ANASAYFA
29 Mayıs 2020 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
VATANSIZ!
Yayın Tarihi: 19 Mart 2020 Perşembe, 05:51
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Genelde insanlar için kullanılan bir tanımlamadır vatansız sözcüğü. Dünya genelinde tahminen 12 milyon insan bu durumdadır, yani vatanı yoktur. Bu büyük bir problem olduğu gibi ayrıca bireylerin yaşamlarında da derin etkiler bırakır. Bir ülkeye ait vatandaşların hakları vardır. Ancak bir şekilde ülkesini terk etmiş olup başka bir ülke tarafından kabul edilmeyen bu insanların da hakları vardır. Birleşmiş Milletler 1954 yılında Vatansız Kişilerin Hukuki Statüsüne ilişkin Sözleşmeyi kabul etmiştir.

İnsanlara bir vatan seçme zorunluluğu dayatmak belki bugün için geçerlidir ama yarınlarda bu zorunluluğun kalkacağına inanmaktayım. Çünkü gün geçtikçe toplumlar küreselleşiyor ve ihtiyaçlar değişiyor. Toplumların sınırlarını çizerek ülke haline gelmesi bir süreçtir. İnsanlık her isteyenin her yere serbestçe gidebildiği bir dünya sürecine de erişecektir.

Osmanlıda ticaret azınlık denen Rum, Ermeni, Musevi vatandaşların elindeydi. Ülkemiz insanı olarak bizler ticareti cumhuriyet sonrasında teşvikler ile öğrenebildik. Belirli kurallar kapsamında ülkeler arasında her şeyi alıp satabilme hakkımız var. Hem de belirlenen kurallar veya kendi toplum çıkarlarını gözeterek değil, birilerini anlık kazancını düşünerek. Her türlü malı dünyanın her ülkesinden alabiliyor ve ülke içinde pazarlayabiliyoruz. Bir bakıyorsunuz ülkede mısır varken, alımı yasaklanmışken acil diye bir geceliğine mısır ithal izni verilmiş. Kendi ürünlerimize vermediğimiz ürün desteğini başka ülkeden getirilen ürüne destek bile verebiliyoruz. Her türlü mal ve ürünü dışalım ile ülkeye getirmeyi marifet ve ticari kazanç sanan sonradan görme fırsatçılar sayesinde ülkemiz üreticileri her yılını zararla kapatıyor. Neymiş; ticari serbestlik.

Yani duvarlar her türlü mal ve emtiaya açık. Ama alın terini ile başka ülkede daha iyi yaşamak derdinde olan, her türlü riske alan, vatansızlığı bile tercih etmek zorunda kalan emekçilere yasaktır. Bazen ‘kalifiye’ adı altında istenilen sayı kadar talep yaratılır ki aslında bu ‘insan’ olarak değil tıpkı mal niyetine yapılır. İstenen miktar(!) işçi, emekçi; ‘mal’ tipi ölçüp biçilerek ihraç/ithal yapılır ve sınırlar kapanır.

Bizler geçmişten dersler çıkararak geleceğe insani çıkarlar olarak baktığımızda elbet güzel bir dünyayı kurarız. Hepimizin konusu ne bugünlerde? Sığınmacılar bitti mi? Hayır. Ama gündemimiz virüs. Virüs, istediğimiz kadar kapı, sınır yapalım, kontrol edelim bir şekilde her ülkeye girdi girecek gibi.

Yani virüslerde mal ve emtia gibi vatansızdır. Sermaye sınıfı vatansızdır. Kirlilik vatansızdır. Zehirli bulutlar, yağmurlar, iklim vatansızdır. Sanayi malları kirlilikleri ile vatansızdır. Kuşlar, böcekler, deniz hayvanları vatansızdır. Tel olmayan sınırlarda birçok kara hayvanı vatansızdır. Daha birçok canlı, cansız ismi sayılabilir vatansız olarak.

Sermaye vatansızdır dedik. Kanıtı ülkemiz ve yakın çevremiz; Saros’da Keşan Sazlıdere’ye veya Vize Kıyıköy’e gelen veya gelecek olan doğal gazın vatanı mı var? Ya da madem her şeyi ticari anlamda düşünüp kâr olarak hesaplıyoruz, şöyle soralım soruyu; buradan bizim vatanın kârı ne olacak?

Kazdağlarını, Fatsa ve Ege, Hakkâri’deki dağları, altın arama uğruna yok edenlere izin verenlerin kişisel çıkarları(!) dışında ülke insanımıza, bize ne kârı var?

Kavacık Köyüne yapılması düşünülen OSB’nin köye, köylüye, çevreye kârını düşünelim. Şu anda o topraklarda tarım ve hayvancılık yaparak geçimini sağlayan belki yüzlerce belki binlerce insan varken yerelden 50-60, hadi en çok 100 kişinin iş bulabileceği binaları yapmak kimin kazancına? Ki tarım ve hayvancılığı bitirerek yöre insanının Çorlu, Çerkezköy’e gitmesini sağlayan siyasi karar vericileri de unutmayalım.

Binlerce örnek vererek sadece ticari anlamda yörenin, ülkenin kârına bakarak sermaye ve bizler olarak vatan çıkarını düşünelim. Tüm bu örneklerde kârımız olsa bile yitirdiklerimize değer mi? Sermayenin çıkarı olduğunda sınır yok, vatan çıkarı yok, iş bizlerin çıkarına gelince sınır var, vatan var. İnsan olarak bugün 200 dolayında ülke var ve bir o kadar da ulus. Birbirimiz ile cenkleşerek dünyamızı yitiriyoruz. Vatanımız dünya olunca insanlık ikiye ayrılır ki biri ezenler diğeri ezilenler. Seyreyle o zaman dünyayı. Mutluluk gelir tüm yüzlere. Sadece yüzlere mi? Doğaya, canlılara, evrene…

O nedenle kaldırmak gerek duvarları. Sadece sığınmacıları, emekçileri, yoksulları engelliyor çünkü. Yani sınıf olarak bakarsak; sermaye sahiplerinin sınırı yok; pasaportunu koyuyor cebine ve dünyanın her yerinde kullanılabilen kartları ile dilediği yere gidebiliyor. Yoksul bıraktıkları emekçiler, bizler ise pasaport bile alamıyoruz ki alsak bile kartı nakit kartı değil, borç kartı durumunda.

Bir bütünden baktım Dünyaya / Göremedikçe, yaşayamadıkça benim değil. / Bir pencere açtım kendime / Her kapıya uzansın diye elim / Başladım bu yolda çalışmaya / Ben görmesem de, göremesem de / Benim elimi izlesin geleceğim. / Bir bütünden baktım Dünyaya / Parçaları birleştirmek görevim / Bölünmek çözüm değil yeni sorundur, gördüm / Birleşmek ve insan olmayı öğrenmek gerek / İnsanın vatanı dünyadır / Dünya insanlığındır. / Vatansız değilim yani / Dünya benim vatanımdır.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE