ANASAYFA
22 Ocak 2020 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
CHP’DE KRİZ VE LİDERLİK MESELESİ!
Yayın Tarihi: 26 Kasım 2019 Salı, 06:37
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

         Sözcü Gazatesi’nin bir yazarının kaleminden çıkan ve “Saray’a giden CHP’li” diye dillere dolaşan bir yazı, hiç yoktan CHP’de kriz yarattı. Onca ağırlaşmış sorunları olan Türkiye günlerdir enerjisini bu konuya harcıyor. Şimdi merak edilen konu bu krizin CHP’yi nasıl etkileyeceği!

         Bilinen bir sözdür, “Krizler fırsat yaratır.

         Hemen söyleyelim ki, her kriz fırsat yaratmaz. Eğer onu iyi yönetirseniz ondan en az zararla çıkabilirsiniz. Fakat baştan beri iyi bir liderlikle krizlere karşı gerekli hazırlıkları yapmışsanız ve liderlik ettiğiniz kitleler size güveniyorsa o krizi fırsata çevirebilirsiniz. Kısacası iyi bir yönetici krizi zararsız atlatır, iyi bir lider ise krizi fırsata çevirir.

         Peki, CHP bu krizi fırsata çevirebilir mi, yoksa sadece zararsız atlatmayı mı hedefleyecektir? Elbette ki bu sorunun cevabını zamanla göreceğiz. Ama geçmişe bakarak geleceğe yönelik bazı tespitlerde bulunabiliriz.

         24 Haziran’da, İstanbul Belediye Başkanlığı seçimini Ekrem İmamoğlu’nun kazanmasının ardından bir arkadaşım beni aradı ve “Ankara’dan sonra İstanbul’u da CHP kazandı sence bu Kılıçdaroğlu’nun başarısı mı? Bir de, bu başarıyı Kılıçdaroğlu’nun seçim kampanyasını, özellikle Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerde mitingler yapmayıp, ortalarda gözükmemesine bağlıyorlar, bu konularda ne diyorsun?” diye sordu.

         Cevabım şu oldu. “Elbette bu başarıda Kılıçdaroğlu’nun çok büyük payı var ama asıl başarı o belediyeleri kazanan Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ındır”.

Ve şunları ekledim. “Kılıçdaroğlu iyi bir yönetici ama iyi bir lider değil. Çünkü lider topluma bir gelecek vaat eder, toplumu inandırır ve arkasına aldığı kitleler ile o hedefe doğru ilerler. Oysa yönetici sadece önündeki meselede başarıyı hedefler, gelecek ile ilgili vizyonu yoktur ve topluma umut veremez.“ Biraz daha açmamı isteyince de şunları söyledim.

         “Son yıllarda Kılıçdaroğlu, siyaseti şekillendiren;  ‘Adalet Yürüyüşü, İYİ Parti'nin seçime katılması için 15 milletvekili kaydırılması, Cumhurbaşkanlığı adaylığına Muharrem İnce'nin gösterilmesi ve yerel seçimlerde aday belirlenmesi ile seçim çalışmalarında uygulanan taktikler gibi çok önemli hamleler yaptı. Bunların hepsinde muhalefette bir canlanma oldu ve geleceğe dair umut belirdi. Ama Adalet yürüyüşü hariç, bunların hiç birinde Kılıçdaroğlu’nun kendisi özne değildi. Bizzat öznesi olarak büyük bir azim ve özveri ile yürüttüğü ve de muhalefette ilk büyük heyecanı yaratan Adalet Yürüyüşü’nün ise Türkiye’ye somut hiçbir getirisi olmadı!

Yerel seçimlerde Kılıçdaroğlu’nun kampanyasını, özellikle Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerde mitingler yapmayıp, ortalarda gözükmemek ve toplumla çok iyi diyalog kurabilen yıpranmamış, adayları sahaya sürmesini başarı olarak görebiliriz. Ancak şu husus çok önemli, eğer bir partinin başarısı, liderinin sahaya çıkmaması ile artıyor, lider çıktığında azalıyor ya da kitlelerde öyle bir kanaat varsa orada bir sorun vardır. Çünkü lider yokluğu ile değil varlığı ile topluma umut ve heyecan verebilen kişidir. Eğer İstanbul ve Ankara’nın kazanılmasında söylenen bu taktik başarılı olduysa o zaman Kılıçdaroğlu için iyi bir yönetici diyebiliriz ama iyi bir lider diyemeyiz.”

         O günden bu güne dönersek. Yerel seçimlerin üzerinden altı aydan fazla zaman geçti ve muhalefet olarak o dönemde ele geçirilen psikolojik üstünlük devam ettirilemedi. Yani bugün (ya da normal zamanında) bir seçim yapılsa, muhalefet zafer kazanır diyemiyoruz. Geleceğe umutla, güvenle bakmamız hâlâ mümkün değil!

O halde muhalefetin; “her seçimi kendi dinamikleri ile aşmaya çalışan stratejisi” ile tatmin olmaktan çok, “her daim umut ve güven veren bir liderliğe ihtiyacı olduğu” gerçeğini görmemiz gerekir.

         Şu sorunun cevabını düşünmek gerekir. Diğer muhalif liderlerin cumhurbaşkanlığına aday olmasına karşın, ana muhalefet liderinin iki defa da aday olmaması iyi ve etkin bir liderlikle bağdaşır ve geleceğe güvenle bakmamızı sağlar mı?

         Bu arada şunu da eklemeliyiz ki; cumhurbaşkanlığı adaylığında, oldukça iyi bir kampanya yürüterek muhalefette büyük bir umut yaratan Muharrem İnce’nin liderlik iddiası ise, seçim gecesi ortaya çıkmayarak krizi yönetememesi ile büyük bir yara almıştır!

         Umarım CHP’deki bu kriz Ülkemiz adına fırsata çevrilebilir!

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Bu kadarına pes!
Pazarcı ağlıyor!
Gürkan: Adayım Pekcanlı
‘Ekmeğimiz Kazanıyor’
Pekcanlı rakip bekliyor!
İba, belediye başkanları ile buluştu
CHP'de devir-teslim heyecanı
Saros'da can pazarı!
FETÖ ve PKK'lı aynı arabada
BASKETBOLUN PROFESÖRÜ: TUNCAY ÇAĞLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE