ANASAYFA
03 Haziran 2020 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
İmamoğlu bir proje midir?-5
Yayın Tarihi: 30 Ekim 2019 Çarşamba, 06:18
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Sevinç İnönü’nün Kandilli’deki evinde Eylül 2019’da, yerel seçim başarısından dolayı Ekrem İmamoğlu ve eşinin onuruna verdiği yemeğe ilgi göstermek lazım.

 

Önemli şahsiyetleri, nüfuzlu kişileri buluşturan bu yemeğin, konumuza ışık tutacak ipuçları içerdiği kanaatindeyiz.

 

Evet, Sevinç İnönü’nün Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanmasından dolayı duyduğu sevinç ve mutluluk, bu yemeğin sebebini açıklamada yetersiz kalır.

 

Belli ki ortada bir kutlama var. Yani, Ekrem İmamoğlu ve eşi yemeğin onur konukları olmakla beraber, bu zaferde payı olanlar da kutlama için bir araya gelmişler sanki.

 

Seçilmiş misafirlerin hepsini bu kategoride değerlendirmek yanlış olur tabii;  çoğu o akşama sadece renk katan ünlü kişilerdi muhtemelen...

 

Aslında basına pek bir bilgi de yansımadı. Diplomatlar, akademisyenler, iş insanları, politikacılar, sanatçılar, gazetecilerden oluşan 120 kişilik bir seçkin davetli listesinden söz ediliyor.

 

Cumhuriyet gazetesinden Aykut Küçükkaya’nın yazdıklarına göre, CHP Genel Başkan Yardımcıları Faik Öztrak, Oğuz Kaan Salıcı, bazı CHP milletvekilleri ve belediye başkanları da oradaymış.

 

Geceye katılan konukların en fazla alkışladığı isim, Ahmet Türk olmuş.

Demek ki HDP tabanının kazanılan İstanbul yerel seçimine katkısı takdir görüyor.

 

İçişleri Bakanlığı’nca Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden alınan Ahmet Türk de, İnönü ailesiyle, Sevinç Hanım’la bir anda geçmişe, 1990’lı yıllara gittiğini belirterek şunları söylemiş:

 

“Demokratik bir ortamda yeni bir dönemin kapısının açılmasını umut ediyorum...”

 

Ahmet Türk’ün geçmişten kastettiği, 1991 genel seçimlerinde SHP-HEP ittifakı olmalı.

 

Öyle anlaşılıyor ki, yerel seçimlerdeki hedef ortaklığının önümüzdeki genel seçimleri  kapsaması noktasında da fikir birliği mevcut. 

 

Onur konukları arasındaki Yorgo Papandreu, İmamoğlu’na “zeytinyağı” hediye etmiş ve özenle seçtiği kelimelerle seslenmiş...

 

//Türk-Yunan dostluğuna büyük katkısı olan İnönü ailesinin ve sosyal demokrasinin hem Türkiye’de hem Avrupa’da gelişiminde belirleyici rolü olan dostum Erdal İnönü’nün değerli eşi Sevinç Hanım’ın davetlisi olarak aranızda bulunmaktan onur duyuyorum. Bu davetin dostum Ekrem İmamoğlu’nun başkan seçilmesi vesilesiyle düzenlenmiş olması da benim için çok anlamlı. Zira Ekrem Başkan, iki yıl önce Beylikdüzü Belediye Başkanlığı sırasında bana uluslararası sosyal demokrasiye ve barışa yaptığım katkılar nedeniyle bir vefa ödülü vermiş, ben de şahsen gelip bu onurlu ödülü elinden almıştım. Şimdi İstanbul Belediye Başkanlığı’na seçilmiş olmasından, bir sosyal demokrat olarak mutluluk duyuyorum. Bizler hepimiz bu gece demokratlar, sosyal demokratlar, insan hakları savunucuları olarak, uğrunda mücadele ettiğimiz evrensel değerlerin, hakların, demokrasi ve hukukun üstünlüğü fikirlerinin, küremizin sürdürülebilir korunabilirliğinin güçlendirilmesi ve demokrasi karşıtı eğilimler karşısında küresel dayanışmanın pekiştirilmesi bakımından Ekrem İmamoğlu’nun seçiminden umutlandık ve güç aldık. Kendisine başarılar diliyorum. Önemli işlere imza atacağına eminim.//

 

İmamoğlu’nun seçilmesi, demokrasi karşıtı eğilimler karşısında küresel dayanışmanın pekiştirilmesi bakımından,  Yorgo Papandreu’yu umutlandırmış.

 

Küresel ölçekte bir gücü temsil ettiğini sözlerinden anladığımız Papandreu için,

“ABD’nin Yunanistan’daki adamı”, Yunanistan eski Dışişleri Bakanı Pangalos’a göre “Amerika’nın Sesi” iddiaları da var.

 

Sevinç İnönü’nün verdiği bu davetin kapsamı, davete gösterilen teveccüh,

İnönü ailesinin gücü ve fonksiyonu hakkında ne diyor peki?

 

Cumhuriyetin kazanımlarını tarihsel kökeni itibarıyla temsil eden ve elbette kurulu düzene dair üstlendiği misyon ve sorumluluk, bu aileyi etkin, birleştirici bir zemin, harç konumunda tutuyor anlaşılan.

 

Erdal İnönü’nün eşi Sevinç İnönü, ailenin günümüz temsilcisi/sözcüsü olmalı ki ön planda onu görüyoruz.

 

Kandilli’deki yemekte, 10 Aralık Teşkilatı kurucularından Burhan Şenatalar ve Süleyman Çelebi de davetliler arasındaymış.

 

Öyle anlaşılıyor ki Sevinç İnönü, 10 Aralık ismiyle anılan teşkilatın CHP içindeki çalışmalarını önemsiyor. Kandilli’deki yemeğe onları da davet ederek onurlandırmış zira.

 

Doğrudur, İnönü ailesi CHP içinde de halen etkilidir.  İsmet İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan üç kez, hem de kontenjandan, CHP milletvekili yapılmıştır. Parti meclisi üyeliği de vardır.

 

İsmet İnönü’nün diğer bir torunu Hayri İnönü’nün, Şişli belediye başkanı yapıldığını da biliyor olmalısınız.   

 

Neyse, olacak o kadar, neticede iyi eğitim almış, önemli bir ailenin fertlerine bu kadar ‘ayrıcalık’ da hoş görülmeli…

 

Ve fakat…

 

CHP’nin oligarşik/himayeci/yanaşmacı/kayırmacı yönetim tarzından rahatsızsanız;

üç dönem milletvekili, parti meclisi üyesi Gülsün Bilgehan’ın, CHP’nin demokratik, saydam dürüst yönetilmesi için ne yaptığını sorgulayabilirsiniz tabii.

 

İnönü ailesinin gücünün CHP ile sınırlı olmadığı aşikâr…

 

Müesses nizamın/kurulu düzenin güzide temsilcilerinden, CHP’nin duayenleri Hikmet Çetin ve Altan Öymen’in protokol masasında yer alması da bunun işareti sayılabilir. 

 

CHP’deki parti içi iktidar odaklı hizip çekişmelerinin arabulucusu “Hikmet abi”, çeşitli devlet görevlerinde bulunmuş, uzun yıllar siyaset yapmış kariyerli/nüfuzlu biridir.

 

Uluslararası arenadaki önemini, 2004 Ocak-2006 Ağustos tarihleri arasında NATO‘nun Afganistan‘daki Kıdemli Sivil Temsilcisi görevini üstlenmesinden biliyoruz.

 

Hikmet Çetin’in Türkiye’deki etkinlik alanının genişliğine ise,  “Susurluk Davası” kapsamında

5 yıl ceza alan Mehmet Ağar’ı, eski Yargıtay 6’ıncı Daire Başkanı Mustafa Aydın refakatinde hapishanede ziyaret etmesi (Mayıs 2012) işaret ediyor diye düşünüyoruz.   

 

Mehmet Ağar’ın derinliği de, bir türlü açıklığa kavuşmayan Uğur Mumcu cinayetine ilişkin Güldal Mumcuya söylediği, “Bir tuğla çekersem duvar çöker…” sözü ile anılır.

 

Yemekteki bir diğer önemli konuk ise, Can Kıraç’mış ki onu da mümtaz bir kurulu düzen temsilcisi saymak mümkündür.  

 

Vehbi Koç’un damadı İnanç Kıraç’ın ağabeyi Can Kıraç, 41 yıllık üst düzey bir KOÇ çalışanıdır.

 

“Anılarımla Patronum Vehbi Koç” kitabının yazarıdır.

 

1952 yılında Atatürk ilkelerine bağlı kalınması için yazdığı bir makaleden dolayı "Türk halkını isyana teşvikten" sanık sandalyesine oturan Can Kıraç, bugün de aynı düşüncelerin savunucusu…

 

Instagram hesabından Ekrem İmamoğlu’na oy vereceğini ve sebebini bakın nasıl gerekçelendirmiş Kıraç…

 

//Ulusumuzun ve ülkemizin üstüne yerleştirilmiş olan 'Tayyip Erdoğan' damgasının ve korkusunun kalkması, devletimizin kurumlarında 'Atatürk' ilkelerinin uygulanmasını, 'yandaşlık' alışkanlığının kaldırılmasını, 'saltanat' gösterisinin ve israfının önlenmesini, 'lâik' eğitime geçilmesini istiyorum. İstanbul Belediye Başkanlığı' seçimini kazanmanın bu isteklerimin gerçekleşmesine öncülük yapacağını umuyorum...//

 

Haftaya KOÇ Grubu’nun CHP ve Ekrem İmamoğlu ilgisi üzerinde biraz daha duracağız.

 

Beş bölümden çıkarımlarla bir sonuca varmak ve yazı dizisini tamamlamak da hedefimizde…

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
İşletmenize Özel Hosting Seçimi Nasıl Olmalı
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE