ANASAYFA
29 Mayıs 2020 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
ŞAHSIM DEVLETİ!
Yayın Tarihi: 17 Aralık 2019 Salı, 05:42
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

         Hafta içinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşmasında “İngiltere, Almanya, Fransa ve şahsım dörtlü zirve yaptık” dedi. Bu sözler üzerine özellikle “Şahsım” kelimesi, başta sosyal medya olmak üzere pek çok mecrada tartışıldı.

         Bir tarafta Avrupa’nın en önemli üç devleti, diğer tarafta ise ‘Şahıs’! Burada aslında ‘Şahsım’ vurgusu ile belki de o zirvede, Avrupa’nın üç önemli devleti ile Türkiye’nin gücünün dengelendiği vurgulanmak istenmiştir. Olabilir de! Ancak kişilerin sözleri bilinçaltını da yansıtır!

         Fransa Kralı 14. Louis’ye atfedilen bir söz vardır “devlet benim”. Erdoğan bu sözü söylemese de anlamı durum budur. Dolayısı ile “Şahsım” demesi aslında bir bakıma, “Devlet benim” sözünün bir başka söyleniş halidir.       

         Erdoğan son 17 yıldır ülkeyi yönetiyor. İlk dönemlerinde özellikle yargı ve bazı devlet kurumları ile sorunlar yaşasa da, her dönemde Meclis çoğunluğu elinde olduğu için sorunları aştı ve en sonunda Yargı, TSK ve diğer tüm kurumlarda da tam anlamı ile egemen oldu. Şimdi artık ne isterse onu yapabilecek gücü var ve yapıyor da!

         Hindistan’ın ilk Başbakanı ve İndira Gandhi’nin babası Cavaharlal Nehru için yapılan bir eleştiri vardır. “Çok fazla entelektüel olduğu için meselelerin her boyutunu düşünüp, sebep olacağı sonuçları sorgulamaktan dolayı çok zor kararlar verirdi.”

         Evet, çağımızda her türlü yönetim kademesinde ama özellikle devlet yönetiminde, karar vermek ve bazen de çok hızlı karar vermek önemlidir ama daha önemlisi doğru karar vermektir.  Zira verilen kararlar bazen beklenenin çok dışında sonuçlar doğurabilir. Onun için de karar vericiler asla tek başlarına karar vermezler. Kararlar çok önemli süreçleri olan karar verme mekanizmalarından geçer. Bu mekanizmada çeşitli alternatifli hareket tarzları üretilir ve bunlar fayda ve mahzurları ile asıl karar verici olan lider/yöneticiye sunulur. O da kendi görüşlerini de katarak son kararı verir.

         Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu yöntemi uyguladığını düşünüyorum. Zira onu tanıyanlar “toplantılarda her zaman bir defteri olur, çok iyi not alır ve sorular sorar” diyorlar. Üstelik Saray’da da oldukça fazla sayıda danışmanının olduğunu biliyoruz. Yani aslında Cumhurbaşkanlığımız kurumsal olarak bir karar verme mekanizmasına sahiptir ve çok büyük bir ihtimalle, Erdoğan da bu mekanizmayı işletiyor.

         Ancak karar verme mekanizmaları da sonuçta kişilerden oluştuğu için bazı hassas yönleri vardır. Nihai karar vericinin yani yönetici/liderin kişiliği bu mekanizmanın işleyişini belirler. Eğer karar verici, yeni düşüncelere ve eleştiriye açık birisi ise, bu mekanizmada yer alan kişiler hep yeni fikirler peşinde koşarlar. Tersi durumda, yani sert mizaçlı ve eleştiriye kapalı ise işler değişir. Bu durumda karar vermede fikir üretmesi için görevli olanlar, lidere yaranmak için hep ‘acaba liderimiz bu konuda ne düşünür, nasıl bir öneri getirirsem daha çok hoşuna gider ve ben de daha çok gözüne girerim’ şeklinde düşünür. Zaten öyle liderler de bu tip kişiliktekileri etrafına toplarlar. Böylece aslında karar verme mekanizmaları çalışır ve lider süzgeçten geçirilmiş bir karar verir ama bu kararlar çoğunlukla en iyi kararlar değillerdir.

         2015’te düşürülen Rus uçağı ve sonrası izlenen politikaları hatırlayalım. Daha haber alınır alınmaz, sağduyulu hemen herkes bu durumun Türkiye’nin çok aleyhine olacağını söyledi (ki benim de ilk tepkim öyleydi). Ancak sonradan yaşananları hep birlikte gördük. Bu ve benzeri pek çok konuda sonuç “aldatıldık” ile bitti!
O halde karar mekanizmaları iyi çalışmıyor demektir ki öyle de görünüyor. Peki, onca danışman ve karar verme kurulları niçin var?

         Sorun şu ki, Erdoğan’ın etrafındaki kişiler, ya doğruyu bulma yeteneğine ya da doğruyu söyleme cesaretine sahip değiller. Her iki durum da çok kötü!

Tek bir özellikleri var, sürekli Erdoğan’ı pohpohlamak ve o ne derse, ne yaparsa en iyiyi yapmış gibi sahiplenip methiyeler dizmek, eleştirenleri de, hain ilan etmek!

         Erdoğan’ın; kendi yarattığı bu eleştiriye kapalı ortamda, her istediğini yapan gücü ile kendisini devlet yerine koyması ve hatta devlet sanması sonuçta da devlet yerine “Şahsım” demesi de sürpriz değildir

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE