitmemiş olmasına istinaden çekilmedi diyecekler varsa o da onların askeri güç hesaplaması ile ilgilidir. Bunun bir sonucu olarak SDG denilen bölücü terör örgütü yapısı Esad güçlerine yaklaşmış bir vaziyette Türkiye Cumhuriyeti Sınırından uzaklaştırılmış durumdadır.

Ancak bu durum yeni bir siyasal ortamın ortaya çıkması için önemli bir zemin hazırlamıştır. SDG süslü adıyla bir politik örgütlenme gibi ortaya çıkmaya çalışan ve belli bir alanda da kabul gören bu terörist yapının temel unsuru olan PYD geçmiş tecrübesine dayanarak ve Esad’ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhindeki tutumundan da faydalanarak kendisine bir alan yaratma arayışına girecektir. Buna ek olarak el Kaide ve türevi radikal terör örgütleri karşısında ABD-Rusya Federasyonu’nun tâ 2001’den beri ortaya koydukları ortak tavır böyle bir zımni mutabakatın tekrar onaylanması için bir zemin hazırlama kapasitesine sahip görünmektedir. Ayrıca Rusya Federasyonu’nun Esad’ın gitmesi durumunda Suriye’deki politik tesirinin devam edebilmesi adına kendisi için işe yarar bir yapıyı elinin altında bulundurması da geleneksel Rus dış politikasındaki sessiz ve derinden giden tavrın önemli bir stratejisidir.

Bu şartlar altında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kazanımı ise sınırı boyunca oluşturulmaya çalışılan terör devletinin kesin olarak ortadan kaldırılması ve daha önce ABD ve Rusya Federasyonu tarafından resmen kabul edilmeyen durumun artık resmi olarak da tasdik edilmiş olmasıdır. Artık Suriye meselesinin çözümü ile ilgili sahadan ziyade masada atılacak adımların önemli olduğu bir döneme girilmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Dolayısıyla artık terör örgütü söyleminin kullanımdan uzaklaşacağı masada demokratik taleplerin gerçekleştirilmesi yahut Suriye’de yaşayan grupların haklarının teslim edilmesi gerektiği yönünde söylemlerin ön plana çıkarılarak PYD’nin sunumunun yapılacağı bir dönemin arifesinde olduğumuzu değerlendiriyorum.

Bu dönemde hem ABD’nin hem de Rusya Federasyonu’nun Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile ilişkilerini kendi çıkarları bağlamında devam ettirme çabasını sergileyecekleri açıktır. Buna karşın hem ABD hem de Rusya Federasyonu nüfuz alanlarını genişletme ve/veya koruma amacıyla PYD yapısı dahil pek çok yapıyla irtibat haline geçecek ve değişim sürecinde Suriye’de en etkili şekilde varlığını sürdürerek birbirlerinin çıkarlarını engellemeye çalışacaktır. Bu açıdan da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin elde ettiği avantajı koruyarak, Suriye’nin kuzey bölgesinde tesir alanını işte şimdi yumuşak güç vasıtalarıyla geliştirme vaktidir. Daha önce de belirttiğim gibi operasyon askeri ve politik/sosyolojik iki safhadan oluşmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti askeri safhayı gayet başarılı bir şekilde hem ABD hem Rusya Federasyonu’nun kabullenmek zorunda olduğu bir halde tamamlamıştır. Şimdi sıra politik/sosyolojik safhaya gelmiştir. Türk politika yapıcı ve uygulayıcıların işleri gerçekten zor. Dualarımız onlarla, Allah yardımcıları olsun. Düzenlenecek anayasa toplantısı olayın gidişatı hakkında bazı ipuçları verecektir. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Kot Şort Modelleri
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE