ANASAYFA
14 Ağustos 2020 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
‘BARIŞ’ SİYASETÇİLERE BIRAKILMAYACAK KADAR CİDDİ BİR İŞTİR!
Yayın Tarihi: 14 Ocak 2020 Salı, 06:25
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

         Geçen haftaki “Savaşı değil barışı yüceltelim” başlıklı yazımda, Türkiye’nin Libya’daki iç savaşta taraflardan birini desteklemek için bu ülkeye asker göndermesini eleştirmiş ve Atatürk ile İnönü örneklerini verip şöyle demiştim:

Ömrünü savaş meydanlarında geçiren ve aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda rol almalarını dahi o savaş cephelerindeki başarılarına borçlu olan büyük askerler, savaşı değil barışı yüceltirken, hayatında bırakın bir cephede bulunmak, bir çatışmanın sesini duymamış, barut kokusunu dahi bilmeyenler ise savaş naraları atıyor günümüzde!

         Ben tam da barışın öneminden bahsetmişken; İran, ülkesinin en önemli generali olan Kasım Süleymani’yi öldüren ABD’ye karşı intikam saldırısı düzenledi. İran’ın, ABD’nin Irak’ta bulunan askeri üssüne füze saldırısında bulunulması ile de Üçüncü Dünya Savaşı tartışmaları başladı.

Neyse ki, şimdilik ortalık sakinleşti ve bir nebze de olsa derin bir nefes aldık. Biz derin nefes aldık ama derin değil, artık hiç nefes alamayacak 176 insan söz konusu!

         Evet, maalesef İran yanlışlıkla (ki buna ciddiyetsizlik ve beceriksizlik demek gerekir) Ukrayna yolcu uçağını düşürdü ve 176 masum sivil insan hayatını kaybetti. Ölenlerin; 82’si İran, 63’ü Kanada, 11’i Ukrayna, 10’u İsveç, 4’ü Afganistan, 3’ü İngiltere ve 3’ü de Almanya vatandaşı. Bunların hepsi günahsız sivil insanlar ancak, özellikle 94’ü çatışmaya dönüşen anlaşmazlığın tarafı olan İran ya da ABD’li bile değil! Olayın vahametini çok daha iyi anlamak için, bir an gözlerinizi kapatıp o yolcu uçağında kendiniz ya da sevdiklerinizin olabileceğini düşünmeniz yetiyor!

         Maalesef savaş ya da çatışmalar böyle yıkıcı sonuçlar doğuruyor. Ve bu durum modern zamanlarda daha da siviller aleyhine gelişiyor. Örneğin I. Dünya Savaşı'nda ölen 9.5 milyon insanın %95'i asker, %5'i sivil iken, II. Dünya Savaşı'nda ölen 65 milyon insanın ise %33'ü asker, %67'si sivildi. Bu rakamlar sadece ölenleri gösteriyor, yaralananlar ve yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kalanları da eklersek savaşın aslında sivil insanların hayatını ne kadar etkilediği acı gerçeğini daha net bir şekilde görürüz.

         İşte bu sebeple, hiç kimse savaş özlemi içinde olmamalı, tam tersine savaşa karşı en etkili bir şekilde sesini yükseltmeli.

Bakınız, geçen hafta Libya’da ‘savaşa girer miyiz’ diye konuşurken, bu hafta Libya’da diplomasi ön planda ve bir ateşkes sağlandı yani barış umudu doğdu, taraflar görüşmelere başladı.   İsteyince olabiliyor! Nihayetinde sonsuza dek süren savaş yoktur ve hepsi sonuçta bitiyor. Bir şekilde barışa ulaşılıyor ama büyük bir acı ve yıkımla maalesef! O halde aklın yolu barıştır.

         Bazı kaynaklara göre Fransa Başbakanı Georges Clemenceau’ya, başka bazı kaynaklara göre de İngiltere Başbakanı Winston Churchill’e atfedilen çok meşhur bir söz vardır. "Savaş askerlere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir."

Evet, savaş gerçekten çok ciddi bir iş olup, sadece askerlere bırakılmamalıdır. İşte bu sözden hareketle ben de diyorum ki, “Barış siyasetçilere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir!”

         O halde ne yapmalı?

         Madem savaşta sivil insanlar çok daha fazla ölüyor ve ölmeyenlerin de hayatları tamamen alt üst oluyor, o halde sivil insanlar bu kötü kaderi yaşamamak için barışa sahip çıkmalıdır. Zira savaş kader değildir.

         Sivil insanlar olarak hayatın her alanında barışı yüceltecek düşünce ve eylem içinde olmanın yollarını aramalı ve mümkün oldukça örgütlü bir toplum olmalı, siyasetçileri yönlendirmeliyiz.

Ve her şeyden önemlisi çocuklarımızı ‘savaşı değil barışı kutsayan anlayışa sahip bireyler’ olarak yetiştirmeliyiz. Unutulmamalı ki, savaşta en az zararı, savaş kararını verenler görüyor. Çocuklarımızı ihtiraslı siyasetçilerin verecekleri sağduyudan uzak kararlara kurban etmemeliyiz.

         İşte bakınız, 176 masum sivil öldü ancak bu acı olay, ne çatışmanın fitilini ateşleyen ABD’li, ne de o masumları öldüren İran’lı yöneticilerin hayatını etkiledi. Ölenlerin yakınları yas tutarken, Trump ve Hamaney hâlâ bir birlerine tehditler savuruyorlar!

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Gamze ve Gökhan'a mutluluklar
Şifayı su kabağında buldu
Saraçhane dökülüyor!
Kaptan geri döndü!
‘Köylünün daha nesini alacaksınız?’
Kuraklığa 'alternatif' proje
Trakya Birlik 137'nci
Patates-soğan tarlada kaldı!
‘Gerekirse eğitime 1 yıl ara verilir’
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE