ANASAYFA
11 Ağustos 2020 Salı
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
SURİYE’DE İŞLER SARPA SARDI!
Yayın Tarihi: 18 Şubat 2020 Salı, 06:31
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

        Maalesef Suriye’de öyle bir bataklığa girdik ki bir türlü çıkamıyoruz. Daha da kötüsü çıkmaya yönelik bir isteğimiz de yok gibi! Dokuz yılını dolduran bu savaşın da ne zaman biteceği meçhul.

         2016’da New York Times Gazetesi’nin, Suriye’deki savaşla ilgili yayınladığı yazıda şu bilgi yer alıyordu. “Suriye’deki iç savaşta taraflar sadece kendi kaynaklarına dayalı olarak çatışıyor olsa bunun sürdürülebilmesi zorlaşırdı. Birçok iç savaşın ortalama ömrü 10 yılı aşmıyor. Ancak Suriye’deki tabloda savaşan taraflara yabancı ülkelerden destek gelmesi savaşın devamı için kaynak sorununu çözüyor.”

         Yani, Suriye’nin bu hâlde olmasının nedeni ‘Dış güçler’! Hem de öyle bizde her olumsuz giden işin sorumlusu olarak gösterilen soyut dış güçler değil, somut dış güçler.

         Kim bunlar?

         Saymakla bitmez ama biz en etkili olanlarını sayalım: Rusya, Amerika, İran ve Türkiye. Suriye’deki savaşta ülkeler birbirleri ile doğrudan değil, destekledikleri savaşan unsurlar aracılığı ile mücadele ediyorlar. Hemen her ülke kendine müzahir gruplar ile tarafını seçmiş durumda. Ancak durumu en karışık olan Türkiye! Öyle ki izlediğimiz politikamız hem zamanla, hem de sahadaki durumla değişebiliyor.

         Elbette ki buna Türkiye’nin kendisine yönelik algıladığı tehditlerin çeşitliliği sebep oluyor ve bu durum da bizi oldukça zora sokuyor. Zaman zaman cihatçı örgütlerin hedefinde olan Türkiye, bölgede YPG ve Esad’ı kendisine en büyük tehdit olarak algılıyor ve buna göre politikalar yürütüyor. Bunun dışında mülteci akını da ayrı bir sorun.

         Sahadaki politika ve pozisyonumuz ise zaman ve mekâna göre; Amerika, Rusya ve Suriye ile bazen örtüşebiliyor bazen de zıtlık içeriyor. Velhasıl durum çok karışık ve birçok bilinmeyenli denklem içeriyor. Hâl böyle olunca da tek çaremiz çok akıllı bir denge politikası izlemek olmalı.

         Peki, bu denge politikasını yeterince akıllıca yürütebiliyor muyuz?

İşte maalesef bu konuda işlerin çok iyi gittiği söylenemez ve hatta işler artık sarpa sarmak üzere! Geçen aya kadar bir şekilde, Fırat’ın Batısında Amerika ile bir olup, Rusya destekli Esad ile mücadele ederken, Fırat’ın Doğusunda ise Amerika destekli YPG’ye karşı harekât icra ediyorduk. Ancak şimdi İdlib’de ortaya çıkan tablo ile durum çok değişti ve fazlaca riskli bir hal aldı!  

         Düşürülen savaş uçağı sebebi ile Rusya ile yaşadığımız krizi çözüp, Astana ve Soçi mutabakatları ile Suriye meselesinde oldukça iyi bir ilişki yakalamıştık. Böylece Fırat’ın doğusunu istikrarlı ve bizim açımızdan nispeten daha az tehdit içeren bir hale getirmiştik. Ancak şimdi birdenbire durum çok değişti. Aslında birdenbire de olmadı, tehdit adeta geliyorum dedi ve geldi. Ve öyle bir geldi ki yönetilir olması çok zor bir büyüklüğe ulaştı bile.

         İdlib’de on gün içinde iki saldırı ile 13 şehit ve 18 yaralımız var. Esad güçleri bölgedeki gözlem noktalarımızdan dördünün etrafını sarmış, bağlantı yollarını kesmiş durumda. Bölge hava sahasını kontrol eden Rusya ise yaralılarımızın tahliyesi için ilk saldırıda hava sahasını açmışken, ikincide açmadı! Yani Rusya açıkça pozisyonunu Esad yönünde belirledi ve hava sahasını açmamakla da Türkiye’yi engelleyip Esad’a dolaylı destek vermiş oldu. Görünen o ki bu dolaylı destek devam edecek ve korkulan o ki, gittikçe artacak daha da kötüsü düşük çaplı olsa da doğrudan desteğe dönecek!

Bunu engellemek ise Türkiye’nin diplomasi başarısına bağlı! Bu ise çok zor ama imkânsız olmayan bir uğraşı gerektiriyor.

         Amerika, Türkiye’nin şehitlerine “Şehitlerimiz” diyecek kadar kurnazlıkla durumu avantaja çevirmek peşinde. Peki, YPG/PKK’yı desteklediği için karşı karşıya olduğumuz Amerika’ya, ne kadar güvenebiliriz?

         Rusya ile ilişkiler iyice koparsa; Suriye’de durum nereye evrilir, S-400 antlaşması, nükleer santral ve doğal gaz geçiş projelerinin akıbeti ne olur?

         Fırat’ın Doğusunda oldukça sınırlı kalan Barış Kalkanı Harekâtı ne olacak?

         Ha, bir de Libya’ya müdahale çabamız vardı!  

         Açık ve net olan şu ki, tüm bu zorlu meselelerin çözümü için Türkiye her alana gönderebileceği askeri güce sahip değil. Buna göre gücü Türkiye’ye çekip içeride tutarak, diplomasi ile sorunları çözmeye çalışmalı ve Askeri gücü çok elzem durumlarda tek bir bölgede kullanama stratejisini uygulamalıdır! 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Damla Çisem ve Serhat nişanlandı
Kaynana gelin adaş çıktı
Ormanlık alanda mangal yasağı
Mezbelelik deresi
Evde 110, kapıda 220
İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI BAKAN YARDIMCILIKLARI
‘Test uygun imkanlarla yapılmalı’
Nöbetçi Eczaneler
Bu da motorlu damat!
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE