ANASAYFA
03 Haziran 2020 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
HASAN AGA
Yayın Tarihi: 05 Aralık 2019 Perşembe, 06:32
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Doğamızı Hasanağa Köyü'nün deresi gibi koruyacağız. Dereyi kirleteni bulmak bizler adına görev yapan resmi kurumların işidir. İyi de devletin görevini yapmadığı ve bizlerin oyu ile göreve gelen seçilmiş ve atanmışların bizi korumadığı devirdeyiz. O nedenle iş biz yurttaşlara düşüyor. Hasanağa Deresi kirliliği de bir sınav. Bakalım dereden alınan suyun raporu açıklanıp sorumlusu bulunacak mı?
Resmi yetkililer dereleri, tarlaları, suyu ve tüm doğa ile birlikte insanı da korumak zorunda. Yani Hasan Agaları da korumalıdır. Çünkü besinimizi tarımsal köylü üretmektedir.
İktidarın yakın olan ve tank-palet fabrikasını alan Sancak'ın 'tarlaları köylüden korumalıyız' sözünü unutmayalım. Aynı yolun destekçisi Yavuz Donat da tarımsal üreticiyi ikiye ayırır. “Köylü... Giderek azalıyor... Küçük esnaf misali. Ekilecek arazisi az... Zor geçiniyor... Kente göç ediyor. Çiftçi ise... "Süpermarket... Hipermarket" misali. "Arazisi" büyük... "Modern tarım" yapıyor... Keyfine diyecek yok.” (02.08.2012-Sabah)
İşin özü köylüyü yok edelim, çiftçiyi koruyalım. Köylü Hasan Aga ise, çiftçi Sancak Bey!  Bence bu düşünce; doğa ve insan düşmanlığıdır ama devrin sahibi şimdilik bu gibiler. Biz gel-geç olan bu türleri değil de Hasan Aga'yı koruyamazsak Sancak gibi beyler öne geçecek. Kim bu beyler? Dünya gıda tekellerinin emrinde endüstriyel tarım yapanlar. Burada bir tanım yapalım ki neyi, neden, nasıl, niçin, nerede ve kimi (5N1K) savunacağımızı bilelim.
Hasan Aga'nın yapmaya çalıştığı geleneksel tarım; kültürden kültüre, bölgeden bölgeye, bazen bir kültür ve hatta bir bölgede kabileden kabileye değişebilmektedir. Bu, genellikle karışık, canlı ve dinamik bir ilişki ağıdır. Tarımı kamu adına planlayıp yönlendirenler yanlış yönlendirmeseler ihtiyaca göre kendiliğinden gelişen bir tarım kültürüdür. Geleneksel tarım denenmiş geleneklere dayalı ve kuşaktan kuşağa aktarılan mevsimlik hazır ilaçlar, ekim, toprağı işleme ve hasat yöntemlerinin uygulandığı bir modeldir.
Sancak gibi beylerin yaptığı endüstriyel tarım; kimyasal ilaç ve gübreler, şirket tohumları, yoğun tarımsal makine ve su kullanılarak yapılan tarım sistemidir. Büyük tarım işletmeleri şeklinde, çoğunlukla az sayıda türde bitki veya hayvan yetiştirilerek, işçi kullanılarak ve daha çok ihracat veya zincir marketler için yapılır. Endüstriyel tarım; verimliliği en yüksek noktaya ulaştırmak üzere emek ve teknolojiyi en üst sınırda kullanarak, en kısa vadede kârı hedefleyen ekonomik bir girişimdir. Hayvanlar ve insanlar, nakit ve gelir kaynağı bağlamında görülür. Çiftlik genellikle bir makine ya da “fabrika” olarak kabul edilir.
Tarıma endüstrinin el atması uzun hikâyedir. Kısaca söylemek gerekirse; insanlığın olmazsa olmazı beslenmeyi, gıdayı ele geçirme mücadelesidir. Gıda üretimini arttırmak için, tarım arazilerini büyütmek ve rakipleri uzaklaştırmaktan başka yol yoktur. Hedef; gıda alanında tekelleşmektir. Bu başarıldı ama sağlıklı gıda yok oldu.
Endüstriyel alanda yani Sancak türü çiftçilerin ürettiği gıdalar hasta yapıyor. Gıdaların tohumu, ilacı, gübresini üreten ile hastalıkların ilacını, tıbbi aracını üreten aynı sermaye olunca akla başka sorular gelmez mi? Hele iktidarlar da aynı sermayeyi destekliyor ise, durum açık ve ortada.
Endüstriyel tarımı yaratanların amacı dünyayı doyurmak değil, 'sürdürülebilir yaşam' düzeyinde insanlığa egemen olmaktır. Çünkü dünyadaki açlığın kaynağı üretimin yetersiz olması değil, üretimin paylaşılmasındaki adaletsizliktir.
Gıdada köylülerin dünyayı doyurması için iki sorunun çözülmesi gerekiyor; gıda güvenliği ve iklim değişikliği. Bu sorunları çözünce yapılacak iş; doğalı bozmadan, planlı ve bilimsel verilerle Hasan Aga'yı desteklemek.
Bölgemizde de endüstriyel tarım hızla artıyor. Hem de dışa bağımlı ve sağlıksız olarak. TÜİK verilerine göre geçtiğimiz yıl kanser ölümlerinin birinci sırada olduğu Trakya'da endüstriyel tarım tesisleri artıyor. Bu artış ile dereler, göletler ve topraklar daha da kirleniyor.
Anayasa'nın 56. Maddesi “herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin ise devletin ve vatandaşların ödevidir.” diyor. Bizler; anayasamızın yüklediği ödevler gereği yaşam alanlarımızı bugün ve gelecek adına koruyup savunmaya devam etmeliyiz. Ama devlet de görevini yapmalıdır. Yasalara gereği kamu çıkarını koruması gerekirken; iş insanını, sermayeyi korumasın. Yani gölge etmesin yeter.
Doğa özgür olsa insan da özgür olacaktır. İnsan özgür olsa doğa da özgür olacaktır. Kendimizi ve doğayı özgürleştirecek olan da mücadelemizdir. Ya dayatılan 'sürdürülebilir yaşam' alanı kapsamında kuşku ile sürünerek yaşayacağız ya da mutlu ve sağlıklı yaşam için mücadele edeceğiz. Sürdürülebilir yaşamı dayatan kapitalizmdir ve yenilenmesi, restore edilmesi olanaksızdır. Çözüm; sosyalizmdir.
Endüstriyel tarımı kapitalizm dayatıyor ve sürekli kazanmak adına hasta insanlık planlaması yapıyor ise doğal olan ve bilimsel olarak desteklenmesi gereken geleneksel tarımı da sosyalizm sunuyor. Tercihimiz doğrultusunda tavır alma zamanı.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
İşletmenize Özel Hosting Seçimi Nasıl Olmalı
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE