ANASAYFA
05 Temmuz 2020 Pazar
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Özdemir AKBAL / Dünyanın Penceresinden
Yarımada Kalkanı
Yayın Tarihi: 03 Ocak 2020 Cuma, 06:27
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Başlığı ilk okuduğunuzda deniz mahsullerinden bahsedilen bir yazı olacak zannedebilirsiniz. Ancak bu daha çok Arap Yarımadasındaki Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üye ülkeleri tarafından oluşturulan bir askeri gücün adı. KİK’in 25 Mayıs 1981’deki kuruluşundan üç yıl sonra 1984’te KİK üyesi ülkelerin savunma bakanları iki tugaydan ve yaklaşık 10 bin kişilik bir kuvvetten oluşacak olan askeri bir gücün teşkil edilmesi hususunda anlaştı. Ancak gücün teşkilatlanması hususu daha başlangıçta hayli sorunlu bir vaziyet aldı. Bahreyn ve Umman’a diğer KİK üyesi ülkeler 1984 yılında silahlı kuvvetlerini yapılandırmaları için 1 milyar 800 milyon dolarlık bir askeri yardım sözü vermiş olsa da bu taahhüdün arkasından sadece Suudi Arabistan durabildi. Yardım taahhüdünde bulunan diğer ülkelerin sözlerini yerine getirmemeleri ve petrol fiyatlarındaki düşüş bahane edilerek Bahreyn askeri yapıdan ABD ve Avrupa’daki bazı ülkelerle de sözleşmeler imzalamış olmasına rağmen çekilme kararı verdi.

Körfez Savaşı’nın (1991) ardından Mart 1991’de KİK ülkeleri Mısır ve Suriye Kuveyt’in korunması için bir anlaşmaya vardı. Bu anlaşmada ilginç olan taraf ise Mısır ve Suriye’nin askeri gücü KİK üyesi ülkelerin ise iktisadi gücü sağlayacak olmasıydı. Bu çabalar çerçevesinde üç bin kadar asker Kuveyt’e gönderildi ancak faal olarak çatışmalarda görev almadı.Ancak bütün bu çabalar sürerken Kuveyt’in ABD ve İngiltere ile askeri antlaşmalar imzalamıştı bile. Yani aslına bakacak olursanız Yarımada Kalkanı kurulmaya niyet edildiği 1984’ten 1992’ye kadar dişe dokunur bir faaliyet gerçekleştiremediği gibi olup olmadığı bile tartışmalı bir haldeydi.

Kurulduğu tarihten itibaren karşılaştığı ilk önemli kriz olan Körfez Savaşı (1991) sürecinde varlığı yokluğu bir olan Yarımada Kalkanı 1992 itibarı ile teşkilat yapılanmasına reorganizasyon yapma kararı aldı. Buna göre; bir ana karargâhın oluşturulması ve kuruluşta teşkilatı iki tugay on bin personel olarak tanımlanan kuvvete bir de bir tugay yaklaşık beş bin kişi olmak suretiyle piyadenin eklenmesi kararı alındı. Ayrıca komuta karargâhının Suudi Arabistan’daki Kral Halid Üssünde kalması hususunda da mutabakat sağlandı. Aslında bu durum bile tek başına Arap Yarımadasındaki Suudi Arap üstünlüğünün bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Bu üstünlüğün sağlanması dışında kurulmuş olan askeri gücün bölgesel ölçekte bir yaptırımı yahut caydırıcılığının olduğunu söylemek ise hayli güç.

Kuvvetin katılımcı ülkeleri etkinliklerini artırmak amacıyla 1997’de bir erken uyarı faaliyeti çerçevesinde askeri iletişim kanalı oluşturacak bir yapıyı da devreye aldılar. Yarımada Kalkanı Gücü 2003 yılında Kuveyt’e tekrar on bin civarında asker ve Basra Körfezi’ne de Kuveyt’in korunması amacıyla iki gemi gönderdi ancak yine faal bir çatışmada vazife yapmadılar. Yarımada Kalkanı Gücü’nün en aktif görevi Bahreyn’de 2011’de başlayan gösterilerin bastırılması açısından gerçekleşti. Bahreyn kralı Hamad bin İsa el Halife ülkede yükselen tansiyon dolayısıyla 15 Mart 2011’de olağanüstü durum ilan ederek 10 Ekim 1982 tarihli KİK antlaşması uyarınca Yarımada Kalkanı güçlerini Bahreyn’e davet etti.

Yarımada Görev Gücü komutanı Bahreyn’deki vatandaşların saçının teline dahi zarar gelmeyeceğini belirterek, ülkeye iyilik, barış ve sevgi getirdiklerini açıkladı. Zaten Bahreyn Kralı’nın bizzat görevlendirdiği teftiş heyeti de görev gücünün herhangi bir hak ihlali yapmadığını hızlıca tespit ederek sonuca bağladı. Her ne kadar bazı kaynaklar Obama idaresinin Bahreyn kralının ülkesine görev gücünü davet etmesi hususunda mesafeli olduğunu belirtmiş olsa da Bahreyn ve Suriye’de hemen hemen aynı tarihlerde başlayan kalkışmaların ABD tarafından aynı tonda eleştirilmediği ve değerlendirme şeklinin de oldukça farklı olduğunu da belirtmekte yarar var.

Suudi Arabistan’a bir kara yolu ile bağlı olan Bahreyn adası “iyilik”, “barış” ve “sevgiye” kavuştuktan sonra Yarımada Kalkanı Gücü yeniden sessizliğe büründü. Bu arada KİK üyesi ülkelerin teker teker ABD ve İngiltere ile olan ekonomik, askeri ve tarihi bağlarını da tekraren hatırlatmak isterim. Katar krizi sırasında da pek ses etmeyen bu yapı 2015 yılında o dönem Suudi Arabistan Savunma Bakanı olan sonradan veliaht prens olacak Muhammed bin Salman’a da pek umut vermemiş olacak ki Terörle Mücadele İçin İslam Ülkeleri Koalisyonu’na katılacak 34 ülkeyi tek başına çıktığı bir sahnede yine tek başına ilân ederken Yarımada Kalkanı Gücünün adı bile anılmadı.

Sonuç olarak birbiri ile bölgesel ittifaklar kurmak isteyen devletler ekonomik varlıkları ve siyasi çıkarlarının temini için bir şekilde askeri bir yapılanmayı da oluşturmak zorundadır. Ancak bu durum pek çok kez atıl yapılar ve sadece tabela isimlerle ortaya çıkar. Bu kısa değerlendirmede de aynı durumun olduğu bazı küçük örneklerle verilmeye çalışıldı. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Kot Şort Modelleri
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE