ANASAYFA
03 Haziran 2020 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
İNSAN HAKLARI VE DEĞERLERİMİZ!
Yayın Tarihi: 10 Aralık 2019 Salı, 05:57
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

         Geçen hafta ‘Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir’ başlıklı yazımda, “çıkarcılık ve ikiyüzlülüğün kabul gördüğü bir toplum olmaktan uzaklaşıp, değerlere dayalı modern bir toplum olmak için olumlu değerlerimize sahip çıkmanın önemine” vurgu yapmıştım.

         Madem değerlere sahip olmak ve onları içselleştirmenin erdeminden bahsediyoruz ve bugün de ‘10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’ o halde buradan devam edelim.

         10 Aralık 1948’de, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin BM Genel Kurulunda kabul edilişi, tüm Dünya’da ve Türkiye’de İnsan Hakları Günü olarak kabul ediliyor ve çeşitli etkinliklerle konunun önemi ortaya konuyor.

         Ülkemizde her yıl olduğu gibi bu sene de; insan hakları kavramının önemi vurgulanacak, bu alanda kaydedilen gelişmelere ve daha kat edilmesi gereken mesafelere değinilecek, sosyal medyada mesajlar paylaşılacak, bir grup muhalif tarafından sokakta insan hakları ihlalleri protesto edilecek, belki onlar insan haklarına aykırı bir şekilde dağıtılacak ve ertesi gün normal hayata devam edilecek! Yani yine bazılarımız, bazı haklara erişememekten şikâyete devam edeceğiz.

Oysa imza attığımız İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve diğer tüm sözleşmeleri uygulamakla yükümlü ve hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yargı yetkisini kabul etmiş bir ülkeyiz. Peki, sorun nerede?

Mesele bu değerleri içselleştirememiş olmamızda!

Hâlbuki 30 maddelik İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin her biri gerçekten de insan olmanın ve insanca yaşamanın asgari gereklerini hatırlatıyor bizlere. İşte size ilk iki maddeden seçkiler;

“1- Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.

2- Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir.

Bu ve takip eden maddelerdeki değerlere kim hangi sebepten itiraz edebilir? İtiraz edemiyorsak neden uygulayamıyoruz?

Bu değerlere çok mu uzak bir kültürden geliyoruz?

         Önümüzdeki hafta Şeb-i Arus törenleri yapılacak ve herkes Mevlana ve onun Yedi Öğüdünü hatırlatacak!

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.

Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.

Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.

Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.

Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol.

Hoşgörürlükte deniz gibi ol.”

Her biri insana ve onun haklarına değer vermeyi ne de güzel öğütlüyor!

         Mevlana ile aynı çağda yaşayan ve “Yaratılanı severim yaratandan ötürü diyen Yunus Emre şu dizeleri ile gönül yapmanın önemini nasıl da anlatmış.

Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil

Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil,

Bir gönülü yaptın ise er eteğin tuttun ise

Bir kez hayır ettin ise binde bir ise az değil

Karşımızdaki insanın en temel haklarına saygı duymadan onun gönlünü yapmak mümkün mü?

         Ve yine, Mevlana’dan hemen sonra doğup, Yunus Emre ile aynı dönemlerde yaşayan Hacı Bektaş-ı Veli bakınız ne diyor!

“‘Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde

Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde

Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok

Noksanlık, eksiklik senin görüşlerinde’’

Kadın erkek eşitliği ve dolaysı ile kadın hakları için ne güzel bir vurgu değil mi?

         Üçü de bu topraklarda yaşamış ve asırlar öncesinden bizlere ne güzel değerler öğütlemişler! 

         Elbette sadece bizde değil tüm dünyada, tarih boyunca insana değer vermenin önemini vurgulayan çok fazla düşünür vardır. Çok eskilere dayanan bu değerler 20. Yüzyılda “İnsan Hakları” adı altında hukuksal bir çerçeveye oturtuldu.

         Bizlere düşen kültürümüzün köklerinde yer alan olumlu değerleri içselleştirmek ve uygulamak olmalı. O zaman ‘İnsan Hakları’ sadece bir hukuksal kavram olmaktan çıkar ve özümsenip uygulanan değerler olarak yaşar! Ki her insan ve her toplum gibi biz de bunu hak ediyoruz.

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
İşletmenize Özel Hosting Seçimi Nasıl Olmalı
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE