ANASAYFA
11 Temmuz 2020 Cumartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Özdemir AKBAL / Dünyanın Penceresinden
Devletlerin Dostları Yoktur Çıkarları Vardır
Yayın Tarihi: 15 Kasım 2019 Cuma, 05:50
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Fırat’ın Doğusuna yönelik olarak Barış Pınarı Harekâtını 9 Ekim 2019’da başlattı. Terörist Bağdadi 26 Ekim 2019’da öldürüldü. Bağdadi’nin öldürülmesinin hemen ardından Türkiye’de bir grup görüşlerini;“peki Türk sınırına beş kilometre uzakta ne arıyordu?”, “benden duymuş olmayın ama bu durum Türkiye’nin başına iş açar, ben iyiliğimiz için söylüyorum” nevinden dedikodu sever şahısların dedikodu zehrini saçma yöntemini benimsediği şekliyle, sosyal medya hesaplarından ve ulaştıkları geleneksel medyalar üzerinden servis etmeye başlamışlardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın görüşmelerinden hemen önce Suriye’nin kuzeyinde terör örgütüne devlet kurdurtma çabası içindeki Brett McGurk de sosyal medya hesabından tam olarak bu soruyu da içeren bir dizi soru paylaştı. Şimdi hem bu McGurk hem de içimizdeki “McGurkzadeler” yahut politikalarının çokmesi dolayısıyla daha doğru bir anlatımla “McGurkzedeler” için bir hatırlatma yapayım. Benim de kendimce kullandığım bir sosyal medya hesabım var orada da belirtmiştim hatta bazı terör örgütü yardakçıları da bu sorular ve ifadeler karşısında bir hayli gerilmişti.

Dönemin Irak Başbakanı Nuri el Maliki Vaşington’u ziyaret etmeden altı ay önce yani 8 Nisan 2013’te “The U.S. Has a Foreign Policy Partner in Iraq (Birleşik Devletlerin Irak’ta Bir Dış Politika Ortağı Vardır)” başlıklı The Washington Post’ta yayımlanan makalesinde yeni yeni peydahlanan Daeş terör örgütü ile mücadele etmeye hazır olduklarını belirtmiştir. Maliki bu makaleyi kaleme aldıktan sonra da 30 Ekim 2013’te Vaşington’a bir ziyaret gerçekleştirerek Irak’ın kuzeyinde palazlanan terör örgütü konusunda başta ABD Başkanı Obama olmak üzere dönemin yetkililerini uyarmıştı. Bu seyahat sırasında, 31Ekim 2013’te, The Washington Post’un editoryal heyeti “The U.S. Needs to Hold Nouri al Maliki Accountable (Birleşik Devletler’in Nuri el Maliki’yi Hesap Verebilir Halde Tutmaya İhtiyacı Var)” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Bu makalede ise dönemin Cumhuriyetçi Senatörü müteveffa John McCain Malik’nin talep ettiği askeri yardımların gerçekleştirilmesinin mümkün olamayacağını belirtti.

McCain vaziyeti dolayısıyla Maliki’ye yapılacak yardımın İran’ı güçlendireceğini açık bir şekilde ifade etti. Maliki, terör örgütünün Musul’u ele geçirmesinin ardından 12 Haziran 2014’te militanlara karşı bir Amerikan hava saldırısı ve karadan ortak bir operasyon talep ettiğinde de Obama döneminin Mili Güvenlik Konseyi Sözcüsü Bernadette Meehan, talebin reddedildiğini ifade etti. Bakınız burada bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim. McCain Cumhuriyetçi bir senatör, Meehan ise Obama dolayısıyla demokrat bir başkanlık makamı görevlisi olduğu halde aynı konu üzerinde gayet net bir şekilde ortak paydada buluşabildiler. Bu süre zarfından Irak’ın kuzeyindeki Musul’un güvenliğinden sorumlu olan Peşmerge ise elindeki silahları atarak terör örgütünün önünden kaçmakla meşguldü. Yani birazcık konulara dair bilginiz var ise; şu “benden duymuş olmayın ama bu Türkiye’nin başına iş açar” tavırlı dedikoducu insan vaziyetinizden hicap duyarak bu dönemi ve güvenlik zafiyetlerini gözden geçirir ve açık bir şekilde belirtirsiniz.

Şimdi gelinen durumda ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti Barış Pınarı Harekâtı ile sözde terör örgütü ile mücadele ettiği iddia edilen bir başka terör örgütü olan PYD’nin başını eziyor. Pek çok grup ve ideolojik odak kendince sebeplerle bu durumdan memnun olmayabilir, yapılan şeylerin eksiklikleri yahut yanlışlıkları olduğunu iddia edebilir. Ancak durum net olarak PYD terör örgütünün başının ezilmesi sürecidir. Bu yazı kaleme alınırken de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın basın toplantısı henüz sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye’nin kuzey hattında oluşturulacak alana Suriyeli sığınmacıların yerleştirilmesi hususunu yeniden dile getirdi. Kanaatimce bu gayet net ve olması gereken bir durum. Bu aşamada da yine yukarıda andığım zihniyette şahıslar Cumhurbaşkanı Erdoğan bu fikri ortaya attığı andan itibaren “sorunlar” olur gibi muğlak ifadelerle karşı çıktılar. Bu karşı çıkışları ve Rusya, Suriye, ABD ve PYD terör örgütü ve odakların taraftarlarını ortak bir paydada nasıl birleştirdiğini yine bu köşede 4 Ekim 2019’da yayımlanan “Suriye’de Yerleşim Bölgeleri” başlıklı yazımda ele almıştım. Cumhurbaşkanı Erdoğan bir kez daha ve isabetli bir şekilde Suriye’nin Irak sınırından Cerablus’a kadar olan hatta bir milyon ve yine Deyrizor ve civarına da bir milyon olmak üzere toplam iki milyon sığınmacının yerleştirileceğini beyan etti. Elbette ki bu uzun ve zor bir süreç. Bu süreçte yazının girişinde belirttiğim gibi konunun gelişim sürecini görmezden gelerek “sorunlar” olur gibi muğlak ve içi boş ifadelerle kendi ideolojik odaklarına şirin gözükme çabasındaki zihinlerin beyanları çok da dikkate alınır seviyede değil. Bunların propagandist tavırları da iyice aşikâr olmuş halde. Bu propagandist tavırların ne derecede olduğu da yine toplantı sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Suriye’deki terörist başı Ferhat Abdi Şahin hakkında yapılan değerlendirmede, hem ABD hem de Rusya Federasyonu tarafından sahiplenilmeye çalışıldığı açık bir şekilde belirtilmek suretiyle ortaya kondu.

Neredeyse Suriye krizinin başından beri bölgenin önemli bir gücü olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bu olaylar silsilesinde adeta bir kilit taşı vazifesi yaptığını ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dışında yapılacak planlamaların gerçekleşmesinin mümkün olmayacağını da belirttim. Bugün gelinen durumda ABD’de gerçekleştirilen toplantı da bunun bir kanıtı olarak ortaya çıktı. Eğer toplantı Rusya’da gerçekleştirilmiş olsaydı Türkiye’deki ABD taraftarları memnuniyetsizliklerini dile getireceklerdi. Toplantı ABD’de gerçekleştirildiği için memnuniyetsizlik belirtme sırası Türkiye’deki Rusya taraftarlarında. Her ne olursa olsun aidiyet hissettikleri odağa Türkiye Cumhuriyeti Devletini tam olarak bağlayamadıklarını gördükleri için, mutlak eleştiri bu andığım iki taraftan da mutlak bir şekilde gelmeye devam edecek. Mesele bu noktada Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin çıkarları için nelerin gerçekleştirildiği meselesidir ki şu aşamaya kadar gerçekten bir dantel gibi ilmek ilmek işlenen bir politika söz konusudur. Bu aşamadan sonra da aynı kararlılıkla gidilmesi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin gelecek dönem stratejik çıkarları için elzem olacaktır. Meselenin nerede başladığını biliyor olmak muhtemelen nereye gideceğini de görmeyi sağlamaktadır. Denge politikasının sürdürülmesi hem ABD hem de Rusya ile ilişkilerin yürütülmesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin elini güçlü tutan en önemli stratejik dayanağıdır. Unutulmamalıdır ki devletlerin dostları yoktur, çıkarları vardır. Gecesini gündüzüne katarak hem masada hem de operasyon sahasında bu durumu sağlayanlara selametle… Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…

           

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE