ANASAYFA
22 Kasım 2019 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Özdemir AKBAL / Dünyanın Penceresinden
Benzer Tavırlar Ayrı Yorumlar
Yayın Tarihi: 08 Kasım 2019 Cuma, 06:27
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

            Aynı yıl içinde iki ayrı devlet başkanı, ülkelerinde yaşanan kargaşa nedeniyle yabancı devlet güçlerinin desteğini talep etti. Mart 2015 tarihi itibarıyla Yemen’in seçilmiş devlet başkanı Abdurrabu Mansur el Hadi Suudi Arabistan ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK)’ni müdahale için ülkesine çağırdı. Eylül 2015 tarihi itibarıyla da Suriye’nin seçilmiş devlet başkanı Beşar Esad Rusya Federasyonu’nu müdahale için ülkesine çağırdı. Her iki vakıada da müdahale eden taraflar yaptıkları ilk açıklamalarda meşru devlet başkanlarının taleplerinin terörle mücadele için karşılandığını belirtti. Ortaya koyduğum iki örnekte aslında tek fark olayların gerçekleşmesinde zaman olarak aralarında altı ay olması. Bunun dışında aslında herhangi bir fark görmek mümkün değil gibi duruyor.

 

            Peki gerçekte durum öyle mi? Meselâ bir Rus muhibbine ABD’nin istihbarat ve lojistik destek verdiği, Suudi Arabistan ve KİK ülkelerinin de sahada askeri müdahalede bulunduğu Yemen için “seçilmiş meşru devlet başkanı Hadi’nin daveti üzerine Suudi Arabistan’ın orada olması çok normaldir” dedirtebilir misiniz? Yahut bir Amerikan muhibbine Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığı ve müdahalesi Suriye’nin yönetilmesine kadar varmışken “Rusya’nın orada olması çok normaldir” dedirtebilir misiniz? İşte “ama”lar ve “fakat”ların başladığı daha amiyane bir tabirle zurnanın zırt dediği yer de tam olarak burası.

 

            Son dönemde siyaset biliminde bir başka deyişle politoloji alanında laboratuvar çalışmaları merakı doğdu. Deney şartları, formüller havalarda uçuşuyor, bir grup meslektaş, sosyal bilim ilkelerinin dışına çıkmak suretiyle alanı bilimselleştirdiğini zannediyor. İşte tam bu grup için yukarıdaki inceleme konusu biçilmiş kaftan. Size laboratuvar şartlarında oluşturulan deney ortamlarında olduğu gibi karşılaştırmalı bir şart oluşturuyorum şu anda buyurunuz:

 

  1. Hem Yemen hem de Suriye’de “teröristler” ayaklanmıştır.
  2. Hem Yemen hem de Suriye’de “çok oyu alan” seçilmiş “meşru” bir devlet başkanı vardır.
  3. Hem Yemen hem de Suriye’de uluslararası hukuk kurallarına dayalı olarak “meşru” idare kendi topraklarına yabancı devlet güçlerini davet etmiştir.

 

Öyleyse neden “uluslararası toplum” her iki müdahaleyi de destekler nitelikte bir yaklaşım sergilemiyor? Neden ABD ve Rusya farklı çıkarlara sahip oldukları alanlarda farklı davranış biçimleri gösteriyor? Neden Rus muhipleri, Yemen’deki Suudi Arabistan destekli “teröristleri” ortadan kaldırma operasyonuna destek vermiyor, açıktan olumlu ifadeler kullanmıyor. Yahut neden Amerikan muhipleri Suriye’deki Rusya destekli “teröristleri” ortadan kaldırma operasyonuna destek vermiyor açıktan olumlu ifadeler kullanmıyor?

 

Sevgili laborant ve matematikçi olma meraklısı meslektaşlarım; sanırım laboratuvar ortamında ortaya koysanız belki de bu kadar benzemeyecek olan iki olayın ne bilgisayardaki istatistiki veri değerlendirme programlarıyla ne de Anglo Sakson pozitivist kafanın son çırpınışları olan matematik formülleri ile çözülemeyeceğini görmüşsünüzdür. İki çift lafım da her meselenin içine uluslararası hukuk kavramını sokuşturmaya çalışanlara. Her iki örnek de uluslararası hukuk kurallarına uygun olduğuna göre yani “meşru” devlet başkanları “terörle” mücadele için yabancı devlet ordularını kendi topraklarına davet ettiğine göre niye her ikisi de eşit derecede değer görmez ki bu operasyonların?

 

Bırakınız uluslararası hukuk normlarına göre uygunluk taşıdığı için insanlar açlıktan ölsünler değil mi? Ne var ki bunda neticede “teröristlerle” mücadele ediliyor. Görüldüğü gibi siyaset bilimi yahut bir başka deyişle politoloji formüllere yahut bilgisayar destekli istatiskî veri değerlendirme programlarına indirgenemeyecek, adına hukuk denen egemen güçlerin kendi çıkarları için kendileri tarafından ortaya konan içtihatların eğilip bükülmesine destek verilemeyecek bir noktada duruyor. Zaten politolojinin asıl zorluğu da burada, bilimsel kıymeti de tam bu noktada ortaya çıkan farklılıkları tespit edebilme ve bunu çözümleyebilmekte yatıyor.

 

İşte bu nokta uluslararası politika alanının çalışılması en zor olan aynı zamanda da bu zorluktan dolayı görmezden gelinmeye çalışılan Moral Araçların Kullanımı kısmında düğümleniyor. Yani aslında birbirine çok benzeyen iki olay ve davranış biçimi hakkında beş benzemez tavırların ortaya çıkmasının altında moral araçların sistemik yapıda eyleyen başat birimler tarafından kullanılarak ifade farklılıklarının yaratılmış olması yatıyor.

 

Propaganda aygıtlarının kullanımı ve bu aygıtlarda yer alan “kanaat önderi” sıfatlı şahısların ortaya koyduğu görüşler bakış açısının yönlendirilmesi hususunda da önemli bir yeri teşkil ediyor. Propagandanın en önemli kısmı bir yalan üzerine oturtulması değildir. Propagandanın en önemli kısmı inanılabilir seviyede bir gerçekliğin abartılarak propagandayı oluşturan odağın işine yarar şekilde ortaya konmasıdır. Mesela Amerikalılar komünizmle mücadele için şeytan yahut kötü komünistler söylemini geliştirmiştir. Buna mukabil SSCB ise “eşitlik”, “işçi sınıfı iktidarı” gibi söylemlerle ortaya çıkmıştır. Bu şartlar altında politbüro üyelerinin refah içinde yaşadığı bir ortamda iktidara geldiği iddia edilen işçinin zor hayat şartlarında yaşaması hangi eşitliktir. Yahut sosyal haklarını talep eden bir çalışanın ABD’de şeytan komünistler söylemi ile susturulması, Joseph McCarthy’nin miras bıraktığı bir tavırla dışlanarak hayatının karartılması rüyalar ülkesi söyleminin neresinde yer almaktadır? Kısaca tanımlamaya çalıştığım üzere her iki odak da aslında söylemlerini başka devletlerde kendisi için faaliyet gösterebilecek bunu bilinçli yahut bilinçsiz bir şekilde odaklar yaratmak için geliştirmiştir ve geliştirmeye devam etmektedir.

 

Amerika’nın önemli siyaset bilimcilerinden Kenneth N. Waltz, 1959 yılında yayımladığı Man, the State and War (İnsan, Devlet ve Savaş) adlı eserinde uluslararası işbirliğinin artırılabilmesi için kitle iletişim araçlarının önemine dikkat çekmiştir. Buna ek olarak yine aynı eserde toplumsal dönüşüm sürecinin başlatılabilmesini ve hükûmetlerin etki altına alınabilmesini de moral araçların kullanılabilme kabiliyetine bağlamaktadır. İşte bu sebeplere dayalı olarak bende son yayımlanan ABD Suudi Arabistan Siyasal İlişkileri: Bir Uluslararası Politika Teorisi İncelemesi başlıklı kitabımda “moral araçlara dayalı uygulamalarda propaganda aygıtlarını kullanmadaki etkinlik ve yetkinlik ile bunu başarılı bir şekilde kullanan devletin haklı görünmesi arasında doğru orantılı bir bağıntı vardır.” ifadesini kullandım.

 

Yani moral araçların kullanımı neredeyse laboratuvar şartlarında oluşturulmuş gibi birbirine benzerlik arz eden iki olay üzerinde pek çok farklı görüşün ortaya konmasına sebep olmaktadır. Bundan dolayıdır ki moral araçların uluslararası politika uygulamadaki etkisi göz ardı edilerek, egemen devletler tarafından oluşturulup adına hukuk denmiş kurallar silsilesine dayalı analizler geçerli olmayacaktır. Hele hele pozitivist bir yaklaşımla ortaya çıkmaya çalışan meslektaşların istatistiki veri değerlendirme programlarına dayalı olarak, bilimsellik kaygısı iddiası ile ortaya koymaya çalıştığı senaryolar ancak ve ancak bilimciliktir. Kısa bir örnek vereyim; bir söylem analizine tabi tuttuğunuzda Trump’ın K. Kore lideri ile masaya oturmadan önce kullandığı söylemden varacağınız sonuç 3. Dünya Savaşının çıkacağıdır. Ancak Trump-Kim ikilisi gayet romantik bir şekilde el ele tutuşup G. Kore’den K. Kore’ye geçtiğinde ağız açık bir şekilde izleyip veri değerlendirme programınızı değiştirmeyi düşünebilirsiniz.

 

Sonuç olarak siyaset bilimi incelemeleri çok boyutlu bir bağlamda temelde olayın olgu ile bağlı olduğunu gözden kaçırmadan aynı zamanda taraf devletlerin politikalarının derinlemesine ele alındığında doyurucu sonuçları ortaya koyan bir alandır. Sığlaştırmayalım, özellikle de bilimci yahut tarihsici bir bakışla da alana saatli maarif takvimi muamelesi yapmayalım. Ayağımızın başkentimiz Ankara’da sabit kalmak suretiyle dünyayı dolaşarak anlamak gerektiğini bir kez daha belirtmek isterim. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
‘Canları öyle istiyor’
‘Özledim; geliyorum’
Besicide destek şoku!
Kadına meslek kapısı
Trakya Müzik Festivali “1” numara
Köylere su tahsilat günleri
Hastanın bilmediği hastalık: KOAH
Maket polis araçlarına önerge
Uzunköprü’de ikiz kamyonlar!
Öğrenciye 'sanat'la katkı
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE