Edirne deyince akla, camiler, köprüler, yok olmak üzere olan ahşap evler ve tabi ki Edirne ciğeri gelir. Konumuz köprüler olduğuna göre, onlardan bahsedeceğiz.
Edirne, köprüler bakımından oldukça zengindir. Kentimizde 11 adet köprü verdır ve bunlardan yedisi antik değer ifade eden tarihi köprülerdir. Bu tarihi köprülerde son yıllarda bakım ve restorasyon yapılmıştır. Onarım ve restorasyondan sonra bu köprülerin bir kısmı adeta gelinlik kız gibi süslenmiştir.
Özellikle Karaağaç Yolu Tunca nehri üzerindeki Ekmekçizade Ahmet Paşa Köprüsü üzerindeki ilave kısmı kaldırılınca, köprüye ilk zamanki orijinal şekli verilince köprü yine eski değerini kazanmıştır.
Bu onarılan tarhi köprülerde bir noksanlık vardır. O da gece olunca bu köprülerin karanlık olmasıdır. Onarım biteli epey bir zaman olmasına rağmen, ayınlatma sorunu bir türlü çözülmemiştr. Köprüler sadece üzerinden geçen araçların farları tarafından aydınlatılmaktadır.
Hiç olmazsa acil olarak Karaağaç yolunda Tunca ve Meriç nehirleri üzerindeki Ekmekçizade ve Mecidiye Köprüleri aydınlatılsın, çünkü bu güzergah uluslararası ve turistik bir yoldur. Daha sonra sırasıyla diğer köprülere de sıra gelmelidir.
Aydınlatma ne şekilde olmalı?
Bu konu-da birkaç alter-natif düşünüle-bilir.
Bunlar-dan biri, köprü korkuluklarına monte edilecek antik görünüşlü fenerler ile ola-bilir. Bu fener-lerin zeminden yüksekliği in-sanların zarar veremeyeceği bir yükseklikte 2.5 metre civarında olabilir.
Bir başka alternatif, köprü korkuluklarının dış kısmına, Saraçlar Caddesi'ndeki fenerlere benzeyen fenerle monte edilip ayınlanma sağlanabilir. Bu şekildeki antik görünümlü fenerler ile aydınlatmak, köprülere daha hoş bir hava verir.
Sokak lambaları şeklinde uzun direkli, sarı ışıklı aydınlatma şekli de bir çözüm olabilir. Zaten daha önceleri köprülerde bu şekilde bir aydınlatma uygulanıyordu.
Bir başka aydınlatma şekli de 'tak' şeklinde olabilir. Köprü korkuluklarının dış kısımlarına karşılıklı sokak lambası direkleri monte edilip, bu karşılıklı iki direk arasına çelik halat gerilerek halatın orta yerinden lamba sarkıtılır. Bu da eski bir aydınlatma yöntemidir ve antik köprülere de yakışan bir şekildir.
Bana sorarsanız, bunların arasında en iyisi antik fenerler ile yapılan aydınlatma şeklidir. Yapılan bu kadar masraftan sonra köprüler aydınlatılmayı bekliyor. Bu işi vilayet mi, belediye mi, karayolları mı, üstlenir, bir an önce bu konu ele alınmalıdır.
SİTTİ SULTAN MÜKERREME
HATUN'UN MEZARI
Bu mezar, lise yokuşu, Atatürk Orta Okulu'nun üzerinde bulunan Sitti Sultan Camisi'nin haziresinde bulunur. Bu mezar, önceki valilerden Nusret Miroğlu zamanında onarım görmüş ve bakımlı bir hale getirilmiştir.
Geçenlerde o civarda bulunduğumda bir de ne göreyim? Mezarın bazı taşları kırılmış, çinileri sökülüp tahrip edilmiş... Yazık değil mi? Bu kadar masrafa karşılık bu kadar çirkinlik...!
Ondan daha önemlisi de Sitti Sultan'a saygısızlık, tam bir barbarlık örneği..
Sitti Sultan kim mi...?
Bu camiyi de yaptıran, çağ açıp kapatan Edirneli Fatih Sultan Mehmet'in karısıdır. Ve bu hazire gerçekten de ilgi ve alaka beklemektedir.