ANASAYFA
05 Ağustos 2020 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
KANAL İSTANBUL PROJE DEĞİL MACERADIR!
Yayın Tarihi: 24 Aralık 2019 Salı, 06:37
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

         2011 seçim vaatlerinde “çılgın proje” olarak açıklanan ‘Kanal İstanbul” o gün bugündür tartışılıyor. Öyle ya bu kadar ‘çılgın’ bir proje elbette ki yıllarca tartışılmalı ve en doğru karar verilmelidir. Ancak maalesef bizde tartışmalar öyle sonuç vermiyor. İtirazlarınızı istediğiniz kadar bilimsel raporlarla destekleyin, bir önemi yok. Eğer ‘tek karar verici’ “olacak” demişse o konuda tartışmalar beyhudedir. Ve elbette onun istediği doğrultuda raporlar yazacak ‘bilim insanları(!)’ da çıkacaktır.

         Yani durum tam da, Fuzuli’nin asırlar önce söylediği, “söylesem tesiri, yok sussam gönül razı değil” hâlidir. Yine de bizler, düşündüklerimizi yazalım da bari gönlümüz razı olsun. Böylece, hem tarihe not düşelim hem de ileride yine “yanılmışız, aldatılmışız” dendiğinde, “biz size söylemiştik” deriz bir kere daha!

         Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim, “Kanal İstanbul bir proje değil maceradır”! Çünkü bilim ve akıl “bu projenin hiçbir faydası olmadığı gibi birbirinden kötü pek çok sonucu olacağını” söylüyor. İşte başlıca problemler.

         Çevreye yönelik etkileri:

         Bağımsız ve tarafsız bilim insanları, Kanal İstanbul’un büyük çevre sorunları yaratacağını açıklıyorlar. Çevreye yönelik olumsuz etkilerin başında mevcut doğal halin bozulması ile doğanın, yani yer kabuğunun buna olumsuz tepki vereceği olduğu rapor ediliyor. Ayrıca Kanalın; iklimsel değişikliğe sebep olacağı, tarımsal alanları ve su havzalarını olumsuz etkileyeceği, hafriyatın miktarı ve yapılması planlanan suni adaların da önemli bir sorun kaynağı olacağı belirtiliyor.

         Montrö Sözleşmesi’ne etkileri:

         Türkiye 1936 yılının koşulları ve dünyadaki güç dengesinin de etkisi ile Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar üzerinde oldukça önemli denetim yetkisine kavuştu.

         Türkiye’nin denyimli hukukçularından birisi olan Rıza Türmen bu konuda çok önemli bir yazı kaleme aldı. Özetle şöyle diyor; “Montrö Sözleşmesi, Türkiye'nin ve Karadeniz'de kıyısı olan devletlerin güvenliği ile Karadeniz'de kıyısı olmayan devletlerin çıkarları arasında kurulan hassas bir dengeye dayanır.

         Kanal İstanbul projesi, Montrö Sözleşmesi'nin dayandığı dengeyi bozma tehlikesini taşımakta.

         Türkiye'nin İstanbul Boğazı'ndan geçen gemileri Kanal İstanbul'a yönlendirme yetkisi bulunmamakta. Türkiye, serbest geçişi engelleyemez. Engellerse Montrö Sözleşmesi'ni ihlal etmiş olur.

         Kanal İstanbul'un savaş gemilerinin geçişine açık olması, Montrö rejimin sonu demek olur

         Görüldüğü üzere 83 yıldır huzur ve barış içinde kullanılan Boğazlar üzerindeki denetim yetkisinin tehlikeye düşmesi ve yeni ortaya çıkacak bir geçiş rejiminde bu yetkilerin azalmasına sebep olabilecek bir durum söz konusu olabilir.

         Bir milyon nüfusun yaratacağı sonunlar:

         Projede kanal boyunca,  bir milyon nüfuslu yeni bir kent kurulması da yer almakta. 15 milyonluk İstanbul’un batısına bir milyonluk yeni bir kent kurulması, özellikle sanayiden dolayı zaten harap olan Trakya’nın iyice bitap düşmesi demektir. Şu husus unutulmamalıdır ki, burada yerleşecek bir milyon insanın Anadolu ile irtibatı İstanbul üzerinden olacaktır. Bu da demektir ki, mevcut hali ile gün geçtikçe kangren olan İstanbul trafiğine yeni bir yük daha yüklenecektir. Özellikle köprülerden geçiş iyice çileye dönecektir.

         Ekonomik değildir:

         Türkiye zaten 500 milyar dolara yakın dış borcu ile oldukça büyük bir ekonomik sıkıntı içerisindedir. Öyle ki döviz kurlarındaki artış ile mevcut borçların faizlerinin bile ödenmesi büyük sorun teşkil ediyor. Hâl böyle iken bu devasa projenin gerçekleştirilmesi yeni ‘milyar dolar borçlar’ demektir. Mali olarak getirisinin oldukça sınırlı olacağı apaçık ortada olan bu proje bir tüketim projesidir. Oysa bize acilen lazım olan üretime dayalı kalkınma projeleridir. Bu projeye harcanacak paranın onda biri bile Ar-Ge için ayrılsa Türkiye işte o zaman çok parlak bir geleceğe doğru yol alır.

         Trakya’nın savunulması:

         Kanal İstanbul yapıldığında, batısındaki Trakya toprakları ile Türkiye’nin irtibatı kanal üzerindeki köprülere mahkûm olacaktır. Bu ise Türkiye’nin batısından gelecek askeri tehditlere karşı bölgeyi hassas bir duruma sokacaktır. Zira köprülerin imhası durumunda, kanalın batısı ile doğusu arasında lojistik akış sekteye uğrayacak ve kuvvet kaydırmaları zorlaşacaktır.

         Daha eklenecek pek çok olumsuzluğa rağmen projenin başlatılacağı anlaşılıyor. Ama biz yine doğru bildiğimizi söyleyelim, bakalım ileride kim haklı çıkacak!

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Halkalı 1 saat 20 dakika
ALİ BAM VEFAT ETTİ
Korona da neymiş!
Sadece 29 Ekim tatili kaldı
‘Azalmış gelenek canlanıyor’
Akar Yunan sınırında
Döner sermaye garabeti!
Edirnespor'da çifte bayram
ABD elçisine 'saray' tatlısı
EDİRNE TİCARET BORSASI
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE