ANASAYFA
03 Haziran 2020 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
İKRAR
Yayın Tarihi: 20 Şubat 2020 Perşembe, 05:14
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Türk Dil Kurumu sözlüğüne bakınca ikrar; 1. Saklamayarak söyleme, açıkça söyleme, 2.Bildirme 3.Benimseme, onama, kabul, tasdik anlamlarına geliyor. ‘Sükût ikrardan gelir’ sözü de susmanın kabul etmek anlamına geldiğini vurgular.

Gezi Davası diye anılan; 28 Mayıs 2013 günü İstanbul Taksim’deki Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesimine karşı çıkan kentlilere yapılan şiddet karşısında tüm ülkede tek adam rejimine karşı bir tepkiye dönüşen olaylardır. Taksim kentlilerce sahiplenilmiş ve ağaçlar ile birlikte adeta bir kent savunması, ülke savunmasına dönüşmüştür. Sosyal tarihte bir sivil hareket olarak kabul edilir. Daha sonra şiddetle bastırılmış biri komiser 8 kişi ölmüş/öldürülmüş, 10 bin dolayında insan yaralanmıştır.

Devamında; Cumhurbaşkanı ve Ali İsmail Korkmaz'ı öldürdüğü için 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan polis memurunun da müdahil olduğu dava açılmıştır. Avukat Can Atalay; ‘dava, AKP seçkinleri ile Fethullahçı çetenin ortaklığının suç belgesidir’ der.

Ve 2013 yılından beri AKP seçkinleri, gerçeği ikrar etmedikleri gibi sükûtta etmeyip aksine ağızlarını her açtıklarında henüz masum olan Gezi yanlılarını karalamış, suçlamış, düşmanlık ve bölücülükle suçlamıştı. Henüz kesinleşmemiş olsa da Gezi Davası beraatla sonuçlandı.

Ne olacak şimdi? Geziye katılanlar ve destekleyenleri sürekli suçlayıp hakaret edenler ya; iki sözcük ile özür dileyecek veya kabul eyleyip artık sükût edecekler.

Tarih buna benzer derslerle doludur. Yunus Emre ne güzel söylemiş; Zulüm ile abad olunmaz, diye. İnsanı umuda yönelten, yaşam pınarı olan da bu cümlede anlatılandır. Ama bu söz aynı zamanda zulme karşı, iftiraya karşı mücadele etmeyi de görev verir.

Bu tür durumlara her yerde her zaman rastlayabiliriz. Kentimizden örnekler de verebiliriz. Son günlerde basından izlediğimiz birkaç durum ile somutlaştıralım.

Kasım ayında bir gün Hasanağa Deresi renkli aktı ve muhtar resmi makamları çağırarak çare aradı. İlgililer, su örneğinin uygun yerden alınmadığı iddiası olsa da, sonuçta dereden örnek su alıp tahlil yaptılar. Sonuç hakkında açıklama yerine sükût hâkim. Bu sükût; derenin kirlendiğine kanıttır. Kirleten teşhir edilmediği, gerekli açıklama yapılmadığı sürece Edirne Katı Atık Birliği’nin (EDİKAB) katı atık tesisini işleten firmanın suçluluğu iddia edilecektir.  Beklenen; tesisi işleten firma, tesisin sahibi EDİKAB, suyu tahlil eden Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü veya yetkilendirilmiş bir yetkili ikrar etsin ki bir daha olmasın.

Resmi ikrarın olmadığı bir konuda Saros sahilleri ile ilgilidir. Geçmişte Saros’da onbir alanda kiralama yaptığını basından duyduğumuz MUÇEV hakkında sükût devam etmektedir. Hepimizin rahatlamak adına koştuğu ve çoğumuzun dinlendiği mekânlarımızın bulunduğu Saros sahilleri, dünyanın en önemli on sahilinden ve kendini yenileyen üç sahilden biri. Mevzuata göre de sahiller halkın. Gelin görün ki bu sahillerin kiralanması gündemde ki buna karar verecek olan; İl Genel Meclisi üyeleri. Basından öğrendiğimize göre Mart ayında görüşülecekmiş. Meclis sükût etmeyip ikrar etmeli. Etmeli ki halkın olan sahiller birilerine peşkeş çekilmesin. İl Genel Meclisi yani ilin yerel parlamentosu, ili ve ile dair zenginlikleri kamu adına, yurttaşlar adına korumakla yükümlü.

Sadece Saros sahillerini mi? Mart ayı görüşmelerine ertelenen 25 Kasım Stadı da kentli adına sükût edilmeyecek bir konu. Tamam, stat kent dışına çıkacak. Bu konu gündeme geldiğinde kentin resmi, siyasi ve sivil kurumlarının tümü burasının yeşil alan ve kent meydanı olması konusunda uzlaşmış idi. Protokol ile bugün TOKİ’de olduğunu bildiğimiz stadı Valilik ne amaçla Özel İdareye ister? Sanırım bunu Mart ayında öğreneceğiz. Keşke öncesinde açıklansa da kentli olarak İl Genel Meclisi toplantısı öncesinde tartışsak. Ancak Meclis sükût etmemeli ve sesini çok net duyurmalı; 25 Kasım Stat alan Kent Meydanı ve Yeşil Alan olmalıdır.

Edirne demiş iken ulaşımı görmeden olmaz. Kuruluşundan beri itiraz edilen, tartışılan, şeffaf olmadığı çalışanları ve ortakları tarafından dillendirilen, kentlinin ve çalışanlarının her daim şikâyetçi olduğu ETUS sonunda mahkeme salonlarına da girdi. 16 milyonluk zimmet…

Mahkemeler doğruyu arayacak ve ETUS yetkilileri hesabını verecekler elbette. Kentliler her zaman yetkililere dertlerini, sıkıntılarını bildirmiş, yerel basın ETUS ve ulaşım kaynaklı sorunları yazmıştır. Yetkililer hep sükût etmiş, inkâr etmiştir. Umarım mahkeme kararı ile her şey ikrar olacaktır.

Yanlışlar, kirlilikler sükût etmeyenler sayesinde açığa çıkmaktadır. Çünkü Yunus dedikçe; zulüm ile inkâr ile abad olunmaz. Gerçek bir gün ortaya çıkar. Bırakalım yetkili makamların sükûtunu, onların sükûtu ikrarlarıdır. Haklı olanlar, haklı olduğuna inananlar sükût etmemeli, her konuda ses vermelidir. Ki kurumların hatalarını da önlemiş, demokrasiye varışı hızlandırmış oluruz.

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE