ANASAYFA
14 Ağustos 2020 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
ESKİ DEFTERLERDEN KİMLER KORKAR?
Yayın Tarihi: 11 Şubat 2020 Salı, 06:42
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

         Genelkurmay Eski Başkanı İlker Başbuğ, bir televizyonda kendisine FETÖ’nün siyasi ayağı ile ilgili sorulan soruya "26 Haziran 2009'daki yasa metnine gece yarısından sonra, askerlerin özel yetkili mahkemelerde yargılanmasına imkân sağlayan teklifi getirenler araştırılsın" diye cevap verdi.

         Bu açıklama üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan Meclis’teki grup toplantısında; “Zaman zaman yanlış değerlendirmeleriyle kamuoyunun önüne çıkan eski bir Genelkurmay Başkanı ki kendisini gayet iyi tanırım, bu düzenlemeyi bahane ederek, meclisimizi toptan itham eden birtakım açıklamalar yapmıştır. Şimdi ben, özellikle kendi grubumuza sesleniyorum; burada parlamentonun hukukunu korumak üzere süratle hepiniz dava açmalısınız" talimatını verdi. Elbette ki hemen, 2009 yılı AKP Meclis Grup Başkan Vekilleri, Başbuğ hakkında suç duyurusunda bulundu!

         Yani net bir şekilde “sakın kimse eski defterleri karıştırmasın” mesajı verildi!

         Kimse kusura bakmasın ama o defterler orada açık bir şekilde duruyor ve hâlâ kapanmayan hesaplar/yaralar var. Kendisine ve hesaplarına güvenenlerin korkacak bir şeyi olmamalı!

         O halde şöyle hafiften aralayalım o defterleri:

         FETÖ’nün nasıl örgütlendiği ve amacının ne olduğu, 2004 yılı MGK Kararları ile resmi olarak devletin kayıtlarına girdi, bir şey yapılmadı.

         Ergenekon ve Balyoz gibi davalarla askerler hapsedilip TSK çökertilirken, Anayasa değişikliği dâhil, “ne istiyorlarsa verilerek” FETÖ operasyonlarında yollar temizlendi!

         Kozmik Oda’ya girilirken, birileri, “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diye sevindi.

         Yüzlerce askerin sahte belgelerle tutuklandığını, ilgililere defalarca anlatan Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner sözünü dinletemeyip istifa etti. Gidişi “Daha Karpuz Kesecektik” başlıkları ve “Askeri vesayeti kaldırıyoruz”  nidaları ile kutlandı!

         Bir genelkurmay eski başkanı (İlker Başbuğ) “silahlı terör örgütü yöneticiliği” suçlaması ile tutuklandı, pek çokları zil takıp oynadı, dönemin Başbakanı Erdoğan “rahatsızlık duyduğunu” söylemekle yetindi!

         Ama ne zamanki FETÖ AKP için de ‘mesele’ haline geldi, “rahatsızlık duymak” söylemi sert eylemlere döndü! Neler mi oldu?

         Başbuğ’un tutuklanmasından sadece bir ay sonra, 07 Şubat 2012’de savcılar MİT Başkanı Hakan Fidan’ı ifadeye çağırdılar. Fidan ifadeye gönderilmediği gibi hemen  ‘MİT mensuplarının soruşturulmasını Başbakan’ın iznine bağlayan’ bir yasa değişikliği yapıldı.

         Başbuğ dâhil, yüzlerce askeri tutuklamış olan özel yetkili mahkemeler için “bunlar devlet içinde devlet oldulardenildi ve kapatıldı. Ancak, bu mahkemeler askerleri yargılamaya devam edeceklerdi. Nitekim devam edip büyük bir iştahla yüzlerce askere ağır cezalar verdiler. Bu cezalar için “Demokrasinin Zaferi” başlıkları atan yandaşlar ve sevinen siyasiler, “TSK’daki FETÖ’cü subayların general olmalarının yolunun tamamen açıldığı” ile ilgili ikazlar için “Hizmet Hareketinin kutsallığı” masallarını anlattılar.

         Her şey çok iyi giderken, 17-25 Aralık meselesi ortaya çıkıverdi! Ve işte ne olduysa asıl o zaman oldu. O ana kadar hizmet hareketinin kutsallığı ve demokrasiye katkısını anlatanlar, birden onları Hükümete karşı darbeye kalkışmakla suçlamaya başladılar. Ve hemen süratle tedbirler alındı.

         Önce polis müdürleri ve savcılar değiştirildi, “Hizmet Hareketi, Paralel Yapı” oldu. En kısa sürede Ceza Muhakemeleri Kanununda değişikliklere gidilerek tutuklamalar zorlaştırıldı, ‘Sulh ceza hâkimlikleri’ kuruldu, HSYK’ya müdahale edilip, yargıdaki görevlendirilmeler kontrol altına alındı.

         Bu arada birden bir pişmanlık geldi ve “Bunlar Milli Orduya kumpas kurdular” denildi! Ve bu söz ile ‘Yüce Yargı’mıza da bir aydınlanma geldi. Büyük bir titizlikle(!) hapsedilen askerler, Anayasa Mahkeme kararları ile dışarı çıktılar.

         Başta, FETÖ’nün hedefi olup hapis yatanlar olmak üzere, pek çok kişi TSK’daki FETÖ’cü üst düzey askerleri isim isim deşifre etti, TSK’ya listeler gönderdi ve tehlikeyi anlattı. Yetmedi MİT de listeler gönderdi. Ama TSK’daki o FETÖ’cülere dokunulmadı 15 Temmuz oldu.

         Yani, her şey gözler önünde ve göz göre göre oldu. Bütün bu olanlar “Kandırıldık, Allah bizi affetsin” demekle unutulsun mu isteniyor?!

         Yoksa şu mudur denilmek istenen?

         “FETÖ meselesi her açıdan oldukça kullanılışlı bir aparattır ancak, onu kullanma tekeli bize aittir. Geçmişte dost olarak biz kullandık, şimdi de düşman olarak yine sadece biz kullanırız. Kimse bu alanımıza müdahale etmesin. Hele hele eski defterleri karıştırarak işin içine bizden birilerini dâhil etmeye kimse kalkışmasın! Yoksa önümüz bahar olsa da Silivri her zaman soğuktur!”

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Gamze ve Gökhan'a mutluluklar
Şifayı su kabağında buldu
Saraçhane dökülüyor!
Kaptan geri döndü!
‘Köylünün daha nesini alacaksınız?’
Kuraklığa 'alternatif' proje
Trakya Birlik 137'nci
Patates-soğan tarlada kaldı!
‘Gerekirse eğitime 1 yıl ara verilir’
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE