Son aylar, son günler, benim için yaşamımın en acı günleriyle dolu… Ocak ayı içerisinde önce anam rahmete erdi. Geçtiğimiz Cumartesi de Ozan Nebi Dadaloğlu’nu topragın soğuk derinliklerine, sonsuzluğa uğurladık…
1934 yılında doğan şair –yazarımız, 78 yıllık ömrüne çok şeyler sığdırmıştı… Bu büyük yazar ne kadar yerel basınımızda yer aldı, tam bilemiyorum…
Geçen yıl gazetemizde yer alan, “Şehrimizde yaşayan şair ve yazarlar kimler?” adlı köşe yazımın ilk konuğuydu. Hayatından, şiirlerinden ve yaşama bakış açısına köşemde yer vermiştim…
Yaşamının son Cuma gecesi, Dadaloğlu ve birkaç arkadaş aynı kahvede buluşmuş, aynı havayı solumuştuk… Simit Sarayı'ndan aldığım o sıcak simitleri ne guzelde yemiştik… Çayların da ayrı bir damak tadı vardı… Cumartesi sabahı Dadaloğlu’nu kaybetmiştik. Sonsuzluğa uğurladığımız yazarımız şiirleriyle hep var olacak… İyi ki seni tanıdım Dadaloğlu… Sizleri, 13 Ekim 2011 tarihindeki yazımla başbaşa bırakıyorum…
***
“Şehrimizde yaşayan şair – yazarlar kimlerdir “diye bir soru aklınıza geldi mi hiç?
Kendi adıma bu konuyu araştırmaya başladım… Bunlardan ilki, bir zamanların dergi ve kitaplarında “Köye giden aydınlık yolun Efsane kahramanı “olarak adlandırılan Ozan Nebi Dadaloğlu, şehrimizde yaklaşık 10 yıldır yaşıyor… O, aynı zamanda emekli bir öğretmen… Dünyanın insanlaşma ve uygarlaşma kaygısı duyulan her yerinde ve tarihin her döneminde öğretmenlik mesleği ve öğretmenler saygın bir yer edinmişlerdir.
Bir gün kahvenin birinde, onunla, karşılıklı çay içme fırsatı buldum… O'nu daha önce şiirlerinden ya da hikayelerinden, mutlaka tanıyanımız vardır… Eskiler bilir “Karnı büyük koca dünya” adlı şiiri bestelenmiş ve bir zamanların efsane şarkıları arasına girmiştir…
Şiirin ilk dörtlüğü;
Karnı büyük koca dünya
Keder dolu acı dünya
Ne gül koydun ne de gonca
Yedin yine doymadın mı
…
***
Gençlerimize şiir sevdiren şairlerimizden biri olan Ozan DADALOĞLU (Şair), aynı zamanda Köy Enstitüleri'nin yetiştirdiği yazar ve ozanlar arasında yer alır…
Nebi Dadaloğlu’ nun hayatından çoğu kitap ve dergi çeşitli şekillerde yazsa da, kitabın birinde kendin şöyle bahsediyor;
“Bilinmez doğduğum yıllar
Sığır güttüm bir zamanlar...
Babam gıtlık yılı, anam da Beyin gızının gelin olduğu yıl doğduğumu söylerler. İki yıl aşağı, üç yıl yukarı. Doğduğum yer, Pazarören'e bağlı Dadalı Uşağı, (Dabalan Uşağı, Alagazili, Gazi) köyü olarak anılır.
Babam Fakir Cuma
Öz malı:
Guyruksuz öküz, gulaksız eşşek
Gavlanimş geçi, yoluk koyun
Şal yorgan, ot döşşek
İki parça bakır gap,
Doktur görmeden öldü...
Üç yıl guzu, üç yıl davar, iki yıl da köyün sığırını güttükten sonra; Çukurova'nın Gızılomarlı köyünde babam dutma, analığım evdeci ben ise ağaların bövelek tutan öküzlerini güttüm.
Kurtuluşu Pazarören Köy Enstitüsü'ne girmekte buldum. Asarcık, Ağırnas, Reşadiye köylerinde Başöğretmenlik yaptım...” diye devam eder hayat hikayesi...
Şiir kitapları, Öykü kitapları, Dilbilgisi kitapları ve çocuk öykü kitapları olan
şairin, 1980 öncesi yayın evi de varmış…
***
Ben onu tanıdığım için çok memnunum, fikir dünyamıza katkıda bulunan şairimiz, özellikle sol ve emekçi kesim tarafından şiirleri dillerden düşmemiştir. Kendilerine uzun ömür diliyorum.. “Memmedim hayelliyor” şiirinden alınan, küçük bir dörtlükle yazımı bitirmek istiyorum…
…
Avradın elide nasırlı yara
Ağlardan getirir beşon pangunuıt
Birgün gözlerine çekmiş bir sürme
Çifte davul, vurdurduğum nerede?
***
Sağlıcakla kanlın!
Kaynak:
http://nebidadaloglu.blogspot.com/2009/04/yasam-oykum.html
http://dostsever.wordpress.com/2008/12/15/dadaloglunun-hayati-ve-eserleri/