ANASAYFA
01 Haziran 2020 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
ÖRGÜTLENMELERE DAİR -1
Yayın Tarihi: 20 Mayıs 2020 Çarşamba, 05:58
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Dünyada egemenliğini kuran coronavirüs dönemi hakkında elbette bugün gibi gelecekte de çok konuşulacak. Ama sonuçta biz yurttaşlar olarak bildiğimiz bilgiler dâhilinde 'evdekal'yoruz.
Herkes bulunduğu yer ve konumdan farklı düşünceler üretmiştir ki ben de sivil örgütlerin durumu üzerine okumalar, incelemeler yaptım. Özellikle Kent Konseylerini izlemeye çalıştım.
Cumhuriyet; halkın kendi kendisini yönetmesi rejimi değil mi? Ülkeyi idare etmekle yetkilendirdiğimiz kişiler halkın örgütlenmesine olanak sağlayacak ve 'söz milletin' olacaktı. Yaşam boyunca bu bilgi ile doldurulduk.  Ama ne zaman ki kendi kendimizi yönetmeye niyetlendik idarenin yasakları, baskıları karşımıza çıktı. Demek ki ülkenin adına cumhuriyet demek, hakları yasa ve mevzuatlara yazmak; cumhuriyeti, cumhuriyet yapmıyor. Bilmeyenler bir daha anlasın ki idareciler böyle bir özgür ortam sağlamıyor, sağlamaz ve sağlamayacak.
İşte bu nedenle  'halkın kendi kendini yönetmesi' bilgisini içselleştirip hakların mücadele ile elde edileceğini anlamamız gerekiyor. Merkezin meclis olma durumunun yüzüncü yılında bu farkındalığı görmeli ve fark ettirmeliyiz. Bugüne kadar merkezdeki meclisi yerellerde örgütleyememek ve mevzuatların içinde temsili bırakmak bize hiçbir şey kazandırmadı. Çünkü bilgi kültüre ve günlük yaşama dönüşmediğinde rafta duran kitap gibidir.
Örgütlenme öyküsü; ilk toplumlardan beri süren yılların öyküsüdür, bir insan olma mücadelesidir. Her döneme dair öznel koşulları vardır. Bizler geçmişten derslerle bugünden yarına gideriz. 1980 sonrası dünyada yaşanan liberal dayatmalar, ülkemizde ise AB-ABD tipi liberalizm aşamasına geçilemediği için feodal anlayışla kapitalizmi kurma sürecini yaşadık, yaşıyoruz.  Bu zor koşullarda, kültürümüzdeki dayanışma, imece gibi örnekleri de yitirdik.
Kent Konseyleri geçmişin deneyimlerini de kapsayan ve yenilerini de toplumcu bir anlayışla hayata geçirebilen bir örgütlenme aracı olabilir. Kent Konseyleri anlayışlarının ve mevzuatın kendilerine verdiği sorumluluk ile kentlerde örgütlenecek ve insanı, kentleri ve doğayı evrensel haklar temelinde koruyarak gelişimine katkı sağlayacaktır. Ancak son coronavirüs salgını sırasında da gördük ki yetersiz kalınmıştır. Bunun birçok nedeni vardır.
Öncelikle Meclisler ve Konseyler süreçlerinde çok doğru işler yapılmıştır ve yapılmaktadır. Ancak olumsuz anlamda hızla değişen dünya düzeninde diğer sivil örgütlenmeler gibi konseyler de bu hıza yetişememiş gözükmektedir.
Değişik alanlarda mücadele edenler; 'olmadı, başaramadık, bu halk ile olmaz' gerekçeleri ile elbette mücadeleden vazgeçmeyecektir. Amaçlarımız ve anlayışımız doğrultusunda neden daha aktif olamıyoruz,  neden sağlıklı örgütlenemiyoruz, demokratik yaşamı başta kendimiz olmak üzere örgütlerimizde neden hayata geçiremiyoruz gibi sorulara birlikte yanıtlar üretebilmeliyiz.
Her kurum gibi Kent Konseyleri de yeni bir anlayış, yeni bir demokrasi arayışı ve daha güzel bir kent ve kentleşme amacıyla oluşmuştu. Kuruluşlarında bir heyecan ve katılım vardı. Gerek kentlilerin bu heyecandan kopuşu, gerek yönetime gelenlerin yetersizliği konseyleri pasifleştirmiş veya yerel/genel iktidarın görüntüsüne almış olabilir. Veya yerel yönetim; ön açacağı yerde, sivil kurumlarla birlikte olma algısını güçlendirmek adına Kent Konseyleri ve kentin diğer sivil örgütlerini kendi inisiyatifi içinde gösterme çabasında olabilir. Bizler gönüllü olmaktan kaynaklı bağımsızlığımızı koruyarak, idareler ile kurumsal ilişkiler kurarak kentlerde var olmaya devam edeceğiz.
Dünya ile birlikte ülkemizde de yaşanan virüs salgını sürecinde gördük ki amacına uygun örgütlenmiş toplumlar, kendi örgütlülükleri ve devletlerine yaptıkları doğru baskılar nedeniyle salgını hafif atlatabilmektedirler. ABD gibi toplumun bireysel kurtuluşa özendirildiği liberal sistemlerin ise çöktüğü gerçeği söylemlerimizin geleceğe dair doğruluğunu kanıtlamıştır.
O halde ne yapacağız? Gorki'nin dediği gibi 'geçmişin arabaları ile hiçbir yere gidemezsin' gerçeğinden hareketle yeni yönetim anlayışımıza uygun toplumsal yapıları oluşturmalıyız. Ki kent konseyleri bu işlev için vardır.
Salgın sırasında gördük ki resmi makamlar Kent Konseylerini görmemiştir. Çünkü onlar konseyleri, kontrolünde bir yardım kuruluşu, mahallede evlere paketlerle yardım dağıtan kişiler olarak değerlendirmektedirler. Oysa çağdaş yönetim anlayışındaki resmi yönetici sivil örgütlenmeleri karar alma aşamasında katmakla yükümlüdür. Merkezi ve yerel iktidarlar kararlarını siyasi çıkarlarını gözeterek ve hiyerarşik bir şekilde alırken Kent Konseyleri, gönüllü ve bileşenlerinin ortaklaşmasıyla karar almaktadır.
Bu demokratik ilişkilerin nasıl olması gerektiği ve sivil örgütlenmelerdeki mücadelelerde bu güne kadar yaşananlardan çıkardığım dersleri ve olması gerekenleri de bir sonraki yazımda sizlerle paylaşacağım.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Gök gürültülü dolu, sağanak
‘3 ay kira almayın’
Hayvancılıkta döl çıkmazı!
‘Köyünde kendine çalış’
Boyacıdan ayağa hizmet
Altında yükseliş devam
SÜLOĞLU BELEDİYE BAŞKANLIĞINDAN
Su tasarrufunda püf noktası
Hasada yakın takip
‘O nefes sana lazım olacak’
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE