ANASAYFA
22 Kasım 2019 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Mustafa DERİBİÇEN / MERHABA
İNŞAAT
Yayın Tarihi: 02 Kasım 2019 Cumartesi, 06:06
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

İnsanlar yiyeceksiz, giyeceksiz ve barınaksız olamaz, taş devrinden beri kendilerini dış etkilerden koruyacak, yatacak uyuyacak, eşyalarını kendilerini koruyacak barınaklara ihtiyaç duyarlar. Bu korunaklar gelip, geçici, kurulup sökülebilen cinsten, örneğin çadır, baraka, kulübe olduğu gibi, daimi kullanılan ev, apartman, iş hanı, kışla, okul, fabrika binası da olabilir. Bu bina dendiği gibi, yapım halindeyken de inşaatta denir. 
 Yapılar yontma taştan, ağaçtan, yığma tuğla ve betondan da olur, malzemesinin cinsine göre taş, ahşap, beton yapı diye sınıflandırılır, en uzun ömürlüsü taş yapılardır. 
 Türkiye inşaat sektöründe epey ileridedir ve başarılıdır, yalnız yurt içinde değil yurt dışında da başarımız kanıtlamışızdır, yapım işini üstlenenlere yapıcı veya müteahhit denir. Bugün Türkiye'de çok müteahhitler yetişmiştir, tabi üç kağıtçıları da onlardan az değildir. 
İnşaat deyip geçmeyelim, bugün Türkiye'nin en önemli sektörlerinden biridir, öyle bir sektörki yapıcıyı doyurmaktan başka 250 den fazla sektörü de doyuruyor. Bir inşaat yapılmazdan önce mimar, mühendisler, başladığında hafriyatçı, betoncu, çimontacı, demirci, tuğlacı, boyacısı, daha bir çok sektör inşaattan para kazanıyor. Ya inşaatta çalışan işçiler, onlar en büyük faktör oluyor. Bunlardan başka inşaat bekçisi, hırdavatçılar hep inşaatlardan para kazanırlar, ne kadar bereketli bir konu.
Peki inşaat işi nasıl yürür, arsası olan inşaatçı Belediyeden ruhsat alır, arsası yoksa, arsası olan biri ile yüzde pay ile anlaşır, yahut babadan, dededen kalma eski tip evleri yıkıp orada arsa yaratıp inşaata başlanır. O inşaat için yıktırılan bina antik bir yapıymış, yok güzel bir evmiş hiç dinlenmez allem ederler, kallem ederler, kitabına uydururlar o yapıyı yıkıp arsa yaratırlar, yeterki oraya inşaat olsun bu işten alanda memnundur, satanda memnundur, üst tarafı kime ne. 
İnşaatçı veya müteahhit dediğimiz kimseler ne seviyededir, çok iyi inşaat işi yapan mühendisi, mimarı, teknik elemanı ile tam kadrolu inşaat firmalarımız var bunlar yurt içinde ve dışında yüzümüzü ak çıkartacak inşaatlar yapıyorlar. Birde bunların dışında kalfalıktan yetişme müteahhit karnesi elde edip bu işi yapanlar var, bunların içinde başarılı olanlarda var. Bugün inşaatlar eskisine göre daha kaliteli yapılıyor, hazır beton çıkmazdan önce, kaliteli inşaat yapılmıyordu. Yapıcı kazanacam diye demirden, çimontodan çalar, bilhassa İstanbul'da yıkanmamış tuzlu deniz kumu kullanılır, inşaatı yapan ustaların çoğu çekül, su terazisi, gönye kullanmazlar hele vibriatör hiç kullanılmaz. Bunlardan da önemlisi bu hataları görecek denetleyecek denetim sistemi de yoktu, işte 5,8 lik bir depremde duvarları çatlayan, yıkılan binalar bunlar oldu. Bugün nispeten bir yapı kontrol sistemi kurulmuştur. 
Peki akla şu soru gelmez mi, ecdat yadigarı bu kadar eski yapılar niye 500 yıldır ayakta bu kadar deprem, bu kadar kar fırtına görmüş hala dimdik duruyorlar, böyle bir soru sorulmaz mı? Nedeni o yapılar yapılırken doğal malzemeler kullanılmıştır, işin aceleciik tarafına kaçılmamıştır. O zamanki ustalar çekül, su terazisi, gönye kullanmışlar, çimonto denilen sunni malzeme kullanılmamış, birde inşaatın bahçesine bir veya birden fazla kuyu açmışlar, hem su ihtiyacını karşılamak için, hem de yağmur sularının binanın temeline gitmesini önlemek için, Selimiye Camisinin bahçesinde böyle yapılmış dört kuyu vardır. 
O eski yapılar yapılırken bu günkü matematik yoktu, yapı hesaptan çok sezgiye dayanıyordu, sezgide tecrübeye dayanan bir olaydır. Hiç düşündünüz mü, Japonya deprem bölgesi, niye oralarda deprem olduğunda bizdeki kadar ölüm ve hasar olmuyor, cevabı bizden daha sağlam yapılar yapıyorlar, işin hilesine kaçmıyorlar, sıkı denetim yapıyorlar, işte sebep bu.
İnşaat, inşaat, hep inşaat, okuldu, hasteneydi, konuttu ihtiyaç için anladık ama, gerçekten bu kadar konuta ihtiyaç var mı? Edirne'yi göz önüne alalın ihtiyacın çok üstünde konut yapılmıştır, bu kadar konuta ihtiyaç var mı, inşaat demek tarlayı parselleyip arsaya çevirmek demektir. Binevler, Kafkas, Dörtkaya, Toki konutlarının olduğu alanlar, Edirne'nin en verimli arazileriydi, hani Türk folklorunda şöyle bir name vardır  Edirne'nin ardı da bağlar - ama artık oralarda beton yığınları var.
Beş katlı, on katlı binalar yapılırken, mimari değeri olan yapılar korunmuyor, bir iki daire uğruna yık babadan kalma güzelim ahşap evleri, kondur oraya hiç bir mimari üslubu olmayan beton yığınlarını, yol genişliği ayni kalıyor, güneş hakkı, görüntü hakkı bunlar yok oluyor, Kaleiçini böyle yok etmedik mi, şimdi sıra başka mahallelere geldi, ya 1954 ten beri yıkık durumdaki saat kulesi, bu kadar Vali, Belediye Başkanı geldi bir saat kulesi yapılamadı, ne demeli sahipsiz Türkiye... 
 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
‘Canları öyle istiyor’
‘Özledim; geliyorum’
Besicide destek şoku!
Kadına meslek kapısı
Trakya Müzik Festivali “1” numara
Köylere su tahsilat günleri
Hastanın bilmediği hastalık: KOAH
Maket polis araçlarına önerge
Uzunköprü’de ikiz kamyonlar!
Öğrenciye 'sanat'la katkı
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE