ANASAYFA
11 Ağustos 2020 Salı
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
İNSAN HAYATI EN DEĞERLİ ŞEYDİR!
Yayın Tarihi: 10 Mart 2020 Salı, 05:34
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

         İdlib’deki 33 şehit haberini, Hatay Valisi’ne peyderpey açıklatıp kendisi uzun süre ortada görünmeyen Erdoğan, daha sonraki günlerde, ‘şehitler tepesi boş kalmayacak’ söylemine devam etti ve buna karşı çıkanlara da çok ağır eleştirilerde bulundu. Tam da böyle bir ortamda gittiği Moskova’dan ise İdlib’de ateşkes kararı çıktı.

Hemen şunu da belirtelim ki, bu İdlib’de 14. Ateşkes. Umarım bu sonucu olur ve tüm sorunlar barış içinde çözülür ve sonunda da, başta Suriye olmak üzere bölgemizde ve hatta tüm dünyada bir daha bozulmamak üzere barış egemen olur.

Ama maalesef bölgenin kaderini etkileyen karar vericiler, aldıkları kararlarda insan hayatına çok fazla önem vermedikleri için, amaçlarına ulaşma yolunda, barışı değil savaşı tercih etmekte tereddüt etmiyorlar. Dolayısıyla bundan önceki on üç ateşkes gibi, on dördüncü ateşkesin de kalıcı olma olasılığı çok zayıf! Biz yine de ateşkesin bu kez başarılı olmasını umut edelim.

         Ateşkes sonrası artık şehit haberleri duymayıp biraz rahatladığımız ortamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan yapığı bir konuşmada şunları söyledi: “Türkiye olarak İdlib'de fiilen operasyon sürdürdüğümüz son 1 ayda toplam 59 şehit verdik. Buna karşılık rejimin 3.400 unsurunu etkisiz hale getirdik."

Bu cümle üzerine ne denir ki?

İlk olarak şunu soralım. Peki, 59 şehit verip ne kazandık?

Türkiye’nin ısrarla sürdürdüğü Suriye politikası açısından bakıldığında, bu ateşkes ile Astana ve Soçi mutabakatları ile elde edilen statükonun gerisine düşüldü.

O halde geriye, Suriye Ordusuna verdirilen zayiat kalıyor! Cumhurbaşkanı’nın hesabı üzerinden olaya bakarsak, bir şehidimize, karşılık 57-58 Suriyeli asker öldü!

Ne acı değil mi, insan hayatını başka insanların miktarı ile kıyaslamak!

         Sayın Erdoğan bu hesabı bir de herhangi bir şehidin evinde, yapabilir misiniz?

3.400 değil, tüm Suriye Ordusu yok olsa, o evdeki; ana, baba, eş ve çocuğun bir ömür boyu yaşayacakları acıya karşılık gelir mi?

         Sayın Erdoğan siz değil miydiniz, çözüm süreci boyunca, bu sürece karşı çıkanları “bunlar şehit kanı ile besleniyorlar” diye eleştiren ve hatta suçlayan! Şimdi şehit sayıları üzerinden mukayese yapmak, o dönemki düşüncelerinizle çelişki oluşturmuyor mu? Bu düşüncelerinizden hangisi doğru?

         Umarım bundan sonra şehit haberleri gelmez ve savaşın zaruri olmadığı durumlarda insan hayatı üzerinden tartışmalar yapmayız. Çünkü insan hayatı çok değerli ve hiçbir insanın hayatı bir diğerinden üstün ya da daha değersiz değildir!

         Evet, insan hayatı çok değerli ve geçtiğimiz hafta ülkemizde insan hayatına dair başka bir kriz daha yaşadık ve halen de yaşıyoruz.

         İdlib’deki 33 şehit haberine saha dışındaki ilk ve tek reaksiyonumuz, Ülkemizdeki göçmenlere Yunanistan üzerinden Avrupa kapılarını açmak oldu. Böylece, yıllardır Avrupa hayali ile yanıp tutuşan on binlerce göçmen karadan ve denizden Yunanistan sınırlarına akın etti. Biz kapıları açtık ama Yunanistan açmadığı için bu zavallı insanlar zorla girmeye çalıştılar ve oldukça sert müdahale ile karşılaştılar. Maalesef can kayıpları da yaşandı ve belki daha da yaşanacak!

         Yunanistan’ın insan haklarına aykırı ve insan hayatını tehdit eden, tehlikeye sokan uygulamaları kabul edilemez. Bu aslında sadece Yunanistan, değil tüm Avrupa Birliği için kendi hukukları açısından da kabul edilemez bir durumdur. Sonuna kadar kınanmayı hak ediyor ve ben de şiddetle kınıyorum.

         Ama maalesef bu durumun bir de kendi ülkemiz açısından yarattığı büyük bir sıkıntı var!

Yasalarımıza göre göçmenlerin sınırlardan başka bir ülkeye, o ülkenin izni olmadan geçişine aracılık etmek göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturuyor ve cezası 3 yıldan 8 yıla kadar hapis!

Bu yasaya rağmen, şimdi adeta devlet gözetiminde sınırlara göçmen yığılıyor. Ve iş öyle bir hâl aldı ki, mesela yasal olarak geçiş hakkına sahip Türk vatandaşları Pazarkule Sınır Kapısı’na yaklaştırılmazken, sadece göçmenlerin o bölgeye girmelerine izin veriliyor.

Tüm bu uygulamaların sonucu ise göçmenlerin büyük insani dramlar yaşaması!

         Maalesef yapılan iş, kendi politikalarımız için göçmenlerin, (bazılarının hayatlarına bile mal olan) umutlarını sömürmektir ve asla doğru değildir Çünkü insan hayatı kutsaldır ve hiçbir insan diğerinden daha değerli değildir!

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Hastanede taciz iddiası!
ETUS'ta neler oluyor?
Cennet köşede 'Cehennem!’
Komşuda olağanüstü hal
Yalnızgöz gözsüz kaldı!
e-esnafın kirası yok
Altında tarihi zirve
'Çeltik' stüdyosu
Aramızdan ayrılanlar
Damla Çisem ve Serhat nişanlandı
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE