ANASAYFA
05 Ağustos 2020 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
OSMANLI HAYAL, CUMHURİYET GERÇEKTİR!
Yayın Tarihi: 29 Ekim 2019 Salı, 06:04
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

                Cumhuriyetimiz 96 yaşında, ancak hâlâ onu hazmedemeyip Osmanlı hayali kuranlar var!

Her ne kadar, Cumhuriyetin 100. Yılı için yıllardır “2023 Vizyonu” diye bir söylem tutturulmuş olsa da “Osmanlı Hayali”nin en büyük takip/uygulayıcısı, iktidardır.

        Aslında “Yeni Osmanlının ihdası” amacıyla çıkılan bu yolda, “Komşularımızla sıfır sorun” gibi oldukça barışçıl ve iddialı bir slogan kullanılmıştı. Ve bu yolda, özellikle Suriye ile çok da iyi mesafe kat edilmişti. Ancak 2011’de barışçıl politika terk edildi ve sonunda Osmanlı Hayali, duvara tosladı! Bu süreçte yaşananlar özetle şöyle:

        - 16 Eylül 2009 tarihinde “Türkiye ile Suriye arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyikurulmasına ilişkin Ortak Siyasi Bildirge imzalandı.

        - 13 Ekim 2009’da, Halep ve Gaziantep’te, Türkiye-Suriye Bakanlar Kurulu ortak toplantısı yapıldı. Toplantı sonrası Dışişleri Bakanı Davutoğlu şöyle diyordu: 

"Gerek Türkiye gerekse Suriye tarafında son derece hissi anlar yaşadık. İki halkın birbirini bu kadar özlediği hepimizce malumdu ama bu kadar özlemle birbirlerini beklediklerini ve kucaklaşma arzusu içinde olduklarını bir kez daha müşahede ettik. Son derece hissi ve asırların getirdiği o kültürel harmanı yansıtan bir buluşma oldu."

Bu tür buluşmaların bölgedeki tüm kardeş ülkeler arasında gerçekleşmesini dileyen Davutoğlu, bunun bölgeye ve dünyaya, bölgesel ve küresel barışa en önemli mesaj olacağını da eklemişti!

        - O tarihte yandaş kalemler de coşmuştu elbette:

        Hasan Celal Güzel’in, Radikal’deki 15 Ekim 2009 tarihli “Suriye ile tam entegrasyona doğru” başlıklı yazısı şu cümlelerle bitiyordu.

 “Prof. Davutoğlu’nun veciz bir şekilde ifade ettiği gibi artık ‘Yeni Mezopotamya Medeniyeti Yükseliyor.’ Eşitler arasındaki ilişki dengesini bozmadan bundan sonra sıra Irak ’a gelecek. Osmanlı İmparatorluğu artık bir tarih konusu. Lâkin niçin ‘Osmanlı Milletler Topluluğu ’ olmasın?

        - Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde hala yer alan Türkiye - Suriye YDSİK 1. Toplantısı Ortak Bildirisi, 22-23 Aralık, Şam” başlıklı açıklama da oldukça ilgi çekici. (http://www.mfa.gov.tr/turkiye---suriye-ydsik-1_-toplantisi-ortak-bildirisi_-22-23-aralik_-sam.tr.mfa )

        Bugün kitleler önünde en yüksek sesle “Katil Esed” diye bağırılmasına karşın, Dışişleri Bakanlığının sayfasında hâlâ yer alan o açıklamada “Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Beşar Esad’ın 16 Eylül 2009 tarihinde Türkiye’yi ziyareti sırasında varılan mutabakatın...” cümlesi bulunmakta. Oldukça uzun olan açıklamanın sonunda, o dönemde imzalanan 50 adet anlaşma, mutabakat muhtırası, işbirliği protokolünün listesi de yer almaktadır.

        Peki, ne oldu da bu kadar yakınlaşan iki ülke, bir yıl sonra birbirine düşman kesildi?

        O dönemde yaşanmakta olan Arap Baharı’nın etkisi ile Suriye’de İslami bir yönetim kurulması arzusu Osmanlıcılık hayalini çok daha güzel bir hale getirecekti. İktidarın bu düşü, Amerika’nın Suriye’yi parçalama politikası ile birleşince, “Şam'daki Emevi Camii'nde Cuma namazı kılma” arzusu dillendirildi! Ama hiç beklenmedik bir anda sahaya Rusya indi ve her şey değişti!

Sonuçta, Amerika ile çıktığımız yolu geçen hafta, Soçi’de Rusya ile tamamladık ve on yıl önce ortak bakanlar kurulu toplantısı düzenlediğimiz Suriye ile şimdi Rusya aracılığı ile görüşebiliyoruz.

        Peki, ne kazandık biz bu işten?

        4 milyon Suriyeli sığınmacıyı Ülkemizde bulduk, bunlara en az 40 milyar dolar harcadık ve daha ne kadar harcayacağımızı da bilmiyoruz.

Suriye’ye yönelik Askeri harekâtlarda ve sınır olaylarında onlarca şehit verdik. Başta IŞİD olmak üzere Suriye kaynaklı terörist saldırılarında yüzlerce, vatandaşımızı kaybettik.

        Bugün gelinen noktaya baktığımızda harekât ile elde edilen tek başarı, sınırımız boyunca 30 km.lik teröristlerden arındırılmış bir alan elde etmek ve sınırı güvence altına almaktır. Hâlbuki sınırımız,  2011’de, yani Suriye’deki savaş başlamadan önce şimdikinden çok daha güvenliydi! Üstelik Suriye ile de oldukça iyi ilişkilerimiz vardı!

        Bu işten tek kazancımız ise; “Türkiye Cumhuriyeti Sınırlarının ve ‘Yurtta Barış, Dünyada Barış’ politikasının gerçek, Fetihçi Osmanlıcılık politikasının ise hayal” olduğunu öğrenmek oldu. Ancak çok ağır maliyeti ile!

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Halkalı 1 saat 20 dakika
ALİ BAM VEFAT ETTİ
Korona da neymiş!
Sadece 29 Ekim tatili kaldı
‘Azalmış gelenek canlanıyor’
Akar Yunan sınırında
Döner sermaye garabeti!
Edirnespor'da çifte bayram
ABD elçisine 'saray' tatlısı
EDİRNE TİCARET BORSASI
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE