ANASAYFA
03 Haziran 2020 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Mustafa DERİBİÇEN / MERHABA
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK -2-
Yayın Tarihi: 11 Kasım 2019 Pazartesi, 06:08
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Ama politika çok cilveli bir konudur, Osmanlı Almanya ile müttefiktir. Almanya Birinci Dünya Savaşı'nı kaybedince Osmanlıda kaybetmiş oluyordu. Bunu fırsat bilen İngilizler İstanbul'a donanma gönderip asker çıkarıyorlar, daha sonraları, İstanbul, Çanakkale boğazları Karadenizin bir kısmı İngilizler, Antalya İtalyanlar, Antep, Urfa, Hatay Fransızlar, Doğu Anadolu Ruslar ve Ermeniler tarafından işgal ediliyor, biz Türklere de Anadolu'nun orta yerinde bir yer bırakılıyor, Ortadoğudaki topraklarımız çoktan elden gitmişti.        
Bu durum hiç hoş değil bir şeyler yapılmalı idi, ama ne yapılabilirdi, genç subaylar kendi aralarında toplanıyor çareler arıyorlardı, tek çare Anadolu'da bir ihtilalin başlamasıydı, peki bunun öncüsü, başkanı kim olacaktı? Tek isim akla geliyordu -Mustafa Kemal -, Mustafa Kemal o zamanlar paşa ( general ) rütbesine erişmişti.
Peki gidiş nasıl olacak her taraf her taraf İngilizlerin kontrolündeydi, Karadeniz bölgesinde yerli Rumlar Türk köylerine saldırıyorlar yakıp yıkıyorlar, kadının kızın ırzına geçiyorlar yapmadıklarını bırakmıyorlar, Saray bunu öğrenmek için o bölgelere birini göndermeyi düşündü. En uygun kişi Mustafa Kemal Paşa olurdu. Hazırlıklar yapıldı 16 Mayıs günü döküntü Bandırma vapuru ile Samsun'a gitmek üzere yola çıkıldı, her geçtiği limanda duruyorlar, Mustafa Kemal Paşa halka durumun vahametini anlatıyordu, en nihayet 19 Mayıs günü Samsun'a ayak bastılar, bu Anadolu ihtilalinin başlamasıydı. 
 Samsunlulara da ayni sorunları anlattı, oradan Sivas'a, daha sonra Erzurum'a geçti. Saray bu durumdan hoşlanmıyordu, Mustafa Kemal Paşa hakkında idam kararı çıkarılmıştı oda askerlikten istifa etti. O artık Mustafa Paşa değil sadece, Mustafa Kemal'di. 
Erzurum'da, Sivas'ta başkanlığını yaptığı kongreler yaptı, bundan sonraki yol Ankara'ydı. O tarihte Ankara yirmi bin nüfuslu basit bir Anadolu kasabasıydı. Mustafa Kemal ve arkadaşları artık Ankara'daydılar, yeni bir devletin oluşumu için çalışılıyorlardı. İlk iş bir meclis kurmak, eski halk evi binası meclis yapıldı, başkanlığa Mustafa Kemal getirildi, vilayetlerden delegeler getirildi, gelemeyenlerin yerine temsilci seçildi, artık bu hal yeni bir devletin başlangıcıydı, bundan sonrası düşmanları topraklarımızdan atmaktı.       
Bakanlar tayin edilmişti görev taksimi yapılmıştı, şimdilik Osmanlı yasaları uygulanacaktı, Misak-ı Milli (Milli Yemin) belirlenmişti. Doğu'da Aras Nehri, Batı'da Meriç Nehri, Kuzey'de Karadeniz, Güney'de Akdeniz sınır olmak üzere bu sınırlar içinde kalan toprak parçası vatanımızdır, buradan düşmanı temizlemek için savaşacağız. Rusya'da rejim değişmişti, bizlerle dostluk kurmak istiyorlardı, onlara el uzattık, daha başka devletler de vardı. 
Şimdi iş düşmanı topraklarımızdan atmak gerekiyordu. Onun için de bir ordu kurmalıydık, gerçi milis güçler Yunanlılarla çarpışıyorlardı ama bu konu ancak düzenli ordularla olurdu. Ordu da kuruldu, ilk çatışma Kütahya'da oldu ve pek başarı elde edemedik. Sonra 1. İnönü, 2. İnönü savaşları, daha sonraları Sakarya Meydan Savaşı tam başarıydı. Şimdi sıra büyük taarruza geldi, bunun için çok sıkı hazırlıklar yapıldı ve 26 ağustos 1922'de Dumlupınar'da savaş başladı ve 9 Eylül'de Yunan askeri Ege'de denize döküldü. Bu hal tam bir başarıydı, zaferdi, artık Türkiye kazanmıştı. Sonra Mudanya Ateşkesi, Lozan Barış Anlaşması ve Türkiye'de savaş hayatı bitmişti. Şimdi sormak gerekmez mi hep bunlar kimin öncülüğünde yapıldı? Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde. O bu konuların tam bir kılavuzuydu. Mustafa Kemal zor günlerin adamıydı, bir çok çetrefilli konunun üstesinden gelebiliyordu, bazı rahatsızlıklarına rağmen Çanakkale savaşında son başarıya kadar yılmadan mücadele etti, savaştı. Hanedanı Türkiye'den kovdu, çünkü bir ipte iki cambaz oynamazdı, doğrusunu yaptı. Şimdi sıra eskisinden sıyrılıp yeni bir düzen kurmaya gelmişti. Türkiye'de yeni bir gün doğuyordu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti. 
İlk iş devletin şeklini belirlemek için 29 ekim 1923'de Cumhuriyet ilan edildi. Bu siyasi durumdu, sırada ekonomik sistem vardı. O da kapitalist düzendi. Hukuk konusu ele alındı İsviçre medeni hukuku ve İtalya ceza hukuku kabul edildi. Yasalarımız ona göre düzenlendi, kılık kıyafet reformu yapıldı fes, sarık, cabadan, potur giymek yasaklandı ve şapka giyme zorunluluğu getirildi. En mühim reform da 1928 de Latin harflerinin kabulü oldu. Dil, Tarih kurumu kuruldu, Mustafa Kemal buna çok önem veriyordu. 1934'te soyadı kanunu çıkarıldı, Mustafa Kemalin soyadı Atatürk oldu. Artık herkes ona Mustafa Kemal Atatürk diyordu. Bu reformlar hep Atatürk öncülüğünde oldu.
Birçok devletle temas kurup diplomatik ortam yarattık, barış anlaşmaları yapıldı, Dünya Türkiye'yi tanıdı. Bu arada siyasi anlaşmazlıklar, Menemen olayları, suikast girişimleri, yeni parti denemeleri, hepsinin üstesinden gelindi. 
Ekonomik reformlar, demir yolları Konya'ya kadardı ve Kars'a kadar uzatıldı. Şeker, çimento, dokuma fabrikaları kuruluyordu, bunlar hep Devlet eli ile yapılıyordu, çünkü özel sektör daha gelişmemişti. Atatürk yurt gezileri yapıyor, halkla temas kuruyor, halkı dinliyordu. Zamanının çoğunu İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda geçiriyordu ama eski neşesi yoktu, rahatsızlık geçiriyordu. 
Doktorların biri gidiyor, biri geliyordu, deniz havası tavsiye ettiler. Savarona isimli bir yat satın alındı, Atatürk onunla bir, iki gezi yaptı, hastalık gittikçe ağırlaşıyordu, çare bulunamıyordu ve ulu önder, savaşların muzaffer kahramanı Mustafa Kemal Atatürk saat dokuzu beş geçe dünyaya veda  etti, bu dünyadan bir Mustafa Kemal Atatürk geldi ve geçti. Bugün onun ölümünün 81. yılını anıyoruz, ruhu şad olsun.  Her zaman söylerim Atatürk'ün ölümü erken olmuştur, hiç olmazsa yetmişli yaşlara kadar yaşasaydı, bu gün başka bir Türkiye olurdu. 
Acaba Atatürk olmasaydı başka biri bu işleri becerebilir miydi? Enver paşa sırada görünüyordu, Enver paşa sarayın damadıydı, başarmış olsa Osmanlılık devam ederdi, harf inkılabı yapılmazdı ve Arapça yazı devam ederdi. Kılık kıyafet belki kısmen olurdu, bu kadar hızlı değişim yapılmazdı, reformlar belki kısmen olurdu. Atatürk bir kumandan, bir strateji uzmanı, bir diplomat ve bir vizyon adamıydı. İşte Atatürk'ü başarıya ulaştıran özellikler. Bugün Atatürk'ün yaptığı bir yenileme uygulamasıdır, eskiyi atıp yeniyi getirmek, Atatürk işte bunu yapmıştır, ruhu şad olsun...

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE