ANASAYFA
04 Temmuz 2020 Cumartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
İsmail DEMİRAY / SALI YAZILARI - ismaildemiray1964@gmail.com 05352588107
1939 EDİRNE'Sİ
Yayın Tarihi: 29 Haziran 2020 Pazartesi, 06:05
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Bedri Rahmi 1938 yılında Edirne dönüşünde arkadaşı dönemin ünlü yazarı Nahit Sırrı Önik'e mutlaka Edirne'ye gitmesini ve orasını yazmasını önerir.
Nahit Sırrı gezmeyi çok seven, gezdiği yerlerden mutlaka bir şeyler yazan üreten, devrinin sevilen yazarlarından biri. Edirne'yi çok okumuş ama bir türlü gidememiştir bu tarihi kente.

1939'un 31 Ocak günü, yağmurlu bir havada Sirkeci'den otobüse sabah biner. Tıngır, mıngır Edirne yolları. O zaman yol önce Tekirdağ'a uğramaktadır. Yolların halini perişan olarak çizer Nahit Sırrı. Hele Lüleburgaz - Babaeski arası bozuk bir toprak yoldur. 
6 saatte varırlar Edirne'ye. Ayşekadın'a bir mezarlık yanından geçerek tek katlı evlerin sıralandığı bir caddeden (Eski İstanbul caddesi) Eski Camii'nin altındaki o zamanlar otogar olarak kullanılan alanda biter yolculukları. 
Otobüsten indiğinde yağmurlu puslu bir hava vardır Edirne'de. Yanından geçen bir çocuğa Süloğlu Oteli'ni sorar. (Bedri Rahmi de orada kalmış, önermiştir.) Saraçlar Caddesi'nin başlarındadır Süloğlu Oteli. (Şu anda İş Bankası'nın olduğu yer) Yanında da Ankara Kıraathanesi. (Vakıflar İş Hanı) Otelin bir tane olan tek kişilik odasına atar kapağı yazarımız, sobası hemen yakılır. Kendisini dışarı atar doğru Ankara kahvesine. Tek katlı içi ağzına kadar Edirne'liyle dolu sigara dumanı ile kaplı bir mekan. Bir çay içer başlar Edirne'yi dolaşmaya.
Saraçlar Caddesi çoğu tek katlı, arada iki katlı küçücük balkonları olan, çoğu kahve, bakkal, muhallebiciler, manifaturacılar ve bir kitapçı dükkanı. Saraçlar'da bir tur atan yazarımız Kaleiçi'ne iner. ”Muntazam temiz caddeler, düzenli bir mahalle, evler bitişik” diye söz ettiği Kaleiçi'ni çok beğenir. Saat Kulesi'nin oralara da uğrar, yağmur bastırınca yine kahveye, camileri dolaşır ayrıntılarıyla anlatır. Karnı acıkınca lokanta sorar, meğerse hotelin yanı kahve, kahvenin yanı da Edirne'nin en ünlü lokantasıymış. Saraçlar'a yüzü büyük bir camekanla dönük, iki katlı bir yer. (Zağralı'nın lokantası mı acaba?) Lokantada iki çeşit yemek seçer karnını doyuran yazarımız oteline dönerek sobayla ısıtılmış odasında kalın yorganlar altında güzel bir Edirne uykusu çeker kendisine. Biten gün 1939 yılının kurban bayramının ilk günü olan Salı'dır. 
1 Şubat Çarşamba günü sabahı karlı bir güne uyanır Edirne. Her yer bembeyazdır. Saraçlar'dan elektrik fabrikasının önüne kadar gelir, biraz ileride hızlı akan Tunca Nehri. Tunca Nehri'nin üzerinden yüzleri yünlü atkılarla sarılı eldivenli amele tipli yoksul insanlar akmaktadır Edirne içlerine doğru. Meriç Nehri'nin bitiminde bir karakol, yanında çeşme, arkasında tren istasyonu. Düzgün çift kaldırımlı Karaağaç yolu. Etrafı devasa büyük ağaçlarla kaplı tam bir “payitaht” yolu.
“Payitaht” yolu Abdülhamid döneminde Edirne'de iki yıl valilik yapan ve Edirne de ölen Antepli Kadri Paşa'nın eseriymiş. “Karaağaç; halen büyük ve muazzam evler, fakat bu ne sessizlik, ne bomboş sokaklar…” diye Karağaç'ı tanımlıyor Nahit Sırrı. Karaağaç'ta istasyon karşısında iki kahvenin de ağzına kadar amele ile dolu olduğunu ve sigara dumanından içine giremediğini beliren yazarımız yürüyerek gittiği Karaağaç'tan yine yürüyerek dönerek öğle yemeğini yine aynı lokantada yedikten sonra yukarılara Kıyık Caddesi'ne vurur kendini. Kıyık Caddesi'nin küçük dar bir caddeden ibaret sağlı sollu kahvehanelerle dolu olduğunu, kahvelerin ağzına kadar insan ve sigara dumanıyla kaplı olduğunu belirtin yazarımız Orta Çukur Mahallesi'nin harap evlerinden, berbat sokaklarından dem vurduktan sonra Bulgar Kilisesi'nin yanından Muradiye'ye doğru iner. 
3. Gün Perşembe. Sabah her yer don tutmuş. Edirne kuru soğuk yüzünü göstermekte misafir yazarımıza. Yorgundur, bir atlı arabaya Sarayiçi'ne. Tüm Edirne'nin alt bölgeleri taşan nehirler nedeniyle sel içindeyken Sarayiçi yürüyerek yazarımız tarafından gezilmekte.  Düşününce şu sonuç mu çıkıyor ortaya? Yıllar sonra yapılacak olan setler taşkınları önlemesine karşın nehirlerde geriye doğru şişmeye neden olmakta, bu yüzden de ilk taşkınlar Sarayiçi'nde görülmekte. 
Yeni İmaret'e giden Nahit Sırrı tek katlı yoksul evlerden söz etmekte. Yürüyerek Selimiye Camii'nin etrafında “Vakur ve oldukça eski olan evler” i gezer, harap durumdaki Arasta'da bir tur atar. 
4. Gün Cuma. Hava güzel, güneşli. Don yok ama her yerde çamur nedeniyle yazarımız bata çıka ilerlemekte Tunca Nehri kenarında Darülhadis Camisi yanı. Her taraf askerle dolu. “Çamaşır yıkayanları, yemek pişirenleri, çömelip konuşanları, dikilmiş konuşanları, konuşa konuşa dolaşanları.” 
Nehir kenarında Bulgaristan muhacırı baba oğlun işlettiği bir yerel kayıkla Tunca/Meriç Nehri turu atar yazarımız. Kayığın için canlı yeni tutulmuş karabatak isimli balıkla doludur. Yazın çok çeşitli balık çıksa da kışın ancak bu tip balık çıkmaktadır Tunca Nehri'nden. Tunca bitince Meriç'le birleştiği yere varırlar. Biraz ileride 300 haneli Bosna Köyü. Akıntı çok olduğu için baba balıkçının önerisi ile Kirişler ile Bülbül Adası arasından altı düz ilginç kayık geri döner, Süleymaniye Camii'nin yanında “Mihal Gazi Köprüsü”nde iner kayıktan. 
Yıldırım semtinden köy havasında bir yer diye söz eder. Yıldırım'dan Yeni İmaret'e doğru yürüyen yazarımız yol üzerindeki camiinin “Bademli Camisi” olduğunu öğrenir ve o andaki duygularını şöyle ifade eder;
“Nihayet evler bitti. Kırlar ve uzakta, ötede kışlalar. Büyük, kimisi mahmur ve kimisi harap, hepsi cesim kışlalar. Hemen hepsi ikinci Mahmut ve torunu ikinci Abdülhamit zamanlarında yapılmış. Edirne bu son padişahın zamanında ve ikinci ordu müşürlük merkezi olup Paşa sayısı da o kadar arttıktan sonra acaba şişman, göbekli, ak veya kır saçlı, yaver kordonlu veya kordondan mahrum kaç paşa, arabaları içinde sarsıla sarsıla ve en yaşlı ve mülahhamları arabalarında uyuklaya uyuklaya, bu yollarda sabah gidip akşam döndüler? Şimdi birkaç çoban koyun otlatıyor, bayram münasebetiyle izinli olup şehre inen neferler geçiyor ve oynaşan çocuk kümeleri var. Artık Sarayiçi'nin karşı tarafına varmış bulunuyorum.”
Edirne'ye gelip de hiçbir meyhaneye gitmeyen yazarımız tercihini camilerde namaz kılarak kullanmasına karşın yine de gece hayatını merak etmiş Edirne'nin. Gece Tunca civarlarında dolaşırken sora sora sinemayı bulur. Önü yazlık olan bahçenin arkasında berbat bir binadır sinema. İçi dolu olduğu için en önde bir iskemlede film izlemeye çalışsa da sıkılır, otelcinin önerisi üzerine Saat Kulesi'nin yanında bir sokakta çalgılı kahveye giderler. Çalgı ekibi üç kişiden oluşmaktadır. Bir saz, bir darbuka ve bir türkücü. Yanık Edirne türküleri dinler, keyif alır. Kahve dolu olmasına karşın, dinleyenler saygılı, sessizdir. Türküler bittikten sonra türkücü bir de kuklalardan neşeli bir tiyatro izletir izleyicilerine. 
5. Gün Cumartesi. Yazarımız son gününü Selimiye ve Halk Evi kütüphaneleri ziyaretleri, kütüphanelerden ayrıntılı bir şekilde söz etmekte, eski ve yeni olmak üzere Selimiye kütüphanesinde dört binin üzerinde kitap olduğunu belirtmekte. Halk evini gezen yazarımız en keyifli gezilerini Selimiye Camii'nin etrafındaki eski, ahşap evlerin olduğu, dar ve dolambaçlı sokakları gezerek elde ettiğini özellikle vurguluyor satır aralarında. 
Yazarımız bu Edirne gezisi sonunda 1941 yılında kitap olarak yayınlatıyor bu çalışmasını. “Bir Edirne Seyahatnamesi” ismi altında. 
Ben bu kitabı Trakya Üniversitesi Edirne kitaplığı bölümünde tesadüfen buldum. O yılları bu kadar ayrıntılı ve net anlatan bir kitap olması Edirne tarihine meraklı olanlar için büyük bir şans diye düşünüyorum. 
Not; Edirne'nin yerel tarihinin en büyük yazarlarından Ayhan Tunca'nın da bu kitapla ilgili çok özel bir çalışması vardır. İlgilenenler bu kitabı da TÜ Edirne kitaplığında bulabilirler. 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
ETUR kamusallaşıyor
OİM kapılarını açtı
Otellerin gözü kapılarda
Sıcakta ekmek mesaisi
Salgında ‘moralize’
Edirne'de tozdan sis!
Ata mirası tohumlara hasat
Siğilli bamyasına üniversite eli
Aksal'dan Karaismailoğlu'na ziyaret
evinibizesor.com hizmette
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE