ANASAYFA
28 Kasım 2021 Pazar
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Gönül UYANIKTIR / Günce
Günde üç öğün yenir… Nedir, nedir!?
Yayın Tarihi: 20 Şubat 2020 Perşembe, 05:15
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

İlkokul yıllarımda, her gün Amerikan yardımı süt tozundan yapılma süt verilirdi öğrencilere. Bu sütü isteyerek içen bir çocuk hatırlamıyorum. 
O yıllarda mahallemizde hayvancılık yaygındı. Her iki üç evden birinde hayvan bakılır, hayvan bakmayan da sütü gider komşusundan satın alırdı. 
Üç yaşından sonra et yemez olduğumu ama günde 1 litreye yakın süt içtiğimi anlatırdı annem. 
… Okulumuzun, 'Şükriye abla'sı, öğleden sonraki son derse girdiğimizde süt güğümü ile sınıfa girerdi. Biz de elimizde saplı kupalarımızla karşısında sıralanırdık. Sütümüzü alıp sıramıza oturur, beslenme çantamızı açıp evden getirdiğimiz peynir zeytin ekmek meyve ne varsa yemeye çalışırdık… 
Akşamları sofrada et yemeye zorlanmamdan sonra, yaşadığım ikinci travma bu süt içme saatleriydi. Öğretmenimiz, masasında otursa da kimin ne yaptığını izlerdi. Herkes sütünü içmeye mecburdu. Sütünü içmeyen olursa arkadaşları tarafından hemen jurnallenirdi. 
Birinci sınıfta sıra arkadaşım, daha sonra başka bir kente taşınan Bilge'ydi. O Bilge, bir gün kupasını düşürüp kırdı ve bunun için de beni suçladı. Kırdığı kupaya bir de fiyat biçti ki, benim bir haftalık harçlığım! Ben o gün, güvenip sevdiğim birinin yalan, iftira ve üç kağıdı ile tanışarak bir başka travma daha yaşamıştım. 
Aslında Bilge benim için bir milattır. Yedi yaşımda, kırılan o kupa  yüzünden suçsuzluğumu bile bile ödemek zorunda kaldığım ceza (bir haftalık harçlığım) gelecek günlerin bir habercisi gibidir.  Sonraki yıllarda hayatıma bir şekilde değen 'Bilge'lere karşı itiraz ve kendimi savunma mekanizmalarımın gelişmesine neden olmuştur. Haksızlıklara karşı, haklı olanın yanında durmam gerektiğini öğretmiştir bir anlamda…
… Sonrasında bir gün, süt eziyetinden kurtuldum.
Zoraki süt içme saatinde istifra etmem bana adeta bir ayrıcalık kazandırdı. Sonraki günlerde, 'sütümü evde içerim' deyip gazoz şişesine doldurmaya ve 1'nci Aliş Paşa Çıkmaz Sokağa gelince sokağın kedilerinin çanağına boşaltmaya başladım. 
Mithatpaşa İlkokulu'nda 60'lı  70'li  yıllara giden bu anekdotu neden yazdığımı da anlatayım. 
Et yemezliğe geçişimden sonra, rivayet odur ki; tarhana çorbası ile hayatta kalmışım. Zaten kendimi bildim bileli tarhana favori yemeğimdir. (Kuru fasulye ve pilav daha sonra gelir) Önce babaannemin, sonra annem ve yengemin şimdi de kardeşlerimin ve kendimin yaptığı tarhananın üstüne yoktur.
Tarhanayı eylül başında, sebzelerin en kaliteli en olgun halinden yapar ve asla kurutup un haline getirmem. Un halinde ufalanan tarhana bir süre sonra gerçekten de un olur, rengi ve lezzetini kaybeder.  Bez ya da naylon torbada ve kapta saklandığı için de bayat bayat kokar. 
Oysa benim bol acılı tarhanam hala dün yapılmış gibi taze. Çünkü buzdolabımın en mutena köşesini, cam kavanozlara koyup, ona ayırıyorum.  Ama gözüm o kadar doymuyor ki, buzlukta kara gün için ayırdığım zulalarım yaz-kış emrime amade...     
Hayatta sevgimin değişmeyip ilk günkü gibi sürdüğü ender 'şey'lerin başında tarhana gelir. 
Ama yine de gazetelerde okuduğum bir haberi doğrusu garipsedim. Edirne Valiliği, "Sağlıklı Nesiller Tarhana ile Büyüyor" sloganıyla 4 okulda bir proje uygulamaya koymuş. -Neyse ki- Bu yerli ve milli proje kapsamında 8 hafta boyunca bin 100 öğrenciye tarhana ikram edilmeye başlanmış. 
Bu okullardan ikisi Mithatpaşa ilk ve Orta Okulları. (Yani benim okulum) Pilot seçilme nedenini bilmiyor, sadece tahmin yürütüyorum. 
Yeniimaret bir dönem Edirne'nin yerli ve köklü aileleri ile eşrafı ve esnafının oturduğu semtlerden biriydi. Ondan öncesinde de genelde asker ve saraya yakın işleri görenler yaşamış. Şimdilerde mahallesine sadakatle bağlı ve komşuluk ilişkileri içinde olmayı tercih eden insanlar burada. Ayrıca köylerden de hayli göç alıyor. Köyden gelenler öncelikle şehrin bu kenar semtlerinde tutunup, uyumlanıyor.  
Gelelim tarhana projesine… Aslında fena fikir değil, ama proje hiç değil. Aklıma geldi yaptım gibi bir şey. Neden mi!? Proje olsa bir alt yapısı, bir hazırlık süreci falan olur. Çocukların sağlıklı gelişimi için, tarhana yapım işleminden önce proje aşamaları hem hijyen hem kullanılan ürünler hem de saklama koşulları açısından izlenip takip edilir.
Yoksa tarhana her zaman yapılır, basarsın salçayı unu, soğanı, yoğurdu, koyarsın mayasını, bir hafta sonra al sana tarhana… Önemli olan sağlıklı sebzelerden ve en olgun oldukları zamanlarda yapılması. 
Neyse, madem proje demişler öyle olsun! 
… Bize içirilen Amerikan yardımı süt tozlarının zararlarını bugün konuşabiliyoruz. 
Süt tozundan  50-55 yıl sonra geldiğimiz noktanın tarhana çorbası olması bana ironik ve trajik geliyor. Sanki çok da fazla yol almamışız gibi…
Ama kendimden biliyorum; tarhana dünyanın en lezzetli yemeklerindendir.  Bu yaşıma kadar tarhana ile yaşadığıma göre sağlıklı olduğu  tartışılmaz. İyi tarafları da var. En azından Amerikan Yardımı süt tozları ve etler gibi ithal değil, yerli ve milli! Yani bir 50 yıl sonra yararını zararını tartışmaya gerek olmayacak. Çünkü tarhananın tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eski. Ama bir de Trakya tarhanası var ki, başka hiçbir yerdekine benzemez.    
Çoğu evde sabah akşam günde iki öğün yendiğine de şahit ispat gerekmez. Bir kap da okulda içilmiş çok mu!? Sahi fazlasının bir zararı olur mu, bak bunu cidden merak ettim şimdi!

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Engelli asansörü yaptırılacak
Belediye gayrimenkul kiralayacak
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Marküteri Parke

Böcek İlaçlama