ANASAYFA
03 Haziran 2020 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
YAŞANMASIN DİYE DİNLEYİP OKUMAK
Yayın Tarihi: 05 Mart 2020 Perşembe, 06:11
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Anlatılmaz, yaşamak gerekir, derler ya Edirne'de Yunanistan sınırında yaşananlar anlatılsın da yaşanmasın. Gidemiyorsanız, gitmiyorsanız olsanız da gidenleri, yazanları, anlatanları dinleyin ve okuyun derim. Dinleyelim ve okuyalım ki bir daha yaşanmasın.
'Uykuya yatamam, uyuyamam gayri' diyorsunuz ama bir süre sonra yatıyor ve uyuyorsunuz. 'Bu çocuk sütünü içmeden benim boğazımdan bir şey geçmez' diyorsunuz, bir süre sonra karnınızı doyurabiliyorsunuz. İnsan, nihayetinde alışıyor mu ne?
Buna benzer duyguları yaşıyoruz bugünlerde yaşıyoruz kentimizde. 2015 yılında da ülkeyi yönetenlerin söylemleri sonucunda sığınmacı insanlar umutla dolmuştu kentimize. Olmadı. Umutları döndü Edirne'den. Aradan geçen beş yılda değişen bir şey olmadı hiç. Çocuklar yine aynı, anneler yine aynı, babalar yine perişan. 2015'te daha donanımlı, bakımlı olan insanlar bu kez daha yoksullaşmış.
Dünya'da yoksullaştı bu süre içinde ve hele ülkemiz, dünyaya göre daha da yoksullaştı. Savaşa sürüklenen her ülke insanı gibi. Sınır boylarına sığınmacı olarak gelenlerle 'yoksulluk kardeşliği' içindeyiz. Kardeşliğimize bir kardeşlik de göçmen olmamızdan geliyor aslında. Biz de göçmeniz. Kaçımız bu kentin binyıllardır yerlisiyiz ki?
Dünyada yoksulluğun, açlığın, cehaletin bitirilmesi adına kurulan onlarca örgüt var iken bu çocukları, anneleri, babaları bu soğuk günlerde sınır boylarına, tellerin önüne getiren umudu kimler, neden veriyor?
Bu çocuklar okulunda, kreşinde, oyun parkında olmalı iken, akşamları aile büyüklerinin masalları ile büyümeli iken geleceğini; hiç kalkmayacak olan dikenli tellerin kaldırılmasına bağlayan kandırılmışlık neden?
Pazar günü Pazarkule'de sığınmacıların alanına gidip gazeteci dostlarla buluştum. Gün boyu Pazarkule'den Doyran'a kadar gözlem yapıp durduk. Bir gazeteci ile gelen sosyalist bir arkadaş ile tanıştım. Gazeteci arkadaşının aracına attığı yedi sekiz poşet dolusu yiyeceği getirmişti. Getirdikleri özellikle çocuk ve kadınlara dair eşya, yiyecek, içecekti. Güvenlik görevlileri bizi sokmadılar alana. O da giremeyecekti. Öyle sandık. Ama o; kendisini 'insan' yapan o sosyalist kimliği ile giremeyeceğini bildiğinden ve getirdiklerini çocuklara ulaştırmak zorunda olduğundan; 'Ben Ak Parti'den geliyorum' dedi ve sahaya girdi. Getirdiklerini dağıtmış ve bir süre sonra geldi ki eksikleri belirlemişti bile. Hemen Karaağaç'a gitti ve elindeki listede yazdıklarını gücü yettiğince tamamlayıp aynı yöntemle yine girdi sahaya. Bir süre sonra Karaağaç'ta buluştuk. Çocuk ateşini düşürecek bir ilaç bulması gerekiyormuş çünkü ateşli bir çocuk varmış. Günlerden Pazar ve Karaağaç'ta tek eczane varmış ki nöbetçi değil.
Bir şeyler yedik. Bu arada da sohbet ettik. Bir köpek besliyormuş on yıldır. Sonra evlenmiş ve dört yaşında bir kızı varmış. Tellerin boyunda, ormanın içinde, soğuk toprak üzerinde gördüğü her çocukta kızını görmüş gibi anlattı. Nasıl bulacaktı çocuk ateşini düşüren ilacı?
Çocuklara yardım için hayatını adadığı, cezaevine düştüğü düşüncesini söyle(ye)meyip iktidar partili olduğunu beyan ederek yardıma koşan bu kişinin acısını kim yaşayabilir? Ama o çocuklara yardım edebilmek adına iki kat acı çekmeyi göze alabilmişti.
Bakın çevrenize, aslında az değil bu tür insanlar. Kimseye de belli etmez ve kimseyi de zorlamaz kendi gibi olmaları için. Konuşmamızda bizlerin de duygularını ve çalışmalarını gördüğü için Edirnelilerin yardımseverliğini samimi bulduğunu söyledi. 2015 yılında da hemen koşmuş ama o zaman kızı yokmuş daha.
Çocuk Hakları Evrensel Beyannamesi var her ülkenin kabul ettiği.  Ülkeleri yönetenler, karar vericiler beyannameye göre karar alsalar bu acılar yaşanır mı?
İşte bunun için lanet ediyorum bu yüzyıla. Teknolojinin geliştiği, bilimin her şeyi üretebildiği, ekmeğin de, suyun da tüm insanlığa yettiği dünyada bu insanlık dramı yaşanıyor ise bu tarihi de bu tarihi yazanları da kabul etmiyorum. İnsanları sınırlar içine hapsedip ülke dediler. Şimdi ülkeleri dağıtıp zor koşullarda çoluk çocuk, yaşlı hastalıklı ülkeden ülkeye geçiş/kaçış umudu pompalanıyor. Dünya düzeninin iflas ettiği andır bu anlar. Bu çöküşten yeni bir 'insani' düzen çıkmazsa ona yanarım.
Ve değişecek, insani bir düzen kurulacak sanıyorum. Çünkü binlerce yıllık düzenin insanlığa mutluluk getirmediğini, getirmeyeceğini bir kez daha gördüm. Çözümü de gördüm. Hayatında bir kez bile yalan söylememiş bir insanın, uğruna cezaevine girdiği ideolojisini söyle(ye)meyip, yalan bilgi ile sığınmacı çocukların yanına girerek onlara yardım etmek sorumluluğunu taşıyan sosyalistin 'insanlığı'dır çözüm.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE