ANASAYFA
22 Kasım 2019 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
ERDOĞAN’IN DÖRT DÖNEMLİ ON YEDİ YILI!
Yayın Tarihi: 05 Kasım 2019 Salı, 06:12
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

        3 Kasım 2002 seçimleri Türkiye’nin kaderi üzerinde oldukça belirleyici oldu. İktidar kanadına göre sessiz bir devrim ile “Eski Türkiye”den “Yeni Türkiye”ye geçildi. Muhalefete göre ise bir karşı devrim ile “Atatürk Türkiye’sinden, “Yeni Osmanlı”ya geçilmeye çalışıldı ve her şey berbat edildi.

        96 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’nde 17 yıl aralıksız iktidarda kalmak hiçbir lidere nasip olmadı. Ancak Erdoğan’ın bu oldukça uzun ve kesintisiz iktidarını incelerken, gittikçe gücünü artırdığı dört döneme ayırmak gerekiyor.

        - Birinci dönem: Kasım 2002- Ağustos 2007:

        2001’de büyük bir krize giren ekonomimiz, IMF programıyla toparlanmaya başlamıştı ki Erdoğan iktidara geldi. O dönemde küresel ekonomideki parasal genişleme ve AB ile yapılan müzakerelerin yarattığı olumlu hava ile ekonomi düzeldi. Yine AB ile yakınlaşmanın biraz da zorunlu sonucu olarak hukuk, özgürlükler ve demokrasi alanında da ilerleme kaydedildi.

        Bu dönem, Erdoğan’ın her anlamda en başarılı olduğu ve aynı zamanda iktidar gücünü en az kullanabildiği dönemdir. Zira devlet yönetiminde, Cumhurbaşkanı Necdet Sezer ve onun sayesinde varlığını koruyabilen ve görevden gelen gücünü kullanabilen bürokrasinin de ağırlığı devam ediyordu. Bu dönem TBMM’nin de yasama faaliyetlerini ve yürütmeyi denetim görevini en iyi yaptığı dönemedir. Yani bir demokraside olması gerektiği gibi güçler dengesi mevcuttu.

        - İkinci dönem: Ağustos 2007- Ağustos 2014:

        Oldukça sancılı geçen bir süreç sonunda, Cumhurbaşkanlığına Erdoğan’ın “Kardeşim” diyerek anons ettiği Abdullah Gül seçilmişti. Bu durum iki açıdan çok önemliydi. Öncelikle, onca engelleme teşebbüsü ve örgütlü toplumsal muhalefete rağmen, demokrasi içinde istediği kişiyi Devletin bir numaralı makamına oturtup gücünü ispat etmişti. İkinci olarak da, artık devlet bürokrasisini yeniden yapılandırmaya hiçbir engel kalmamıştı. Yani artık yürütme gücü tamamen kendisine bağlı olacaktı.

        Fakat, Meclis çoğunluğunu da elinde bulunduran Erdoğan’ın devlette hâlâ sözünün geçmediği iki önemli güç odağı kalmıştı Yargı ve TSK. Ancak çok kullanılışlı bir ortak olan FETÖ sayesinde Ergenekon ve Balyoz gibi davalarla TSK’nın ele geçirilme planı işletilmeye başlanmıştı bile. 2010 Anayasa Referandumu ile yargı da istenilen şekle sokulunca, bu davalarda hedeflenen sonuçlar alındı ve TSK’nın içindeki örgütlenme hızlanarak tamamlandı. 

        Erdoğan tam da Devletin tüm gücünü elinde toplamıştı ki, 17 –25 Aralık 2013’te FETÖ’nün yargı üzerinden hamlesi ile büyük bir şok yaşadı. Demek ki hâlâ gücü tam olarak eline geçirememişti!

        İkinci dönem ekonomide duraklamaya geçilirken, hukuk, özgürlükler ve demokrasi adına geriye gidişte epeyce yol alınmıştı.

        - Üçüncü dönem: Ağustos 2014- Haziran 2018:  

        Bu dönemde Erdoğan, oturmaya başladığı Cumhurbaşkanlığı koltuğunda, halkoyuyla seçilme bahanesi ile fiilen yürütmenin tüm yetkilerini kullanmaya başladı. Böylece Türkiye’de Anayasa adeta rafa kaldırıldı. Artık Erdoğan Ülkeyi fiilen tek başına yönetmeye başlamıştı ki, 15 Temmuz 2016’da FETÖ’nün darbe kalkışması oldu.

        TSK içinde FETÖ’cü olmayan büyük çoğunluktaki askerler ve Erdoğan öncülüğündeki Milletin direnci ile darbe bastırıldı. Demokrasi adına yaşanan bu utanç verici kalkışmadan sonra demokrasimizin güçlenmesini bekleyenler büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Evet, o hain belayı def etmek için elbette bazı olağanüstü tedbirler gerekiyordu, ancak Erdoğan “Allah’ın lütfu” dediği bu olayı sadece gerçek suçluları temizlemek için değil tüm muhalifleri dize getirmek için kullandı.

        Artık Anayasaya hiç uymayacağı anlaşılınca, her dönemin en gizemli çıkışları ile Ülkeye şekil veren Bahçeli’nin Anayasayı Erdoğan’a uydurma girişimi ile yeni bir döneme adım atıldı.

        Ekonomideki geriye gidişin hızlandığı bu dönemde, hukuk, özgürlük ve demokrasi konularını telaffuz etmek bile adeta yasaklı hale geldi.

        - Dördüncü dönem: Haziran 2018 ve sonrası:

        Bir önceki dönemde fiilen var olan “Tek Adam” rejimi, artık Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı ile hukuken de devam edecekti.

        Ekonominin tam olarak krize girdiği, hukuk, özgürlük ve demokrasinin ise Suriye kaynaklı güvenlik kaygısı ile yine oldukça baskılandığı bu dönemin en önemli özelliği ise Devlet ile Partinin artık iyice iç içe geçmesi oldu.

        İşin özeti şu ki, Erdoğan güçlendikçe; hukuk, özgürlükler, ekonomi ve elbette Türkiye zayıfladı!

 

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
‘Canları öyle istiyor’
‘Özledim; geliyorum’
Besicide destek şoku!
Kadına meslek kapısı
Trakya Müzik Festivali “1” numara
Köylere su tahsilat günleri
Hastanın bilmediği hastalık: KOAH
Maket polis araçlarına önerge
Uzunköprü’de ikiz kamyonlar!
Öğrenciye 'sanat'la katkı
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE