ANASAYFA
06 Haziran 2020 Cumartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
EMEK
Yayın Tarihi: 19 Aralık 2019 Perşembe, 06:23
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Ülkemiz tarihi yazıldığında kesinkes etkili bir yer alacak olan bugünkü idarenin başı değişik zamanlarda emek üzerine 'anlamlı' sözler söylemiştir. Kendi kurduğu kadın teşkilatlarında; "Emek sömürüsünü özellikle kadınların çalıştırıldığı yerlerde görüyoruz" dedi. Kendi kurduğu patron teşkilatlarında; “Çünkü şu anda Anadolu'nun birçok yerinde bu işin başında olanlar, insani olarak, işadamlarımızı söylüyorum, olaya yaklaşımda ne yazık ki parasal çıkar noktasındaki adımlarını birinci derecede ön plana çıkarıyor. Ben nasıl daha fazla kazanırım derken, orada insanımızın sömürüsü yapılıyor, emek sömürüsü yapılıyor. Bu kadar açık konuşuyorum” diye kendinden olmayan örgütlere aba altından sopa gösteriyor. Ve en son termik santrallerin baca takmalarını isteyen kendi meclisinin aldığı kararı veto ederken; “Bir yanda patronlar, bir yanda halkım var” deyip halktan yana kararı imzalıyor.
Daha yüzlerce benzeri sözler söylemiştir. İyi de samimi mi? Elbette değil. Olağanüstü hali savunurken de şunu söyledi; “Şimdi grev tehdidi olan yere biz OHAL'den istifadeyle anında müdahale ediyoruz. Diyoruz ki hayır, burada greve müsaade etmiyoruz, çünkü iş dünyamızı sarsamazsınız."
Her ne ise, şimdi sözünü ettiğimiz kesimin samimiyetini sorgulamayı bırakalım ve onların patronlar lehine söylediklerine ve uygulamalarına bakalım.
AKP'yi iktidara uluslararası tekeller getirmiştir.  Bu nedenle devirleri süresi içinde yerli ve uluslararası sermayeye dikensiz gül bahçesi yaratılmıştır. Özelleştirmelerle devlete ait önemli ve kârlı kuruluşlar yok pahasına patronlara devredilmiştir. İşçi sınıfının hakları elinden alınarak işgücü maliyetleri aşağıya çekilmiştir. Yetmemiş, yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin özel sektör tarafından talan edilmesine olanak sağlanmıştır. Teşvikler, fonlar, krediler, vergi politikaları ile halktan büyük tekellere kaynak aktarılmıştır. Bu büyük soyguna dur diyebilecek mevzuat ve denetim mekanizmaları kaldırılmıştır.
DİSK başkanının Pazartesi günü Saraçlar'da söylediği gibi toplumda yüzde bir olan bu grubu besleyen siyasetçi nasıl oluyor da yoksulların oyuyla bu kadar uzun yıllar iktidarda kalıyor? Buna sayısız tezler üretilebilir. Ama sanırım en büyük etken; medya, yargı, güvenlik güçleri tarafından yaratılan korku ve kulluk psikolojisi. Bu arada yukarıda da saydığımız gibi sol söylemleri de çok iyi kullanıyorlar.
Şimdi Erdoğan başka amaçla da olsa itiraf ettiği gibi emek sömürülüyor. Burada bari ortağız. Yani patronsan patronluğunu bil kardeşim; 'işçiyi çalıştıracaksın, hakkını da vereceksin!' 
İyi de; mızrak çuvala, minare kılıfa sığmıyor. Daha önceki gün devlet kurumu TÜİK açıkladı. Ki bu emir ve talimat ile oluyor malum. Bir yılda işsiz sayısı 817 bin kişi arttı. İstihdam 623 bin kişi azaldı. Her dört gençten biri işsiz ve her dört işsizden biri üniversite mezunudur. İşsizlik yüzde yirmi arttı ki sayısal olarak 7 Milyon 199 bin kişi demektir. 
DİSK veya benzeri emek örgütlerinin araştırmaları ile TÜİK uyuşmuyor elbette. Çünkü malum resmi kurumlar emir ile çalışıyor. Merkez Bankası başkanını düşünelim. Görevden alındı ve faiz oranları düştü ya devletlü ne demişti; 'Merkez Bankası Başkanını görevden aldık çünkü laf dinlemiyordu. Yeni arkadaşımızla yola devam ettik ve dedik ki faiz oranlarını düşüreceğiz, çünkü faiz bir ülkenin kalkınmasında en büyük zulümdür. Yatırımları durdurur, istihdamı durdurur, üretimi durdurur, rekabet gücünüzü ortadan kaldırır ve sizin büyümenizi de engeller. Bu adımlar atılınca hava değişti ve bakın enflasyonda tek haneye düştük. Döviz kurunu da nispeten stabil hale getirdik.”
Yeni yönetim tarzı bu, yersek. Ki henüz yiyoruz. Değişen rejimi boğazımıza takıla takıla yedirmeye çalışıyorlar bize. İktidarı ile muhalefeti ile ne yazık ki Ankara umut vermiyor artık. Biz asillerin sorunları da dâhil hiçbir konuda ortak olamayan vekillerimiz arabalarında çakar bulunması ayrıcalığı ve mali kazançları konusunda yüzde yüz ortaklaşabiliyorlar. Görüşmeye katılmayanlar 'ben yoktum' diye kendini savunsa da kazanımı kullanmama veya üst mahkemeye taşıma yolunu kullanmayarak kazanç ortaklığını kabul ediyorlar.
Biz, yani asıllar ne zaman kazanacağız?
Vekilleri bizi savunmaları konusunda zorladığımızda veya biz asıllar vekilleri yok sayıp kendi hakkımızı savunduğumuzda kazanacağız. İşsiz olan 10 milyon kişi ve aileleri olarak neden diye sorduğumuzda ve bilinen yolu açtığımızda kazanacağız. 
Asıl sorunun Suriye, Libya, Kanal İstanbul gibi konular değil aş ve iş davamız olduğunu ve asıl bu konuyu memleket meselesi saydığımızda kazanacağız. Patronun işyeri varsa bizim de emeğimizin var olduğunu ve biz olmazsak patronun da olmadığını anladığımızda kazanacağız. 'İnsan Onuruna Yaraşır Asgari Ücret' hakkımız için mücadele ettiğimizde kazanacağız. Dünyanın tüm değerlerini ve güzelliklerini üreten işçiler olan biz emekçiler omuz omuza olduğumuzda kazanacağız.
Ve tüm bunları bizle birlikte savunan siyasal yapımızı örgütlediğimizde kazanacağız.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE