ANASAYFA
05 Haziran 2020 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
İmamoğlu bir proje midir?-7
Yayın Tarihi: 13 Kasım 2019 Çarşamba, 06:00
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Konu başlığına cevap arayan yazı dizisi,  özet hatırlatmalar ve çıkaracağımız sonuçlarla bu bölümde nihayete erecek…

 

Konuya şöyle girdik…

 

//Gerek yerel seçim sürecinde gerekse seçildikten sonra İmamoğlu’nun bir proje olduğunu sıkça duyduk/duyuyoruz.

Yıpratma amaçlı bir algı yaratılmak istendiği hemen anlaşılıyor tabii.

Biraz da gizem katılarak ortaya salınan bu iddiaya, İmamoğlu’nun cevabı şöyle oldu:

“Evet ben bir projeyim, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Atatürk Cumhuriyeti’nin bir projesiyim.” 

 

İmamoğlu’na göre proje nedir anladık da; bu proje kendisine mi aittir, yani durumdan vazife çıkararak siyasi çalışmalarının çerçevesini kendisi mi çizmektedir, yoksa projenin uygulayıcı aktörlerinden midir, üstlendiği rolü beceriyle oynayan siyasi bir aktör müdür?// 

 

 İmamoğlu’nun  Atatürk’e ve Cumhuriyete bağlığından şüphe etmek yanlış olur kuşkusuz.

 

Bu alanda söyledikleri ve davranışlarıyla tutarlı bir duruş sergilediği inkâr edilemez.

 

AKP’nin ülkeyi kötü yönettiği, son dönem icraatlarıyla ise uçurumun kenarına sürüklediği sıkça dillendirilen bir gerçek...

 

Ülkenin kaynaklarının çarçur edildiği, bir kısmının ise hesabının bilinmediği yani buharlaştığı da önümüze gelen iddialar arasında…

 

Diğer bir ifadeyle, AKP’nin ekonomi yönetimi;  özelleştirme gelirlerinin, toplanan vergilerin, zıplama yapan iç ve dış borçların ülke kalkınması ve gelişmesine yansımadığı tüm boyutlarıyla önümüzdedir.    

 

Ve görüyoruz ki İmamoğlu da, AKP iktidarının arızalarını gerek öne sürdüğü alternatif politikalarla gerekse sergilediği siyaset ve beden diliyle sıkça vurgulamaktadır.

 

Kaldı ki sadece İstanbul’a ilişkin değil,  AKP’nin kaybettiği  diğer büyükşehir belediyeleri hakkında da soru işaretleri barındıran haberlere sıkça tanık oluyoruz.

 

İmamoğlu’nun bilinçli seçtiği “israf” sözcüğüne dayalı basına yansıyan haberler de gösteriyor ki, ülke kaynaklarının, halktan toplanan vergilerin değerlendirilmesinde ciddi sorunlar var.

 

İmamoğlu’nun “yeni siyaset” anlayışı bağlamında toplumsal duyarlılık yaratma çabasının, yani kamu kaynaklarının hesap verilebilir harcanması noktasında bilinçli bir toplumun gerekliliğine işaret ettiğinin de farkındayız.

 

İmamoğlu halkın ilgisini sadece temas ettiği ülke sorunları ve çözümüne dair dile getirdikleri ile çekmedi şüphesiz. Kapsamlı bir halkla ilişkiler çalışması da vardı İmamoğlu’nun arkasında.

Bu çalışmaları, Necati Özkan isimli bir reklamcının yönettiği 350 kişilik bir grup gerçekleştiriyordu.

 

Ancak zaman içinde, bu çalışmalar, ’halka ilişkiler siyaseti’ sırıtmaya başladı…

 

Seçim kazanmak için her şeyi mubah sayan,  bir siyasi figürü yoğurt ve diş macunu gibi pazarlamakta beis görmeyen anlayışın seçim sonrası da sürdürülmesi, İmamoğlu’nun inandırıcılığını sarsmaya başladı.

 

Bir taraftan AKP’nin İmamoğlu’nu küçük düşürme, yetki alanını daraltma girişimleri, diğer taraftan halkta büyük beklentiler yaratılması, İmamoğlu’nun hareket alanını daraltmaya başladı.

 

Örneğin, “Her şey güzel olacak…” diye sandığa koşanların kafasında soru işaretleri oluşmaya başladı.

Nitekim bu slogan hem içi boş hem de aldatıcıydı.

 

Ve fakat, Necati Özkan’ın sınır tanımaz pazarlamacı taktikleri dur durak bilmiyor…

 

Geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkan kitabında İmamoğlu’nu kahraman mertebesine taşımış.

Hızını alamamış, “Yeni Nesil Siyasetin Zaferi” demiş elde edilen başarıya ki gerçeği yansıtmamaktadır;  çünkü siyaseti halkla ilişkilere indirgeyen sorunlu bir yaklaşımdan ibarettir.                                                                

İlk tepki, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’ndan geldi ve “Twitter” hesabından şu açıklamayı yaptı:

//Kahramanın hikâyesini yazıyorum diyerek kahramandan daha çok kendilerini kahramanlaştırmaya çalışan profesyoneller bilsinler ki, yalan, yanlış ve eksik verilerle Genel Merkez iradesinin, CHP örgütlerinin ve İstanbul ittifakının emeğine hiç kimse saygısızlık edemeyecektir!//  

 

Kendisi de bir imaj düşkünü Kaftancıoğlu belli ki Necati Özkan’ın İmamoğlu’nu sürekli parlatan ataklarından rahatsız.

 

Oysa kendi ismini cilalamak için ortaya saldığı “Bir İstanbul Savunması”  sloganı da çok abartılı bir imaj çalışmasıydı. Bu slogan üzerinden kendisini kahramanlaştırmaya çalıştığının farkındadır elbet; ama ihtiras aklı aşınca kolaylaşıyor bu türden öne fırlamalar…

 

Dahası şudur; ne İmamoğlu’nun reklamcısı Necati Özkan’ın ne de Kaftancıoğlu’nun iddiaları İstanbul seçiminin kazanılmasında belirleyici olmuştur.

 

Konjonktür ve HDP oylarının katkısı başat rol oynamıştır. Kaftancıoğlu’nun katkısı ise sandıklara sahip çıkma organizasyonuyla sınırlıdır.

Kaldı ki, İmamoğlu için ayrıca oluşturulan 200 bin kişilik sandık takip gönüllülerinin sahadaki etkin varlığı da göz ardı edilmemelidir.

 

Evet, halkı kandırmaya odaklı ‘plastik siyaset’ gün gelir ters teper.

Nitekim İmamoğlu da fark etmiş olmalı ki, “Ben bir kahraman değilim…” diyerek Necati Özkan’ın sınır tanımaz pazarlamacı kafası ürünü “Kahramanın Yolculuğu” isimli kitabına mesafe koydu…

 

Analizimizde İmamoğlu-KOÇ Grubu arasındaki sıkı fıkı ilişkiye ayrıntılı dikkat çektik.

Özellikle Grup’un TÜPRAŞ CEO’su Yavuz Erkut’un İBB Genel Sekreteri yapılmasına mana veremedik.

 

Ancak,  neoliberal düzende şirketlerin devlet üzerindeki etki alanı çerçevesinde bakacak olursak Erkut atamasına, ciddi bir yerel bütçeye sahip İBB’nin büyük sermayenin rahle-i tedrisinden geçmiş bir profösyenele teslim edilmesi şaşırtıcı gelmiyor fakat kuşku uyandırıyor.

 

“KOÇ-İmamoğlu ilişkisinin kapsamı nedir?” sorusunu önümüze getiriyor ki İmamoğlu’nun açıklama getirmesi gereken önemli bir alandır.

 

Sabah gazetesi yazarı Dilek Güngör’e göre (19 Aralık 2018):

 

//Kemal Kılıçdaroğlu, 8 yıl önce CHP'nin başına geçti ama bir kere olsun genel başkan olamadı. Hep birileri kulağına fısıldadı o da uyguladı. Sufle ala ala bugünlere geldi. 2010’'da Deniz Baykal istifa etti, o ABD'lilerin suflesiyle koltuğa oturdu. 2014'te Kemal Derviş'ten sufleyi alıp Ekmelettin İhsanoğlu'nu Köşk'e çatı adayı yaptı.

“31 Mart'taki yerel seçimler için sufle veren oldu mu" diye düşünürken Kemal Kılıçdaroğlu'nun Koç ailesiyle görüşmesi açığa çıktı. Ondan sonra da İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı için Ekrem İmamoğlu adı ortaya atıldı. CHP kulislerinde, bu kez sufleyi verenin 'sermaye' olduğu konuşuluyor.//

 

Evet, Dilek Güngör  bir yandaş gazete yazarı; lakin yazara değil de yazılanlara odaklanınca kuşku duymamak da mümkün gözükmüyor. Takdir okurundur…

 

Bu hassas konuyu başka bir açıdan ele alalım…

 

KOÇ Grubu, genel anlamda TÜSİAD ile AKP arasında ekonomik düzen kaynaklı yer yer sertleşen bir çekişmenin varlığı dikkat çekmiyor değil.

 

2008 sonrası belirginleşen bu çekişmenin ardında ‘paylaşım sorunu’ yattığını söyleyebiliriz.

AKP’nin yarattığı sermaye grupları ile TÜSİAD arasındaki ve zaman zaman basına da yansıyan gerilimden söz ediyoruz.

 

Esra Çeviker’in “Kayırma Ekonomisi” başlıklı kitabında konumuza ışık tutan saptamalar var…

 

//AKP hükümeti önceki hükümetlerden farklı olarak kanuni boşluklardan yararlanmak suretiyle değil de kanun yaparak rant yaratmaktadır…           

                    

AKP yerel düzeyde seçmenlere kaynakları tahsis etmenin yeni biçimlerini oluşturmuştur.

 

Seçmen memnuniyetinin sağlanması ve korunması konusunda AKP ile siyasi bağlantısı olan firmalar hatır işleri ile denklemin içine girmekteyken, belediyeler hedef kitlelerin belirlenmesi ve İslamcı STK’lar ise yardımın dağıtılması rolleri ile ön plana çıkmaktadırlar. Böylelikle kayırılmış ama hayır işleri ile kamufle olmuş firmalar üzerinden seçmene ‘süratle’ hizmet götürülmektedir. Üstüne üstlük sayısız yeni kanunlar ve KHK’lar yoluyla ilgili yasal çerçeve bu fesat karışmış ihale düzenine uydurulmaktadır.

 

Kamu varlıklarına el koyarak gerçekleşen zenginleşme (birikim), rant yaratma ve ranta el koyup rantı, iktidarı destekleyen toplumsal kesimlere stratejik olarak dağıtma AKP’nin süreğenliğinin en önemli sacayağıdır.//(Ekonomik kriz, dış güçler, maval okumalar… 3, Hudut, 19 Eylül 2018)

 

Kavganın kaynağına yönelik gerekçeleri, Esra Çeviker’in araştırması çok net veriyor.

 

AKP’nin belediyeler üzerinden sağladığı ve onu iktidarda tutan rantın kesilmesinin önemini,

merkezi idarenin İBB üzerindeki baskısından da anlıyoruz.

 

Evet, projenin nihai hedefi AKP’nin iktidardan düşürülmesidir.

Kılıçdaroğlu’nun 2010’da “kaset operasyonuyla” genel başkanlık koltuğuna oturtulmasıyla başlayan ve süreç içinde gelişen/geliştirilen bir projedir.

 

Doğrudur, CHP yönetiminin büyük sermaye ile bağlarının pekiştiği bir süreçtir bu aynı zamanda.     

 

Elbette İmamoğlu da özgün yapısını içine katarak bu projenin taşıyıcı aktörlerindendir ve rolünü iyi oynamaktadır.

 

Diğer taraftan…

 

Bugünkü yönetimi ülkenin hayrına görmeyenler için bir ‘kurtuluş projesi’nden söz edilmesini de yadırgamamak gerekir…

 

Bu projeye, Türkiye’yi siyasal İslamcı rotada yöneten, Cumhuriyetin kazanımlarını itina ile yok eden bir yapıya set çekme çabası gözüyle bakanlar da olacaktır…

 

“Egemenlerin tasarımında bir projedir bu ancak ülke yararınadır, şimdilik destekliyorum, sonrasına bakarız…” diyenler de çıkacaktır…

 

Her zamanki gibi, takdir okurundur.

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Kredi Kullanırken Hayat Sigortası Yaptırmak Zorunlu Mu?
Zevke Uygun Kol Saatleri
Forexi Öğrenmek Ücretli mi?
T.C. EDİRNE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN
54 MKNZ.P.TUG MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI MSB BAĞLILARI
T.C. EDİRNE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN
Aramızdan ayrılanlar
Çilek Trakya'da da zam şampiyonu
Bunun adı: vicdansızlık!
Süper Amatör Lig Temmuz'da
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE