ANASAYFA
11 Temmuz 2020 Cumartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Özdemir AKBAL / Dünyanın Penceresinden
Esad’ın Vaziyeti
Yayın Tarihi: 01 Kasım 2019 Cuma, 06:30
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

            Bu köşede 16 Ağustos 2019’da yayımlanan “İlişkiler Ağında Güvenli Bölge Kuruluşu” başlıklı yazımda Türkiye’nin yapacağı operasyonun sonucunu kastederek “PYD unsurlarının güneye inmesi Esad hükumetinin hâkim olduğu noktalara yaklaşması demektir. Bundan dolayı ilgili unsurların yeni yerleşim yörelerinde Esad ile Rusya arabuluculuğunda görüşmeleri ve kendileri için yeni bir sığınma alanı yaratmaları da mümkün olabilecektir.” şeklinde bir tespitim olmuştu. Dün gece 30 Ekim 2019 itibarıyla Esad’ın Savunma Bakanlığından yapılan çağrı ile PYD teröristlerinin kendilerine asker ve polis olarak katılabilecekleri belirtildi.

            Yukarıdaki paragrafın başındaki tarihe dikkat ederseniz Barış Pınarı Harekâtından yaklaşık iki ay önce söz konusu tespitin yapıldığını göreceksiniz. Bu tespitin temelinde Suriye Devletinin baba ve oğul Esad yönetimi altında benzeri dinamiklerle işlediği görüşü ve terör örgütleri ile gerek kendi vaziyetlerini koruma gerek de başka devletlere etki edebilme amacıyla irtibat kurma geleneklerinin olduğu bilinci yatmaktadır. Şu anda Esad ile PYD arasında görüşmeler devam ediyor. Türkiye ile Rusya arasında hazırlanan muhtıra metnine istinaden değerlendirme ibresi Rusya’ya fazlaca dönük olan grubun belirttiği gibi bir Adana Mutabakatı uygulanması mümkün görünmüyor. Adana Mutabakatı sular durulduktan sonra belki iki devletin terörle mücadele konusunda temel anlayışını ortaya koyan bir çerçeve metin olarak mazinin güzel bir hatırası halinde ele alınabilir.

            Buna ek olarak Esad 14 Eylül 2019 itibarıyla bir af ilan ettiğini belirtti. Söz konusu af ilanından iki gün sonra da 16 Eylül 2019 itibarıyla YPG’yi ayrılıkçı terör örgütü olarak tanımlayıp BM nezdinde bir şikâyette bulundu. Bu iki gelişme özellikle Türk kamuoyunda Esad parlatma, yıkama ve yağlamadan sorumlu propaganda aracı olarak görev yapan mahfileri de hemen harekete geçirdi ve “Esad adımı attı sıra Türkiye’de” gibi şahane, politika biliminin en ince zerresine kadar tesir etmiş muhteşem yorumlar ortaya kondu.

            Tam o tarihlerde 20 Eylül 2019’da bu köşede “Suriye Dönüşüm Çabaları II” başlıklı yazımda da bir soru yönelttim ve bir tespitte bulundum. “Esad’ın af kapsamına aldığı yahut alacağı kitle içinde halihazırda PYD teröristleri var mıdır? Varsa bunların durumu ne olacak?” sorusunu sorduktan sonra “Esad bir genel af ilân edeceğine göre bu durumda söz konusu PYD teröristleri de buna dahil olacak demektir. Böyle bir durumda ise ‘Esad adımını attı, sıra Türkiye’de’ diyerek daha tam olarak içeriği bile belli olmayan bir meselede propagandist yaklaşımlar sergileyenler nasıl bir tavır takınacak. Evet Esad olumlu bir adımla PYD’nin bir terörist yapılanma olduğunu belirterek BM nezdinde girişimde bulundu. Ancak bu girişim genel af kapsamında PYD mensubu teröristlerin affına kadar gidecek mi? Bunlar aynı zamanda sıra Türkiye’de diye ittirerek Esad’ın ifadesinin tamamen Türkiye’nin lehine sonuçlandığını daha uygulama yapılmadan söyleyenlere umarım ‘o zaman öyle söylemek gerekiyordu” şeklinde açıklamalar yaptırmaz ileride.” diyerek kanaatimi belirtmiştim.

            Şu anda olan ise Esad’ın PYD güçlerini kendi içine dahil ederek Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yürüttüğü operasyonlar hususunda bir güç kazanma çalışması. Yani Esad’ın af girişimi biraz da PYD’nin teröristlerinin kendi yanına çekilmesi çalışması olarak gün yüzüne çıktı. Sıra Türkiye’de diye yorum yapanlara hayırlı uğurlu olsun. Bu yazı kaleme alınırken bazı kaynaklar bir Rus heyetinin Suriye sınırı tarafından Türkiye tarafına gelerek dün gece yaşanan (30 Ekim 2019) çatışmalar sonucunda gelinen durumun ve çatışmaların daha ileri gitmemesi için görüşmeler gerçekleştireceğini iddia ediyor.

            Bütün anlatımı özetleyince yani Esad’ın PYD ile olan ilişkisi, PYD’nin Esad’a katılma şartının “kurumsal kimliklerinin” korunması ile gerçekleşeceğini belirtmesi aslında Esad ve PYD arasında aşılamayacak sorunlar değil. Gidişatı birlikte göreceğiz… Bununla birlikte yukarıda da anlattığım ve önceden uyardığım gibi Esad’ın af ilânı Türkiye’nin lehine bir durum değil. Bu hususta Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin operatif vaziyetini aynıyla koruyarak şu anda başlayan Cenevre görüşmelerinde masada da güçlü konumunu koruması gerekiyor. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları.  

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE