ANASAYFA
11 Temmuz 2020 Cumartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Özdemir AKBAL / Dünyanın Penceresinden
Askeri Operasyon ile Birlikte Politik Dönüşüm
Yayın Tarihi: 22 Kasım 2019 Cuma, 06:55
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Savunma Bakanı Hulusi Akar biraz önce (21.11.2019) yaptığı açıklamada 145 km uzunluğunda 30 km derinliğinde bir güvenli bölgenin ihdas edildiğini resmen açıkladı. Buna ek olarak da ilgili bölgenin doğu ve batısından da tacizlerin sürmeye devam ettiğini belirtti. Ayrıca Akar Münbiç bölgesinde PYD unsurlarının Esad kuvvetleri üniforması ile zuhur ettiğini de belirtti. Bu tespitler yapılırken güvenli bölgenin doğu ve batı kesimlerinde batıda Hatay’dan doğuda Irak sınırına kadar olan bölgede ortalama on kilometre derinliğindeki bölgede de devriye faaliyetleri gerçekleştiriliyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir yandan ABD bir yandan da Rusya Federasyonu ile de temaslarını sürdürüyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Rusya Federasyonu tarafından da taahhütlerin yerine getirilmediğini bu durumun devam etmesi halinde Barış Pınarı Operasyonunun süreceğini belirtti. Bu açıklamanın hemen ardından Rusya Federasyonu Savunma Bakanlığı Sözcüsü Konaşenkof kendilerinin taahhütlerini yerine getirdiğini Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun açıklamalarının Suriye’nin kuzeyinde gerilimi artırmaktan başka bir sonuç doğurmayacağını belirtti. Bu açıklamaların ardından da Savunma Bakanı Hulusi Akar yukarıda andığım açıklamayı yaptı.

Öncelikle şu tespiti bir kez daha yapalım zira güç tanımlaması açısından önemli. ABD bir küresel güç, Rusya Federasyonu küresel bir güç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bölgesel bir güç. Bu tanımlamaları ortaya koymadan uluslararası münasebetleri tahlil etmek zorlu olur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin politika yapıcılarının bu açıdan işi oldukça zor zira iki büyük güç ile bir denge politikası yürütmek ve bunu yaparken de devletin çıkarlarını sağlamak durumundalar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Barış Pınarı Operasyonunu yaparak Fırat’ın Doğu bölgesinde önemli bir stratejik konum elde etti. Elbette tüm sınır hattı boyunca 30 kilometre derinliğe ulaşılması şu andaki durumdan çok daha iyi bir kazanım olacaktı ama bu paragrafın giriş cümlesini gözden kaçırmamanızı tavsiye ederim.

Bu aşamada artık iki büyük gücün de dayatması buna ek olarak da zaten olması gereken bir durum neticesinde politik dönüşüm aşamasının, anayasa komitesinin çalışmalarının hızlanması dönemine girileceğini öngörüyorum. Bundan sonraki dönemde oluşturulan 150 kişilik anayasa komitesi ve Cenevre toplantılarını daha sık duyacağız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise şu anda derin bir politik etki alanı kurabilme potansiyeline sahip 145 km uzunluğunda 30 kilometre derinliğindeki bölgeye hızla eğilerek alt ve üst yapı çalışmalarını geliştirerek hızlandırmalı ve bu süreçte Suriye Türklerini de dikkate alarak politik pozisyon belirlemeli. Bu aşamada her daim belirtmeye çalıştığım gibi hem ABD hem de Rusya Federasyonu PYD’ye destek veriyor. Esad da Rusya Federasyonu sayesinde varlığını sürdürme kabiliyetine sahip bir lider olarak Moskova’nın gerekliliklerini ve talimatlarını yerine getirmekle mükellef. Esad Moskova ile bu denli angaje olmadan evvel belki onunla görüşülmesi bir sonuç doğurabilirdi ancak özellikle 2016 itibarıyla yoğunlaşan Moskova’nın askeri desteği sonrası Esad ile görüşmenin herhangi bir anlamı kalmamış durumda. Rusya Federasyonu’nun Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne Esad ile görüşün davranışını bastırmasının ardında aslında Esad’ın hukuki olduğu kadar meşru da bir lider olduğu görüşünün yatmadığı kanaatindeyim. Bu ısrarın ardında kanaatimce asıl mesele Türkiye ile ABD arasındaki gerginliğin biraz daha artırılması ve Türkiye-Rusya Federasyonu-Esad ittifakının temellerinin atılması amacı yatıyor. Zira “uluslararası hukuk” meraklılarına bir kez daha hatırlatayım Esad Suriye’nin kanuni devlet başkanıdır ancak meşru değildir.

Bu şartlar altında aslında yaklaşık altı yıldan beri belirttiğim politik dönüşüm sürecinin başlangıcına şahit oluyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Savunma Bakanı Akar’ın açıkladığı operasyon bölgesi dışında da sınır hattı boyunca yerel güçlerin desteklenmesi politikasını da devam ettirmesi gerektiği kanaatindeyim. Yine “uluslararası hukuk” meraklıları için bir hatırlatma yapayım bölgede İran milisi bulunurken sesiniz çıkmıyor, Rusya’nın kendi topraklarında faaliyet göstermesini bile yasakladığı ancak Suriye’de faydalandığı Wagner adlı askeri şirket hangi gerekçe ile orada bulunuyor bunu sormaya cesaret bile edemezsiniz ancak bölge insanının Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından desteklenmesi “terörizm desteği mi?” gibi cin fikirli sorularla “gerçek” arayışına girersiniz öyle mi? Bu desteğin verilmesi Suriye’de ileride yaşanacak politik dönüşüm süreçlerinde inanın askeri müdahaleden çok daha fazla etki alanı yaratacaktır. Bu süreçte söylem bağlamında ortaya konmaya çalışılan ve dış politikadan daha çok iç politika için kullanılan uygulama dönemlerinden çok daha net ve derin bir kuvvete ulaşıldığını değerlendiriyorum. Hep belirtmeye çalıştığım gibi bölgesel bir güç olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti inşaatın bütününü ifade etmeyebilir ancak öyle bir güçtür ki inşaatın kilit taşı rolüne sahiptir ve eğer o kilit taşı olmazsa inşaat ayakta kalamaz. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları.

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE