ANASAYFA
01 Nisan 2020 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Gönül UYANIKTIR / Günce
Şalterleri kapalı
Yayın Tarihi: 05 Mart 2020 Perşembe, 05:53
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Edirne 30 yıl aradan sonra bir göç dramına daha sahne oluyor. Bu kez  ülkemize gelenler değil, ülkemizde konaklayıp Avrupa ülkelerine gitmek isteyenler söz konusu. 
Üstelik mevsim kış ve gitmek isteyenler için gitmek istedikleri bütün kapılar kapalı. Hiç bir umut olmasa da soğukta aç susuz ve uykusuz milyonda bir umudun peşini kovalıyorlar. 
Otuz yıl önce Bulgaristan'dan göçenler, - ki çoğunun Türkiye'de, bir yakını tanıdığı vardı-  insancıl bir yaklaşım, bir tas sıcak çorba bir kap yemek ve barınacakları birer çadır bulabildiler. Hemen hemen hepsi en hayati birkaç parça eşyasını yanında getirebilmişti. Üstelik mevsim uygundu. Kapıkule'ye kara ve demiryolu ile ulaşıp umut ve sevinç gözyaşlarıyla 'anavatana geldik' diye ayak bastıklarında, geride bıraktıkları ile günün birinde buluşma umutları vardı.
Umut ettikleri gibi de oldu. Ülkelerinde koşullar değişince çoğu Bulgaristan'a geri döndü. Dönmeyenler ise zaten o süre zarfında kendilerine yeni bir hayat kurmayı başarmıştı. Çünkü ortak bağlarımız vardı. Dil diye bir sorunları yoktu, aynı kültürden geliyorduk. Şimdilerde, yani sorunlar ortadan kalkınca çifte vatandaş olarak her iki ülkeye ait ortak bir yaşamı içselleştirdiler. 
Oysa şimdi tersine göçün umut yolcularının dün'leri ve geride bıraktıkları dünyanın öteki ucunda…. Yani sadece bu an'a  ve bugüne sahipler. Ve sadece kendilerine ne getireceği belirsiz 'yarınlar'ı  umut edebiliyorlar. Onların kavuşma görüntüleri, mutluluk gözyaşları yok.  Sadece tek bir düşünce, tel örgüleri aşarak karşıya geçebilmek, sonrası yok! Orada ne yaşayacaklarını bilmeden, karşılarına çıkacak insanların insafına kalmış umut kırıntılarına rağmen gitmek istiyorlar. 
Daha iyi insanca bir yaşama, kavgasız gürültüsüz, savaşsız bir dünyada var olmaya, o dünyaya ait olmaya dair düşlerinin peşini bırakmıyorlar. Başlarına gelecek ölüm dahil- her sonucu göze alarak en insani hakları olan yaşam haklarının izini sürüyorlar.
Dünyadaki tüm insanların hakkı olanı, onların ve hepimizin talepleri olanları istedikleri için suçlu olabilirler mi!? 
Ama öte yandan herkesin bildiği bir gerçek var ki, hiç bir ülke bu denli büyük bir göç dalgası ile başa çıkamaz. Bunu önlemenin tek yolu, ülkesini terk etmek zorunda kalan insanlara kendi vatanlarında; bugün ölümü göze alarak peşine düştükleri ortamı sağlamak. En kalıcı, gerçekçi ve dengeli çözüm bu. Bunu sağlamak bu insanların gitmeyi hayal ettikleri ülkelerdeki uyumlarını sağlamaktan çok daha kolay olacaktır. Bugün onlara tüm kapılarını kapatan büyük ve güçlü devletlere düşen de bu barış ortamını sağlamak, ülkelerini tüm yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ve kaynaklarıyla iade edip yaşanası hale getirmek. Yoksa dünyanın bu yöndeki dengesi bozulursa bu asimetrik bir tehdit haline döner ve dünyada hiçbir ülkede refah ve huzur kalmaz.
Bu empati kurarak çözebileceğimiz çok basit bir denklemdir aslında. Uluslararası kurumlar anlaşmalar, paktlar da bunun sağlanması için vardır. Ancak maalesef bazı kurtlar göz diktikleri yeşil otlaklardaki  kuzuların peşindedir ve vahşi güçleri onları avlayıp yerinden yurdundan etmeye muktedirdir. 
Şimdi yaşanan da budur. Birilerinin amacına hizmet eden ve bir türlü adil olamayan uluslararası güçler, birilerini parçalayıp bölmeye sonra da yutmaya niyetlenenlerle kol koladır. Yerinden yurdundan ettikleri insanların boş bıraktığı verimli yeşil otlaklarda dilediklerince tepinirken, o insanlara ne olacağı zerre kadar umurlarında olmaz.  
Ayrıca dünyada birçok ülkenin nüfusuna eşit orandaki göçmeni sorgusuz sualsiz topraklarına kabul eden ülkenin, bir de bu sorunla boğuşmasını uzaktan izlemektedirler. Karşılıklı restleşmeler, sınır kapılarında çoluk çocuk, aç susuz, sıfır hijyen ortamlarda olası salgın hastalıklara açık bu yığılmaların sonucu duygudan yoksun bir merakla beklenmektedir. 
Edirne'nin 30 yıl sonra sahne olduğu bu ikinci göç, sonuçları açısından ilkine göre çok daha vahim görünüyor. İlkinde soydaşlarımızın hedefinde yaraları saran bir ülke vardı. Bugün ise varılmak istenen noktada yaralar açan ve kapıları sıkı sıkı kapatılmış bir dünya var. Ve bu dünyada ortak bir insani duyarlığın yeşermesi daha çok zaman alacak, daha çok acılar yaşanacak gibi görünüyor.    
Ve ülkelerinde refah ve barış içinde yaşayanlar, açlık sefalet ve göçe zorladıkları insanların, kaynaklarına göz dikilerek, talan edilerek kurulmuş düzenlerinde; onların maruz kaldığı dramlara karşı şalterleri kapatmış durumda. Kimse refah ve huzurunun bozulmasını istemiyor. 
Tek dertleri Yunan sınırındaki yığılmaların kendi sınırlarına varmadan durdurulması. Oysa büyüyen asimetrik tehdidi önlemek için barış düğmesine dokunmak gerekir, her ne kadar o düğme şu anda el yaksa da…!

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE